Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Editör arkadaşlarımızın dikkatsizliği ya da özensizliği nedeniyle kimi zaman başlıkla spotun çeliştiği haberler yayımlanıyor.
Bu haberlerden biri 'Bulun Bu Enişteyi' başlığıyla yayımlandı. Spotu okuyalım:
"İzmir'de eniştesini öldüren; ablasını, yeğenini ve eniştesinin kardeşini yaralayan M.O.'nun saldırıyı 50 bin liralık başlık parası için gerçekleştirdiği ortaya çıktı."
Karışık bir cümle ama anladığımız kadarıyla enişte saldırıda hayatını kaybetmiş. Şu halde başlığı atan editörümüzün bulunmasını istediği kişi o olamaz.
Nitekim bu hata fark edilerek bir süre sonra haberin internetteki başlığı 'Bulun Bu Caniyi' olarak değiştirilmiş. Fakat sizce de halen bir tuhaflık yok mu? Gazeteler okurlara haber vermek için çıkarılıyor. Cani olarak adlandırılan cinayet zanlısını bulmak okurların görevi mi?

***

Benzer nitelikteki bir başka haberin başlığı ise şöyle: 'Son Dakika: Kayıp Malezya Uçağı Bulundu!'
Başlıkta 'son dakika' ibaresinin ne kadar tuhaf kaçtığını aynı haberi sıcaklığını kaybettikten sonra okuyunca bir kez daha fark ediyorsunuz.
Şimdi de spotu okuyalım:
"Temmuz 2014'te Hollanda'dan 'ya uçan MH17 sefer sayılı Malezya uçağının füzeyle düşürüldüğü bilgisi resmen duyuruldu. Kayıp uçağın bunca zaman bulunamamasının nedeni ise hâlâ bilinmiyor."
Epey tuhaf geldi size de değil mi? Ya başlık yanlış ya da spot.
İşin aslı dikkatli okurlarımızın da belirttiği gibi biraz daha farklı... 'Kayıp Malezya uçağı' derken Malezya'dan kalktıktan sonra okyanus üzerinde kaybolan ve bulunamayan uçaktan söz ediyoruz. Oysa haberde sözü edilen uçak Ukrayna'da düşürülen Malezya uçağı... Yani iki farklı uçak mevzu bahis ve haberde sözü edilen ikinci uçak 'kayıp' değil.
Haberin son cümlesi zaten bu gerçeği ortaya koyuyor: "Füzenin isabet ettiği MH17 sefer sayılı Malezya uçağının parçaları, kilometrelerce alana yayılmıştı." Yani neresinden baksak tutarsızlık...
Basit bir dikkatsizlik ya da gözden kaçma değil bu.
Bariz bir hata...

***

Satmıyoruz!

Konak Kordon'da sahilde balık tutup restoranlara satarak geçimini sağlayan bir vatandaşın oltasına sabah saatlerinde vatoz balığı takılmış.
En az 5 kilogram olduğu tahmin edilen vatoz balığını tutma çabası sonuç vermeyince oltanın misinasını kesen vatandaş, balığı özgürlüğüne bırakarak, restoranlara satacağı diğer balıkları tutmak için avlanmaya devam etmiş.
Sabah'ta yayımlanan haber bu minvalde. Fakat sahilde balık tutan, yani habere konu edilen vatandaşımız aynı görüşte değil:
"Biz bu işi hobi olarak yapıyoruz. Tuttuğumuz balıkları restoranlara filan satmıyoruz. Yaptığınız haberde neden yanlış ifadeler kullanıyorsunuz?"
Okurumuz haklı. Baktım, hadisenin fotoğrafları dahi var. Hazır fotoğraf çekmişken fotoğrafı çekilen kişiyle konuşmak o kadar da zor olmasa gerek. Değil mi?

***

Tık tuzağı

İstanbul'da en çok nereli var? Bildiğimiz kadarıyla Sivas.
Bir nevi hemşehrilik bilincine ya da gururuna seslendiği için olsa gerek bu sorunun cevabı hep alaka görür.
Bunu bilen internet editörleri de fırsatı kaçırmamışlar. Kim bilir kaçıncı kez aynı galeriyi hazırlamışlar.
Başlığı da 'artık birinci sırada Sivas'ın olmadığı' şeklinde atmışlar. Birinci sırada hangi şehrin olduğunu anlamak için bütün sayfalara tek tek tıklamak zorunda kalıyorsunuz.
Sivas sondan 2. sırada yer alıyor. Acaba hangi şehir birinci olmuş diye merak ve heyecanla son sayfaya geçtiğinizde bir de ne göresiniz? O şehir 'Yurt dışı' imiş.
Yani, geçmiş olsun. Bir 'tık tuzağına' daha yakalandınız.

***

İstanbul'da ramazan

Hatice Polat adlı okurumuzun eleştirisini yorumsuz olarak aktarıyorum:
"İstanbul'da Ramazan Bir Başka Güzel başlıklı yazınız hakkında birkaç noktada eleştirim olacak. Bir gezi tanıtım yazısı yazma amacıyla kaleme alındığı ve pazarlama amacı güttüğü şüphesiz. Ancak Ramazan deyince sadece piknik iftarları, mis gibi yemek sunan restoranlar, iftar çadırları mı akla gelir? Kendimize yabancı olmanın ve belki de toplumu ve yaşayışı da doğru okuyamamanın sıkıntısı ile bitirdim yazıyı. Herhalde şimdi bahsedecek diye beklediğim, teravih namazları, insanların iftar sonrası koşturması, selatin camilerinin mahyalarla süslenmesi gibi örnekler nerede? Neredeyse her camide Müslümanların gündüz saatlerinde bulacağı mukabelelerden, alışveriş için Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı gibi mekânların hareketlenmesinden bahsetmeyerek hangi İstanbul'u ve hangi Ramazan'ı anlatmış olduğunuzu sorgulamanızı rica edeceğim."
Görüşlerini paylaştığı için okurumuza teşekkür ederim.

Yasal Uyarı:Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN