Türkiye'nin en iyi haber sitesi

NURULLAH GÜR

Merkez Bankası faiz indirimi için zemin hazırlıyor

Merkez Bankası'nın haftalık repo ihalelerine dönüş kararı, para politikasının fiili fonlama maliyetinde 3 puanlık bir indirim getirmişti. Banka, attığı adımlar ve iletişim diliyle faiz indirimi için zemin hazırlıyor

Önceki pazar günü açıklanan OVP'nin ardından bu hafta gözler Merkez Bankası'nın faiz kararına çevrilmişti. Piyasada çoğunluğun beklentisi, politika faizinin yüzde 37'de sabit tutulması yönündeydi. Beklentilere paralel biçimde Merkez Bankası faize dokunmadı. Ağustos ayı sonunda alınan, 1 haftalık repo ihalelerine dönüş kararı, para politikasının fiili fonlama maliyetinde 3 puanlık bir indirim getirmişti. Bu hamlenin ardından bu yıl sonuna kadar politika faizinde (1 haftalık repo faizi) de bir veya iki kez indirime gidileceği öngörülüyor. Merkez Bankası, attığı adımlar ve iletişim diliyle faiz indirimi için zemin hazırlıyor diyebiliriz. Yıl sonunda politika faizinin yüzde 35-36 civarına inmesini piyasalar büyük ölçüde fiyatlamış durumda.

Merkez Bankası, eylül toplantısında da faiz indirimi yönünde bir hamle yapabilirdi. Bunu yapmamasının ardında iki neden sayılabilir:
OVP'deki enflasyon tahminlerinin piyasa tarafından kanıksanması için süre tanımak,
ABD/İsrail-İran hattındaki gelişmelere bağlı olarak petrol fiyatlarının yeninden yükselişe geçmesi.
Sonuç olarak olası faiz indirimi kararı, ekim ve/ veya aralık toplantısına kaldı.

İHTİYATLI YAKLAŞIM
Faiz kararını daha iyi anlamak için şimdi biraz OVP'yi değerlendirelim. Mevcut OVP'nin, son dört program içinde enflasyon projeksiyonları bakımından en ihtiyatlı program olduğunu söyleyebiliriz. 2026 ve 2027 yıl sonlarına ilişkin enflasyon tahminleri sırasıyla 12,4 ve 12 puan yukarı çekildi. Tek haneli enflasyon öngörüsü ise 2027'den 2029'a ötelendi. Son OVP'de yer alan enflasyon tahminleri ile piyasa beklentileri arasındaki makasın belirgin biçimde daraldığını görüyoruz. Mayıs 2024'ten bu yana yıllık enflasyonda yaklaşık 35 puanlık bir düşüş yaşandı; ancak dezenflasyon süreci bugüne kadar hedeflenen patikada ilerleyemedi. Küresel şokların yanı sıra, yurt içindeki yapısal reformların ve kamu maliyesinden beklenen katkının gecikmesi, önceki enflasyon öngörülerinin gerçekleşmemesinin temel nedenleri arasında sayılabilir. Bu kez programın inandırıcılığını güçlendirmek ve öngörülebilirliği artırmak adına ekonomi yönetiminin enflasyon tahminlerini daha gerçekçi seviyelerde tutması yerinde bir adım oldu.

Jeopolitik risklerin, küresel ticarete ilişkin belirsizliklerin ve sıkı para politikası koşullarının devam etmesi, iktisadi aktivite üzerinde baskı oluşturuyor. Bu nedenle OVP'de ekonomik büyüme ve cari açık tahminlerinde de değişikliğe gidildi. Ekonomik büyüme tahminleri aşağı, cari açık tahminleri ise yukarı yönlü revize edildi. Buna rağmen büyümeden çok fazla feragat edilmediğini söylemek yanlış olmaz. Ekonomi yönetimi, yüzde 5'lik büyüme hedefini yalnızca bir yıl öteleyerek 2029'a taşıdı.
Ekonomik büyümeden ciddi ölçüde ödün vermeden enflasyonu 2028 yılında tek haneli seviyelere indirebilmek için OVP'de ortaya konulan yapısal reform takviminin bu kez aksamadan uygulanması ve fiyatları kamu tarafından yönetilen/yönlendirilen mal ve hizmetlerde kamu maliyesinin dezenflasyon sürecine verdiği desteğin artırılması son derece kritik olacak. Zira tek haneli enflasyon hedefi için para politikasına aşırı bel bağlamak yeterli olmuyor.
Küresel ticaretteki yavaşlama eğilimine bağlı olarak 2028 yılı ihracat tahmininde 6 milyar dolarlık bir düşüş öngörülüyor. İhracatçılar açısından olumlu sayılabilecek bir gelişme ise örtük kur tahminlerinde görülüyor. OVP'de gelecek yıldan itibaren döviz kurlarındaki artış ile enflasyon oranının birbirine yakınsayacağına yönelik bir sinyal bulunuyor. Bu görünüm, son birkaç yılın aksine, TL'deki reel değerlenme eğiliminin sönümlenmesinin beklendiğine işaret ediyor. Küresel pazarlarda talep koşulları zayıf seyretse de ihracatçıların kur kaynaklı baskısının azalması açısından bu durum olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

KİŞİ BAŞI GELİRDE 25 BİN DOLARA DOĞRU
OVP, 2029'da kişi başına GSYH'nin 25 bin dolar eşiğine yaklaşacağını hesaplıyor. Eğer bu öngörü gerçekleşirse, 2020-2029 döneminde kişi başına GSYH yaklaşık 16 bin dolar artmış olacak. Bu, oldukça güçlü bir artış. Fakat dolar bazında yaşanan bu artışı sadece ekonomik büyümeye bağlayamayız. Son yıllarda TL'nin reel olarak değerlenmesi de bu ilerlemede ciddi bir etkiye sahip. Bu ilerlemeyi istikrarlı kılmak ve kapsayıcı bir refah artışına dönüştürmek için ekonomik büyümenin niteliğini artırmamız gerekiyor. Daha yüksek katma değerli üretim, iç ve dış talebin birlikte desteklediği bir büyüme ve üretkenlik artışı. Makroekonomik istikrarın tesisi ile birlikte reel ekonomide bu dönüşümü düzenli kılabilirsek, Türkiye 21. yüzyılda küresel ekonominin en dikkat çekici ekonomik performanslarından birine imza atabilir.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA