Türkiye'nin en iyi haber sitesi
OKAN MÜDERRİSOĞLU

Askerimiz... Şartlar... Gereklilikler...

A, hepimizin bağrına saplansa da "ateş düştüğü yeri yakıyor!"
Geride kalan üç-dört aylık bebekler, babasız büyüyecek çocuklar, genç yaşta eşini kaybettiği için hayatın tüm yükünü omuzlamak durumunda kalan kadınlar, gözü yaşlı anneler, babalar...
Şükürler olsun ki bu devlet şehidinin emanetine sahip çıkıyor. Maddi, manevi gücünü hissettiriyor. Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet ve istihbarat teşkilatında özel görevli ekipler düzenli olarak şehit ailelerini ziyaret ediyor, hayat yarışına mağlup başlayan şehit çocuklarını bağrına basıyor, milli dayanışmanın örneklerini sergiliyor.
Güvenlik ve operasyonel istihbarat hakikaten oldukça zorlu alanlar.
Bir süredir sahada ve birebir temaslarımda gözlüyorum.
Çok net olarak söyleyebilirim ki FETÖ belası, TSK'nın her düzeydeki komuta kademesine hakikaten büyük zarar vermiş. FETÖ'cülerin kritik mevkilerden ayıklanması, milli ordunun yeniden inşasına ne kadar katkı sağladı ise geçiş döneminde askerlerimizin yükünü de bir o kadar artırmış.
Öyle ki...
Üst rütbeyle yürütülmesi gereken birçok görev, ancak olağanüstü şartlarda olduğu gibi ya vekaleten ya da bir alt rütbeye tevdi edilerek sürdürülür hale gelmiş.
Bu; büyük özveri, ekstra mesai ve dayanıklılık demek.
Hem vatan savunmasında hem de vatana yönelen tehdidin olduğu noktalarda devletin bekası, milletin istikbali için canını ortaya koyanlardan Allah razı olsun...

***

Askerimize dua eder, ailelerine metanet dilerken tabii ki görünür gerçekliği, kimi kararları, ordunun ihtiyaçlarını ve giderilme zamanlamasını da göz ardı etmeyeceğiz.
Eğer yapılıyorsa, açıklanmasında fayda var.
Yok, gerekliliği tespit edilmiş de yerine getirilmesi bekleniyorsa, burada da hızlanma zorunluluğu söz konusu.
Bilhassa operasyon bölgeleri ile hava ve doğa şartlarının riskli olduğu yerlerde askeri helikopterlerimizin teknik donanımlarını daha da iyileştirmek durumundayız.
Belli meteorolojik verilere ve güvenlik uyarılarına sahip olsa da askeri helikopterlerimizde görerek uçuş yapılmasını veya pilotaj kabiliyetiyle olası açıkların telafi edilmesini yeterli görmemeliyiz.
Ayrıca...
Merhum Osman Erbaş paşamızın, çoktan ordu komutanlığına atanabilecek liyakat, askeri deneyim ve kıdemde olduğunu ama değerlerinin gerisinde, kolorduda tutulduğunu unutmamalıyız.
Yerli ve milli savunma sanayinin geliştirilmesini önemseyen, kariyerinde kesintisiz biçimde FETÖ'cülerle, kanun ve askeri disiplin dışı kişilerle mücadele eden Osman Paşa ayarında general ve kurmay subay bulmanın şu an için kolay olmadığını akıldan çıkarmamalıyız.
Ve bence artık tam vaktidir!
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu, silahlı kuvvetlerin güncel durumunun fotoğrafını çekmelidir.
Böylece TSK'daki FETÖ tahribatının düzeyi, FETÖ temizliğinin boyutu, FETÖ sonrası ordunun performansı, halihazırdaki insan kaynağı, orta ve üst rütbedeki personel planlaması, teknik donanımı, iyileştirilmesi gereken alanları ve öncelikleri büyük resimle ortaya konulabilir.
Biliyoruz ki en küçük rütbeliden en üst rütbelisine kadar TSK mensupları, gerektiğinde birkaç kişinin yükleneceği görevi kendisinden ve ailesinden fedakarlık yaparak tek başına yerine getirmekte. 15 Temmuz hain darbe girişiminden 45 gün sonra Suriye sahasında dünyayı şaşkına çeviren harekatı başarabilmekte. İmkansız denilen anlarda ve sınırlarda, benzeri nadir görülecek stratejik sonuçları elde edebilmekte. Askerimizle gurur duymak için ne kadar çok sebebimiz varsa, onların şartlarının iyileştirilmesi için o kadar çok sorumluluğumuz da var.

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA