Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İhtiyaçlar sınırlı, istekler sonsuzdur. Ekonomi de zaten sınırlı kaynaklarla bu sonsuz istekleri karşılama sanatı değil midir? İsteğin öteki adı sahte ihtiyaçtır ve bu kavram bizi, tüketim toplumu dinamiklerine taşımaktadır.
Jean Baudrillard'a kulak veriyoruz: "Gerçek ihtiyaçlar ile sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrımın ortadan kalktığı tüketim toplumunda birey, tüketim mallarını satın alma ve sergilemenin, toplumsal bir ayrıcalık ve saygınlık getirdiğine inanır."
Baudrillard bu süreçte insanların, bir yandan kendini toplumsal olarak diğerlerinden ayırt ettiğine inanırken, bir yandan da tüketim toplumuyla bütünleştiğini söyler.
Dolayısıyla tüketmek birey için bir zorunluluğa dönüşür. İnsani ilişkiler yerini maddelerle ilişkiye bırakır. Artık geçerli ahlak, tüketim etkinliğinin ta kendisidir. Jean Baudrillard, postmodenizm üzerine çalışmalarıyla tanınan Fransız düşünür ve sosyolog. Onu yazıma taşımamın sebebi bizde hızla gelişen bir olguya, teorik çerçeve çiziyor olmasından ötürüdür.
Barış Ergin, yandaki sütunlarda, online ödemenin hayatı nasıl kolaylaştırdığına dair örneklere yer verdi. Doğrudur teknoloji, eğer muradınız tüketmek ise, bunu size kolay kılmakla kalmıyor, tüketme arzusunu, çok çabuk gerçekleştiriyor.
Bilgisayarın şimdiki gibi cep telefonları veya tabletlerle avucumuza sığmadığı dönemlerde, konferanslarım sırasında bir test yapardım. İnsanlara masaüstü bilgisayarlarıyla birlikte iken, klavyeyi mi fareyi mi (mouse) daha fazla kullandıklarımı sorardım. Cevaplar hiç şaşmazdı: %20 klavye, %80 fare...
Ben de bir benzetmeden hareketle, klavyenin "üretimi", farenin de "tüketimi" temsil ettiğini savunurdum. Nitekim aradan geçen yıllarda tecrübelerim gösterdi ki teknolojiyi, üretimi artırmak, nitelendirmek ve geliştirmekten ziyade tüketimi kolaylaştırmak ve kamçılamak için kullanmışız.
AVM'leri de birer tüketim teknolojisi sayabiliriz. Kredi kartından online ödeme araçlarına dek hemen her adımımız, tüketimi hızlandırmaya yönelik. Bunu söylerken elbette fabrikasını, üretim sürecini modernize eden, verimini katlayan ve interneti kullanarak kendine yeni pazar ve müşteri bulanlarımızı inkâr etmiyorum. Onlar da var ama bana göre %20'den öte değiller.
Baudrillard'ın sahte ihtiyaçlar üzerinden tanımladığı tüketim toplumu refleksleri, teknolojiyi neyin hizmetine verdiğimiz konusundaki tercihimizle de uyum gösteriyor.
Rahmetli Özal, "1 milyon bilgisayar olsa, Türkiye'yi uçururduk" demişti. Bilişimciler son çeyrek yüzyıldır "ülkemiz bilişimle kalkınacak" diyor. Fakat kalkınan, 75 milyar dolara varan teknoloji sektörleri oldu. Tarımdan sanayie üretim ise hala kilosu 1.5 $'lık niteliksizliği aşabilmiş değil.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA