Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Cildinizi yeteri kadar li ve canlı tutabilmeniz için nasıl beslendiğiniz de önemli. Ceviz, keten tohumu ve multivitaminler ile cildinizi canlandırmalısınız

Yaşlanma sürecini geciktirebilmeniz için cildinizi hem içerden, hem de dışardan beslemeniz gerekiyor.

1.ADIM: YAPI MADDESİ
Ne yazık ki vücudumuz için gerekli besinleri yiyeceklerden elde etmek her kolay olmaz. Bildiğiniz gibi bağdoku vücudun yapı maddesinden yani GAG'lardan meydana gelir. Bu da kondroitin, dermatan ve en yaygın olarak da hyalüronik asit içerir. Bu maddeleri meydana getirmek için vücudunuz glukosamin adı verilen besini dönüştürür. Vücudunuz glukosamin üretir ama tüm bağdokunuzu yeniden sağlığına kavuşturacak miktarda değil.
Vücudumuzun yeni ve sağlıklı dermis dokusu meydana getirebilmesi için bu yararlı besinin dışarıdan takviye edilmesi gerekir. Günlük 1000 ile 2000 mg. arası bir doz, vücuttaki bağdokunuzun GAG'lar ile güçlendirilmesi için yeterlidir.
Bağdokunun yapıtaşı glukosaminden dönüştürülen GAG'lardan biri olan hyalüronik asit, ayrıca dokularınıza su çekme özelliğine sahiptir. Öncelikli olarak eklemlerde, gözlerde ve en çok da deride bulunur.
Cildinizin doğal lendiricisidir. Bu maddenin kendi ağırlığının bin katı suyu çekme gücü vardır. Bağdokunuzu yeteri kadar nemli, maksimum sağlık ve canlılık düzeyinde tutmak önemlidir. Yaşlandıkça vücutlarımız bu olağanüstü maddeden azalan miktarlarda üretmeye başlar, bu durum ağrılı eklemler ve kırışık bir cilde sahip olmamıza neden olur. Hyalüronik asidin yapıtaşı olan glukosamini beslenmenize ekleyerek vücudunuzun içeriden ve dışarıdan suyla donatılmış, nemli olmasını sağlarsınız.

2.ADIM: AMİNO ASİTLER
Genelde vücudumuz amino asit ihtiyacını kendi amino asit havuzundan veya protein bakımından yeterli beslenerek karşılar. Protein içeren yiyecekler tükettiğimizde vücudumuz proteinleri çeşitli amino asitler halinde parçalar. Daha sonra bu amino asitleri emerek vücudun ihtiyaçlarına göre sırayla ihtiyaç duyulan bölümlere göre yeniden yapılandırır. 20 amino asit arasından sadece 11 tanesi vücudumuz tarafından üretilebilir. Ama vücut 20 amino asidin tümü olmadan tam işlev gösteremez; bu sebeple de geri kalan dokuz amino asidin yiyeceklerden alınması çok önemlidir.
Vücudunuzun ihtiyacı olan tüm amino asitleri etten alabileceğinizi duymuş olabilirsiniz.
Bu hem , hem de doğru aslında. Etteki amino asitler kolajen ve elastine dönüşmüş halde bulunmaktadır.
Vücudunuzun etten aldığı kolajen ve elastini kullanılabilir hale getirmek için önce tekrar amino aside çevirmesi gerekir. Bu besinlere daha direkt ulaşabileceiğiniz yiyecekler fasulye, tam tahıllar, yemişler, çekirdekler ile sebzeler ve meyvelerdir.

3. ADIM: TEMEL YAĞASİTLERİ
Bağdokusunu onarmaya yarayacak başarılı bir diyet, ayrıca damarlara yeniden su alabilmek için su çeken maddeler de içermelidir. Bağdoku için su çeken maddelerin başında keten tohumu, ceviz gibi çeşitli yemiş ve çekirdekler ile soğuk su balıklarında bulunan temel yağ asitleri gelir. Temel yağ asitleri diğer bir mucizevi besindir.
Ancak ne yazık ki vücudunuz fazlasıyla ihtiyaç duyulan bu asitleri kendi başına üretemez, bu sebeple temel yağ asitlerini yiyecek kaynakları ve gıda takviyelerinden elde etmeniz gerekir.

4. ADIM: B VİTAMİNLERİ
Ayrıca glukosamin, amino asit ve temel yağ asitleri harekete geçirerek yeni ve sağlıklı bağdokular elde edebilmek için belirli besinlere daha ihtiyacımız vardır. Bunları fabrikanın çarklarındaki yağlar olarak düşünebilirsiniz. Bunlar vitamin ile manganez, magnezyum, bakır ve çinko gibi eser minarellerdir. Günlük olarak en az B vitamin komplekslerinin günlük değerinin yüzde 100'ünü karşılayacak bir multivitamin/ multimineral kompleksi seçmenizi öneririm. Bunun yanısıra günlük kullanımın en az yüzde 100'ü oranında eser minerali içeren bir multivitamin/ multimineral kompleksi seçmenizi öneririm.
Günlük değer kanunlarla belirlenmiş bir zorunluluktur ancak vücutlarımızın belli ihtiyaçlar durumunda bu değerden fazlasına ihtiyacı olduğu fark edilmektedir.

NEMLENDİRİCİLER SU KAYBINI ÖNLEYEBİLİR
Cildinizde yeterli miktarda nem tutmanın ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuz.
Boynuzsu katmanın temel fonksiyonlarından biri cildinizdeki suyun kaçmasını önlemektir. Bu katman evin çatısına benzer. Dışarıda hava soğuk ise ısıyı artırırız. Peki çatıda delikler varsa ne olur? Sıcaklık deliklerden dışarı sızar ve içeride olsanız bile soğukta kalmanıza neden olur.
Boynuzsu katman da benzer şekilde çalışır. Vücudun evin çatısı olduğunu ve kaçma tehlikesi gösteren ısının da cildinizde hayati önem taşıyan su olduğunu düşünebilirsiniz.
Gençken bu çatı sıkı ve bozulmamıştır.
Doğru besinlerden cildimizdeki suyu tutmaya yetecek kadar tükettiğimizde, boynuzsu katmanımız suyu yerine hapsedecek güçlü bir bariyer oluşturabilir.
Ne yazık ki yaşlandıkça bariyer etkisi azalır. Genç ve güçlü olanlara kıyasla ölü ve etkisiz hücreler ile dolmakla kalmaz aynı zamanda hücreler arasındaki sınırı oluşturan lipit katman da incelir.
Bu durum bizi trans-epidermal su kaybı adını verdiğimiz probleme sevk eder. Su, ciltteki dokulardan kaçar ve boynuzsu katmandan geçerek ortama karışır, tıpkı aktarılmamış bir çatıdan kaçan ısı gibi.
Birçok insan selülit ve çatlak oluşumuna zemin hazırlayan nemsiz bir cilde sahiptir.
Ve ciltlerindeki sınırlı su rezervi de gözlerinin önünde dışarı kaçıyordur.
Bu durum nemlendirici kullanmanın neden bu kadar önemli olduğunu açıklıyor.
İyi bir nemlendirici sadece cildi su ile donatmaz, aynı zamanda boynuzsu katmandaki sınırları güçlendirerek suyun kaçmasını engeller ve cildin selülitten kurtulma kabiliyetini artırır.
Nemlendiriciler başka bir işleve daha sahiptir. Cildimizin derindeki katmanları içeriden içme suyu ve nemlendirici besinlerin sindirilmesi yoluyla nem elde etmeye ihtiyaç duyduğu halde, boynuzsu katman kendisine uygulanan nemi hapsetme kabiliyetine sahiptir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN