Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kurucusu olduğu AK Parti'nin başına dönmesi, 2017 yılının ikinci yarısı ve 2018 yılını kapsayan yeni bir "Yol Haritası" hazırlanacağını açıklaması piyasaları heyecanlandırdı. Türkiye'nin önünde 2019 yılına kadar uzanan "seçimsiz dönem" bulunması, ekonominin öncelik kazanması, programın yenileneceği algısı, gündemi pozitif etkiledi. "Yeni bir öyküye ihtiyaç var" diyen küresel yatırımcılar da dikkatlerini Türkiye'ye çevirdi.
Nitekim son onbeş gün içinde Ankara, uluslararası yatırımcıların ziyaret merkezine dönüşmüş durumda. Ekonomi yönetiminde kimlerin görev alacağı, kabinenin ne zaman değişeceği, yeni ekonomik programın çerçevesi ana merak konuları. Başlangıçta kısa vadeli sermaye hareketlerine yatkın fonların ilgisi ile başlayan bu süreç, şimdilerde uzun vadeli yatırımcıların ciddi görüşmeleri ile devam etmekte.
Vatandaşın tüketim harcamalarında geniş yer tutan 20 temel ürün ve gıda maddesinde fiyat spekülasyonuna geçit verilmeyecek bir mekanizma kuruluyor.
Türkiye'de, arz açığı olan dönemlerde, bazı tarım ürünlerinin ihracatına sağlanan navlun desteğinin belli takvim aralıklarında aşağıya çekilmesi, böylece iç pazarda fiyat-miktar dengesi kurulması hedefleniyor.
Türkiye'nin en büyük 5 büyük tedarikçisi rekabet incelemesine alınıyor. Yani, anlaşmalı fiyat oluşumu, bölgesel pazar paylaşımı, hakim durumun kötüye kullanılması gibi ölçütlerle tek tek değerlendirmeler başlıyor.