Gazeteleri okuyor, televizyonlardaki tartışma programlarını izliyorsunuz.
"Bakın, size ezber bozacak bir şey söyleyeyim. Şimdi Kobane'de..." diye başlıyor bir sözüm ona uzman konuşmasına ya da yazısına... Oysa aylardır gazetedeki ofisinin dışına çıkmamış.
"Görebildiğim kadarıyla IŞİD..." diyor bir başkası. Biliyoruz ki bilgisayar ekranından başka bir yere bakmamış büyük Ortadoğu mütehassısımız günlerdir.
"Yerel kaynaklara göre..." diye itiraz ediyor öteki. Bu yerel kaynaklar kim, arkadaşımız o kaynaklarla ne zaman ve nasıl temas kurmuş; belli değil.
"Bütün dünyanın bildiği bir şeyi..." hokkabazlığını saymıyorum bile.
Memleket uzman gazeteciden geçilmiyor. Bütün gazetelerde ve televizyon programlarında aynı isimler. Ve ne hikmetse her konuda uzman bu meslektaşlarımız.
Önemlice bir kısmı Arapça ya da Kürtçe bilmez. Hakkında ahkam kestikleri bölgenin coğrafi, ekonomik ve toplumsal yapısı hakkındaki bilgileri de Google Maps'ten hallicedir.
Hal böyleyken sağdan soldan apardıkları lafları kendi keşifleriymiş gibi satar dururlar.
Elbette istisnaları var.

Masa başı işleri

Biliyorum! Zamana karşı yarışıyorsunuz.
Yeriniz dar. Kimse sizin kerametinizi sorgulamıyor. Zaten pek havalı durmuyor uzun uzadıya izahat vermek canım! Sizin gibi büyük bir kanaat önderine yakışmıyor.
Değil mi?
Değil! Veri, enformasyon, bilgi, düşünce ve bilgelik farklı kategorilerdir. Birbirlerinin yerine geçemezler. Masalsı ifadeler, kurgusal ifadeler, hipotetik ifadeler, inanç ifadeleri, dilekler, tahminler ve tanıklık ifadeleri farklı farklı şeylerdir. Birbirlerinin yerine kullanılamazlar.
Bütün bu karmaşanın ortasında sizin gazeteci olarak birinci göreviniz tanıklık etmektir. Yazdıklarınız ve söyledikleriniz bunun eseri olmalıdır. Masa başında oturup, üç beş magazin karıştırıp sahada dolaşıyormuş gibi caka satamazsınız.
Dürüst olalım: Türkiye'deki gazetelerde yer alan haberlerin önemlice bir kısmı o gazetelerin muhabirleri tarafından üretilmiyor. Gazetelerimizi kendi muhabirlerimizin yanında ajanslar, serbest ve vatandaş gazeteciler, sosyal medya kullanıcıları, dış basından yapılan çeviri ve alıntılar çıkarıyor.
Bu çok açık gerçeği kendimize itiraf edemiyor muyuz? Hayal gücümüzü kullanmadığımıza göre, "Şurada okudum", "Burada gördüm", "Falanca kişiden duydum" diyemiyor muyuz? Demeliyiz. Aksini düşünmek hem etik dışıdır hem de suçtur.

İntihal suçu
Başka kaynaklardan aldığınız bir bilgiyi ya da düşünceyi kendinize mal etmeniz hırsızlıktır. Aynı şey üslup için de geçerlidir.
Diyelim ki sosyal medyada rastladığınız bir yaklaşımı beğendiniz. Yazınıza malzeme yapmak istiyorsunuz. Hoşunuza gitse de gitmese de, sizin küçük çıkarlarınıza hizmet etse de etmese de, önce kaynağın güvenilirliğini sorgulayacaksınız. İlle de kullanacaksanız yaklaşım sahibinin kimliğini haber ya da makalenizde açık açık yazacaksınız.
Diyelim ki bir yabancı gazete ya da dergide yahut internet sitesinde gördüğünüz bir iddia size ilginç geldi. Sizden başka kimsenin bunu fark etmediğini sanıyorsunuz. O iddiayı alıp kendi buluşunuzmuş gibi yayamazsınız. "Filancanın iddiasına göre..." demek zorundasınız.
Diyelim ki televizyon programınıza davet ettiğiniz bir konuğun konuşmalarını beğendiniz. İki gün sonraki yazınızda o konuğun anlattıklarını sanki siz düşünmüşsünüz gibi yazamazsınız.
Bunların hepsi ahlaksızca davranışlardır.
Ve ne yazık ki matbuatımızda çok yaygındır.

Ahlaksızlığın bedeli

Bu ahlaksızlığın elbette bir bedeli var.
Hayallerle gerçekler, hatta teoriler, tahminler ve dilekler birbirine karışıyor.
Gazeteci kolaylıkla manipülasyon ya da provokasyon aparatı haline geliyor. Gazetelere ve gazeteciliğe duyulan güven sarsılıyor. Ortalıkta verdiği bilgiler yanlış çıkmış, hiçbir öngörüsü tutmamış ama halen büyük gazeteci pozları kesen insanlar dolaşıyor.
Oysa yapılması gereken çok basit...
İntihal yapmamak... Haber senedi oluşturmak...
Bilginin okura ulaşana kadar geçirdiği süreçleri açıklamak... Bilgi ve iddiaların kaynaklarını sıralı bir şekilde paylaşmak...
Sorumluluğa ortak olmak...
Bunu da gerçekten uzman gazetecilerin yapması gerekiyor.
Sahi, bu memleketin her konuyu bilen, her konuda yorum yapan, ahkam kesen, kendisini bir kanaat önderi zanneden bu lafı bol gazeteci tipinden artık kurtulması gerekmiyor mu?

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN