Bölgemizdeki ateşi söndürme gayretlerine rağmen geldiğimiz noktada maalesef "kara operasyonu ve NATO'nun geleceğini" tartışır olduk. Askeri literatürde, "stratejik sürüklenme" olarak adlandırılan durumu bizzat yaşamaya başladık. Anlamsız bir savaşın, başlangıçta konuşulan hedeflerin (belirlenen değil!) ötesine geçerek genişlemesi, önü alınması güç maliyetler üretmesi çelişkisi ile karşı karşıyayız. ABD-İsrail'in, İran'a karşı başlattığı savaşta, İngiltere'nin kayıtsız şartsız yer almaması, Başkan Trump ve ekibinin bocalamasının başlıca nedenleri arasında. Bir benzetme ile açıklarsak... "ABD gövde, İngiltere beyindir!" Züccaciyeci dükkânına fil gibi girmekte mahir Amerikalılar, şu an "keskin diplomatik zekâdan yoksun kalmanın" bedeline katlanıyor. Neden? Çünkü bu, "İsrail'in Savaşı!" Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın dün AK Parti Grubu'nda bir kez daha vurguladığı bu hususu, objektif askeri veriler de teyit ed-i yor. Nasıl mı? Kısaca anlatayım...
Savaşın ilk günlerinde ABD ile İsrail arasında net iş birliği vardı. İran'ın kuzey ve batıs-ı nı İsrail, güney ve doğusunu ABD bombaladı. Saldırılar askeri tesislerin ötesine geçerek su arıtma üniteleri, üniversitelerin araştırma birimleri, elektrik trafoları, ilaç fabrikaları, sanayi tesislerine de yöneldi.
Nitekim, askeri çatışma bölgelerindeki verileri derleyen kuruluşların (Armed Conflict Location & Event Dta) tespitlerine göre, 28 Şubat 2026'da başlatılan saldırılarda 30 Mart 2026 sonu itibarıyla bilanço şu şekilde:
28 Şubat-30 Mart arasında 2.387 hava saldırısı düzenlendi. Ki bu sayı bugün 2.500'ü aştı!
Çatışmaların ilk iki haftasında kaydedilen 1.879 bombalama hadisesinin 1.661'i İsrail ordusu, 218'i ise ABD kuvvetleri tarafından gerçekleştirildi.
Saldırılar, İran'ın 31 eyaletinin en az 26'sını kapsadı.
ABD-İsrail saldırılarından en az 73'ü İran savunma sistemleri tarafından engellendi.
Savaş harcaması bir yana ABD, 5 haftada 5 milyar dolar değerinde savaş uçağı, erken uyarı uçağı, tanker uçağı, silahlı insansız hava platformu ve ileri teknoloji radar sistemleri kaybetti.
Ankara, bu tabloya da yansıyan netlik karşısında, ABD dursa bile İsrail'in bir iki hafta daha tek başına bu pis savaşı sürdüreceğini öngördü!
***
Gelelim, işin NATO boyutuna... Bırakın NATO müttefiklerini, ABD Kongresi'nden onay almayı bile gereksiz gören Başkan Trump, ittifak ortaklarına asgari seviyede bilgi sunmayı önemsemedi. ABD savaş makinesi ve küresel ekonomik ortam Hürmüz Boğazı'na sıkıştıkça, Trump müttefiklerini hatırladı ama iş, işten geçti. Hakiki ajandası ve nihai çıkış plânı olmayan bir savaşa girmek İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya'nın işine gelmedi. Gazze soykırımı başta olmak üzere İsrail-ABD patentli saldırganlığa karşı, şahsiyetli duruş sergileyen İspanya, üslerini ve hava sahasını ABD'ye kapatacak kadar keskin önlemler aldı, vicdanlı dünyanın takdirini kazandı. Trump son bir gayretle Körfez petrolüne bağımlı Çin, Hindistan, Japonya, G. Kore gibi ülkeleri, donanmaları ile Hürmüz hunisine sokmayı denedi, yine başaramadı.