Her toplum, özgürlüğü ve bağımsızlığı bedel ödeyerek elde eder. Bu bedelin simgesi de 'özgürlük anıtları'dır. Bu anıtlar o bedeli ödeyenlere toplumun minnet borcunu simgeler.
Kıbrıs Türk toplumu da 1 Ağustos'ta kendi geçmişine saygının bir gereği olarak 'Limasol-Girne Şehitler ve Özgürlük Anıtı'nın açılışını yaptı. Törene eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, KTBK Komutanı Korgeneral Hasan Memişoğlu, eski Meclis Başkanı Hakkı Atun ve Türk Şehitlikleri İmar Vakfı Başkanı Beysan Keyder de katıldı.
Özgürlük Anıtı'nı dünyaca ünlü Türk Heykeltıraş Prof. Tankut Öktem Bursa Gemlik'te yaptı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın girişimiyle ücret alınmadan Kıbrıs'a taşınan anıtın tüm masraflarını ise Türk Şehitlikleri İmar Vakfı karşıladı.
Anıtın açılışında konuşan KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer yüzlerini dünyaya döndüklerini belirterek şunları söyledi: "Ne Türkiye Sevr'e döndürülebilir, ne de Kıbrıs Türk halkı 1974 öncesine. Biz bu noktada esas temel çözüme istekli taraf olarak kendimizi dünya ile buluşturmak."
Türk Şehitlikleri İmar Vakfı Başkanı Beysan Keyder ise Kıbrıs'taki mücadelenin simgesi bir anıtın maddi olanaksızlıklar yüzünden yapılamamasının kendilerine bu sorumluluğu yüklediğini belirtti ve şunları söyledi: "Böyle bir anıtı armağan ettiğimiz için kıvançlıyım."
Her şey güzeldi ancak AB süreci nedeniyle 'Şehitler ve Özgürlük Anıtı'da tartışmalardan payına düşeni aldı.
Öne sürülen gerekçe açıktı: 'Yüzümüzü AB'ye dönmüşken böyle bir anıta gerek var mı?'
İşin doğrusu AB'ye girmekle toplumların geçmişini unutmak arasında nasıl bir bağ var anlaşılır gibi değil.
Konuyu ilettiğimiz bir AB Uzmanı şöyle diyor: "Anıt üzerinden 'AB karşıtlığı' yapmak da, AB üzerinden 'Anıta karşı çıkmak' da kısır politik tartışmadan öteye geçmez. Bunu politikaya malzeme yapmanın kimseye yararı yok."