Türkiye'nin en iyi haber sitesi
OKAN MÜDERRİSOĞLU

Formatlanan ekonomik model ve AK Parti’nin iç sesi...

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın yakın tarihteki o sitemini sanırım hatırlarsınız...
"Bu faiz yükünü milletin sırtından kaldıracağız. Geçmiş dönemde buna inanmayan arkadaşlarımız vardı!"
İşte bu cümle kilit!
Neden?
Çünkü AK Parti'nin yetkili organlarındaki iç sesi yansıtıyor da ondan...
Yani, ne demek istiyoruz?
Meramımız o ki...
AK Parti'de, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, yazılımını yenilediği ekonomik yaklaşım konusunda yapısal dönüşümün ayak sesleri duyuluyor.
Düne kadar AK Parti içindeki değerlendirmelerde "Faiz sebep-enflasyon neticedir" denklemine karşı duruş olduğu, hatta bu formülün uygulanabilirliğinden ziyade, neden sonuç alınamayacağına ilişkin argümanların ileri sürüldüğü anlaşılıyor. Peki, bu kez değişen ne?
Parti kadroları, Cumhurbaşkanı'ndaki kararlılığı ve sonuna kadar gitme azmini kabullenmiş görünüyorlar. Haliyle, "Liderimiz bir hedefe kilitlenmiş durumda. Bundan sonra bize düşen, onun yükünü almak ve yardımcı olmaktır. Şimdiye kadar girdiği mücadelelerde de zaman zaman yalnız kaldığı oldu ama sonunda O, hep haklı çıktı. Bu mücadele de zorlu, sonuna kadar arkasındayız!" diyorlar.
Bu iç sesin tonu, görünür gelecekteki siyasal davranış kodlarını da belirleyecek kadar hassas. Zira karnından konuşanlar ile açıktan tavır takınanlar arasındaki fark giderek belirginleşecek. Tabii bir yanlış anlaşılma olmasın. "Kur-Faiz ikilemi" noktasında kaygı beyan eden isimler de Cumhurbaşkanı'nın mutlak neticeye ulaşmasını önceliyorlar. Lakin onların, hatta pek çoğumuzun klasik ekonomi bilgisinin ötesinde bir düşünce biçimine ihtiyaç olduğu çok açık. Evet, ekonominin belli kuralları vardır. Fakat ekonomide tek bir doğru model yoktur. Model elbette değiştirilebilir. Hep dediğimiz gibi böyle anlarda...
* Titiz süreç yönetimi, * Etkili iletişim politikası, * Kitleleri ikna, * Devletin mali imkân ve kabiliyetlerini kullanma, * Düzenleyici ve denetleyici rolünü hatırlatma, * Programa sivil toplumdan destek kazanma çabası ön plana çıkar.
Niçin?
Çünkü faize dayalı bir piyasa düzeninde, birden çok faiz değişkeni de varken, faiz ile kurlar arasında yıllara dayalı katı bağlar da kurulmuşken kısa vadede toplumsal maliyeti üstlenmek gerekebilir. Ki hali hazırda az miktarda ekonomik, fazlasıyla taktik ve yer yer psikolojik faktörlerin iç içe geçtiği sıcak olaylar dizisi yaşıyoruz.
Enflasyon ile fiyat artışının karıştığı bir dönemden de geçiyoruz. Tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarının sistematik olarak arttığı enflasyonist ortam ile sadece belli mal ve hizmetlerde gözlenen fiyat hareketlerine karşı üretilecek reçeteler birbirinden ayrışmak zorunda.
Ayrıca maliyet enflasyonu ile talep enflasyonu da aynı anda baskısını hissettiriyor. Bir diğer anlatımla... Yüksek faiz yoluyla talebi kısmak, çare olmaktan çok uzakta duruyor. Nitekim "faizi artır, kuru düşür" tahterevallisinde (yabancı) sıcak para girişi artıyor, ucuz ithalat hızlanıyor, yerli sanayii vuruyor, yatırım ve istihdam patinaj yapıyor, yabancı sermaye belli tarihlerde kar realizasyonu gerçekleştiriyor, ardından kuru yeniden yukarı çekiyor, her seferinde ülkeden kaynak transferi oluyor ama bize bir şey kalmıyor.
Gelinen aşamada...
Yeniden format atılan ekonominin işleyişine odaklanmak, tıkanıklıkları aşacak yol ve yöntemleri izlemek zorundayız. Ve maalesef, cari sıkıntılar ile orta vadedeki kazanımlar arasında bocalayan tabanda muhalif, hatta düşman unsurlar, dezenformasyon başta olmak üzere her türlü oyunu kurmaktan geri durmuyorlar!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA