Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Küresel krizin yıldönümünde 6.9 milyonu yeni toplam 14.9 milyon işsiz, krizden çıkmak için harcanan 10 trilyon $, değişen tüketici davranışları, buharlaşan müşteri, kapanan 1 milyon işyeri...
Türkiye'nin faturasını tam olarak bilmiyoruz. Kayıt dışının hala temel belirleyici olduğu ortamda söyleyebildiğimiz; 80 milyar liralık önlem paketleri, 3.7 milyonu bilinen 6 milyon işsiz, kapanan 100 bin işyeri ve harcamayı kestiği için gaza getirmeye çalıştığımız tüketiciler.
Krizden çıkmak için İngiltere, kişi başına 50 bin $, ABD ise 10 bin $ harcadı ve hala tünelin ucundaki ışık tartışması var. Büyük ekonomilerin 10 bin milyar $'ı "işleri düzeltmeye" yetmez iken yalnızca harcama cephesiyle bir yere varamayacağımız kesin.
Tıpkı yıllardır dikkatimizi cirodan öteye çevirmeyen iş adamlarımızın yaptığı gibi... Dikkatini ciroya odaklayanların ıskaladığı bir kavram var; Kaynakların doğru yönetimi...
Ya gereğinden fazla kaynağı kullanarak "verimsizlik" yada gereken kaynağı bulamadığımız için başka bir verimsizlik üretiyoruz.
Eskiden bir işletmeyi ayakta tutan kritik bölümler, üretim, planlama, satın alma, muhasebe ve pazarlama idi. Eskiden dediğime bakmayın, bu hala geçerli ve Türkiye'deki firmaların neredeyse tamamı için hala doğru bir ayırım.
Bu bölümler arasında sinerji yaratan yönetim tarzı, doğal olarak diğer firmalara karşı rekabet üstünlüğünü ele geçirir, maliyetleri aşağı çeker, Pazar payını artırır, kaliteyi yükseltir, daha çok kâr eder.
Nitekim Yalın Üretim, Kaizen TQM ve benzeri iş modelleri, bu amaç için geliştirilmiş durumda. İşe yarıyorlar ve artık bu yöntemleri kullanmayanları pazardan siliyorlar.
Kaynak planlaması (ERP – Enterprise Resourcing Planning) 40 yıldır firma sinerjisini optimal hale getirmek için geliştirilmiş. Türkiye'de bazı firmalar, yıllardır bunu kullanıyor.
KOBİ'ler küresel krizin yıkıcı atmosferinde kaynak planlamasının yeni yeni farkına varıyor. Bunun önemini derinden kavrayanlar ise işyerini kapamak zorunda kalanlar.
Bir firmamız olsun. Üretimi dağınık, yönetim binaları bile ülkenin dört bir yanında. Çalışan sayısını insan kaynakları dahi net olarak söyleyemiyor. Binlerce kalem mal , hizmet ve hammadde girişi var.
Üretim süreci iyileştirilmiş ama pazar bilgisinden yeterince haberdar değil. Ara yöneticiler, binlerce dosya arasında doğru olan stratejiyi keşfetmeye zorlanıyor. Arazileri, tedarikçileri, müşterileri, çalışanları, makine parkı, binaları ve elindeki know how miktarı, firmanın bir yerinde kayıtlı.
Üstelik işler daha öncekinden de yoğun. Çark dönüyor. Dönüyor ama rakipler krizi de fırsat bilerek, daha kaliteli malı, daha erken, daha etkin ve daha memnun müşteriye çoktan satmaya başladı bile.
Firmamız, bu olup bitene şaşıyor zira o malın o fiyat ve kalitede dağıtılması akla yakın gelmiyor.
İşte bu noktada kaynak planlaması devreye giriyor. Son 10 yıllık örnekler göstermiştir ki, İşletme Kaynak Planlaması pek çok firmanın kaderini değiştirdi. Örneğin ayakkabı üreticisi Vans, kaynaklarını planlayınca gördü ki, doğru bir işi yanlış ve uzun bir yoldan yapıyor.
Daha önce % 85 üretim, % 15 pazarlamaya odaklı yapıyı tersine çevirmeleri gerektiğini gördüler ve olanlar oldu. Şimdi saatte 60 bin siparişi yerine getirecek, daha da önemlisi pazarlayacak bir yapıya sahipler.
Peki ne değişti? Fazladan yatırım mı? Hayır.
Yalnızca ellerindeki kaynakları daha etkin kullanmak için iş modellerinden ve bilgi teknolojisinden yararlandılar, hepsi bu.
ERP, uzun adıyla İşletme Kaynak Planlaması artık yeni bir çağa giriyor.
Kriz sonrası şekillenmeye başlayan yeni ekonomik düzende, rekabet kavramının da bildik tanımları da değişiyor. Yeni tanımların tümünde kaynakların doğru ve dinamik planlamasının, "avantajından" söz edilir oldu.
Büyüklüğün tek başına "garanti" olmayacağı, 158 yıllık dev Lehmann Brothers'ın bugün idrak(!) ettiğimiz ölüm yıldönümüyle bir kez daha ortaya çıktı.
Tek başına "hızlı" olmanın da duvara toslamaya engel teşkil etmediği, 2001 "dot com" kriziyle onaylanmıştı.
İşin ölçek ve hız dışındaki temel faktörünün bugün; kaynakların doğru kullanımında yattığı giderek belirginleşiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN