Türkiye'nin en iyi haber sitesi
OKAN MÜDERRİSOĞLU

İki etaplı kampanya ve İttifak stratejileri...

AK Parti'nin dün gerçekleşen grup toplantısından hareketle "bir bilgi, bir gözlem ve bir tespit" paylaşalım.
Bilgi... Başörtüsüne ve aileye güvence getirmeye dönük anayasal düzenlemenin bir sonraki döneme bırakılması kararlaştırılmış.
Gözlem... AK Parti kadroları için asrın felaketi ile başa çıkma ve depremzedelerin yalnız olmadıklarını hissettirme çabası birinci öncelik olarak belirlenmiş.
Tespit... Şu anda aday ve parti bazındaki paylaşımların veya muhalefeti coşturan yorumların erken havaya girmek olduğu genel kabul görmüş. Ramazan'la iç içe geçen seçim kampanyası, deprem bölgesinde sahurdan iftara uzanacak çalışmaların etkisi ile bayram sonrasından Mayıs başına uzanan 20 gündeki siyasal performans, söylem ve ikna kabiliyetinin ise nihai belirleyici olacağı üzerinde mutabakata varılmış.
Tabi burada "Tayyip Erdoğan" faktörüne ayrı bir parantez açmamız gerekiyor. Zira AK Parti kadrolarında -mutat olduğu üzere- "Erdoğan ne yapar ne eder bugünkü karmaşık denklemi de çözer ve seçimi kazanır" havası hâkim. Cumhurbaşkanı ise şartların zorlayıcılığının farkında ve bu nedenle Cumhur İttifakı'nı oluşturan partilerin tüm mensuplarına önümüzdeki iki ay geceli gündüzlü çalışma çağrısı yaptı. Yani, "Erdoğan lokomotif olsun, biz arkasına takılalım" anlayışı ile seçim zaferi beklentisi "rehavete" yol açmakla kalmaz, içeriden ve dışarıdan motive edilen rakip ittifakın layığı kadar ciddiye alınmasına da mani olabilir. Tam da bu nedenle... Herkes asli işine yoğunlaşmak ve meselelere çözüm merkezli yaklaşmak durumunda.
Unutmayalım...
Kur şoku, pandemi şoku, enflasyon şoku, deprem şoku derken... Toplumun psikolojisi çok hassas. Buna bir de seçim ortamının kendine özgü koşulları ile seçmen hâletiruhiyesi de eklendiğinde, "sabırlı, soğukkanlı ve samimi" olunması büyük önem arz ediyor
Nitekim...
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gayreti...
Siyasal kapsayıcılığı artırmayı, depremzedelerin anlık sıkıntılarını hızla çözmeyi, maddi kayıplarını bir yılda telafi etmeyi, halkın genelinin devlete ve hükümete yaklaşımını onarmayı içeriyor. Eş zamanlı olarak memleketin hak, alâka ve menfaatlerinin korunması, Türkiye Yüzyılı Vizyonu'nun canlı tutulması ile muhalefetin her türlü iddia ve dezenformasyonuyla mücadele boyutu da bu kompleks tabloya eşlik ediyor
Ve nihayet...
Erdoğan, "Milletin problemlerini bilen, her türlü güçlüğün üstesinden gelen, kadrosunu ve enerjisini çözüm için seferber eden, yaptıkları yapacaklarının teminatı olan lider" kimliğini sahaya yansıtarak, "mutlaka manada milletin ferasetine güvenerek" sonuç alacağını öngörüyor.

***


Peki, bu arada "Millet İttifakı ne yapıyor?"
Ülkenin farklı yörelerine, yerel nabza göre şerbet verecek taktik isimlerle gidiyor.
Deprem bölgesini kullanarak siyasal muhalefetini diri tutmayı deniyor.
Doğrunun gücünden ziyade negatif algının yıkıcılığından medet umuyor.
İttifaka dâhil genel başkanları, Cumhurbaşkanı odaklı siyasi taarruza teşvik ediyor.
Erdoğan'la ertelenmiş hesaplarını görmeye çalışan iki genel başkanın AK Parti'nin sinir uçlarına basmasına gaz veriyor.
Milli Görüş tabanını bölüyor, mütedeyyin kitleyi yedeklemeyi planlıyor.
Milliyetçi duyarlılığı olan kesimlerin de duyguları ile oynuyor.
Fakat en önemlisi... Terör örgütünün siyasal uzantısı ile -ziyaret görünümlü- pazarlık masasına oturmaktan çekinmiyor. Belli ki Sezgin Tanrıkulu üzerinden HDP ile altyapısı kurulan tavizkâr ilişki biçimine bu hafta sonu beklenen temasla "siyasal meşruiyet" kılıfı giydirilecek. HDP'siz seçim kazanamayacağını bilen Kemal Kılıçdaroğlu ve ortakları, "Hele Erdoğan'dan kurtulalım, sonrasına bakarız" senaryosunu, "demokrasi dayanışması" diye pazarlayacak.
Özetle...
Erdoğan'ın özgün ağırlığını koruduğu, küçük partilerin Meclis'te temsil şansı aradığı, Millet İttifakı'nın ise "ya hep ya da hiç" diyerek siyasal yarışı gerdiği bir döneme giriyoruz.
Dileriz ki kazanan...
"Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet" ülküsü olsun.
Temenni ederiz ki...
"Siyasetin tüm kanatları tarihi yenilenme fırsatını hakkıyla değerlendirsin!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA