Türkiye'nin en iyi haber sitesi

11. Kalkınma Planı, bu hafta tarafından onaylanarak Meclis'e gönderildi.
2019-2023 dönemini kapsayan bu plan, Cumhurbaşkanlığı Sistemi döneminde hazırlanan ilk kalkınma planı olması hasebiyle ayrı bir özelliğe sahip. Bununla birlikte, küresel ekonominin politika ve teknoloji boyutlarıyla hızlı bir dönüşümün içerisinde olması bu planı daha da önemli hale getiriyor. Bir taraftan korumacılık ve ticaret savaşları gibi politika değişiklikleri diğer taraftan yapay zeka, nesnelerin interneti ve 3D yazıcıların başını çektiği teknolojik dönüşüm, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için risklerin yanı sıra yeni fırsatlar da sunuyor. Bu fırsatları değerlendirebilmek için kamunun ince ve akıllı dokunuşlarına ihtiyaç var.
Bir önceki plana kıyasla 11.
Kalkına Planı'nın hedefleri daha makul ve gerçekçi. Kamu, önceki plan dönemlerinde teşvikleri firma ve sektör ayrımı gözetmeksizin ekonominin geneline dağıttığı için teşviklerden tam anlamıyla verim alınamıyordu.
Oysa kaynakları daha etkin kullanmak ve kalkınmaya güçlü destek vermek için seçici politikalara ihtiyaç var. 11. Kalkınma Planı, teşvik sistemini daha seçici bir hale getirmeyi amaçlıyor. Hangi ürün gruplarının destekleneceği konusu, "stratejik öncelik, teknolojik gelişmişlik seviyesi, gelecek potansiyeli, teknolojik gelişime etki seviyesi, cari açığa etkisi, teknik yeterlilik ve yetkinlik, yerli üretim kriterleri" çerçevesinde belirlenecek.



Bu planda imalat sanayiinde yerli üretim ve teknolojiyi merkeze alan bir yaklaşım var.
İmalat sanayii içerisinde kimya, ilaç-tıbbi cihaz, makine-elektrikli teçhizat, otomotiv, elektronik ve raylı sistem araçları, öncelikli sektörler olarak belirlenmiş. İmalat sanayii dışındaki öncelikli gelişim alanları ise tarım, turizm ve savunma sanayii.
Eski planların aksine teşviklere yönelik etki analizlerine daha fazla vurgu yapılmış. Hangi sektörlere ve firmalara verilen teşviklerin büyümeyi uzun vadede daha fazla desteklendiğini takip etmek önemli. Bu sayede verimsiz teşviklerde ısrarcı olunmayarak kaynaklar etkinliğin yüksek olduğu alanlara yönlendirilebilir.
Bunu sağlayabilirsek verimliliği arttırmak oldukça kolaylaşır.
Gerçek anlamda katma değer yaratabilecek alanlar için finansman kaynaklarının arttırılması ve çeşitlendirilmesine yönelik olarak; Kredi Garanti Fonu ve KOSGEB'in sunduğu finansal olanakların daha çok imalat sanayiine yönlendirilmesi, Kalkınma ve Yatırım Bankası'nın ve Türkiye Varlık Fonu'nun kilit sektörleri desteklemede daha aktif rol oynaması ve Eximbank'ın destek programlarının güçlendirilmesi planlanmaktadır.
Orta-yüksek ve yüksek teknolojili sektörlere verilen kredilerin toplam krediler içindeki payının yüzde 4.8'den yüzde 13'e çıkarılması hedefleniyor.
Kalkınma sadece ekonomik büyümeden ibaret bir olgu değil.
Refahın daha adil paylaşımı, demokratik hakların korunması, hukuk sisteminin düzgün işlemesi, kaliteli eğitim ve sağlık olanaklarına erişim ve sürdürülebilir çevre gibi hayati öneme sahip konular da haliyle 11. Kalkınma Planı'nın radarında.
Kalkınma planları genel itibariyle kağıt üzerinde kulağa hoş gelen strateji ve politikalara sahip metinlerdir. Önemli olan, ilgili devlet kurumları arasında koordinasyonu sağlayarak sabırla bunları hayata geçirebilmektir.
Verimli geçirilemezse telafi edilmesi zor olan, ama diğer taraftan seçici, koordineli, öngörülebilir ve kapsayıcı politikalar uygulanarak değerlendirilebilirse Türkiye ekonomisine kalkınmada lig atlatabilecek bir süreç var önümüzde.
11. Kalkınma Planı bu açıdan kritik öneme sahip.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN