Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Nihayet özgürlükleri bir bütün olarak ele almamız gerektiği konuşulmaya başlandı. Başörtüsü meselesinin yeniden gündeme gelmesiyle görüldü ki, bu konular tek tek ele alınarak bir yere varılmıyor. Zaten 2008'de AK Parti ve MHP'nin desteğiyle Meclis'ten geçen başörtüsü kararı "411 el kaosa kalktı" denilerek engellenmişti. Bu tecrübeyi yaşayan Türkiye'nin bir daha aynı yolu denememesi gerekirdi.
Hâlâ başörtüsü üzerinden siyasi gerginlik yaratılarak özgürlükler tartışılıyor. Şimdi iktidarı ve muhalefetiyle herkesin "Yeni Türkiye" üzerine kafa yorması gerekiyor.
Başbakan Erdoğan bu sürecin ipuçlarını önceki gün grup konuşmasında ortaya koydu:
"Başlatacağımız anayasa çalışmaları sadece belli sorunların dikkate alınacağı değil, Türkiye'deki her sorunun her özgürlük meselesinin çözüm yoluna kavuşacağı bir süreç olacaktır."
Bu yaklaşım, ister istemez bugün sorun olarak karşımızda duran Kürtçe ana dili de, Alevi meselesini de, başörtüsünü de kapsayacak. Bu sorunlara CHP de kafa yoruyor ve yormak zorunda... Bugün türban veya başörtüsü ekseninde CHP içinde kopartılan yaygaraya bakmayın, CHP de beklenenin aksine çok derin ve köklü bir tartışma süreci içinde... Yeni Türkiye, yeni CHP dayatıyor...
Birkaç gündür Dr. Muhammet Çakmak'ın CHP'nin Swissotel'de yapılan toplantısında söyledikleri konuşuluyor. Dr. Çakmak CHP'nin köklü bir değişime ihtiyacı olduğunu söylüyor.
Bu öneriye itirazlar var ama destek de görüyor.
CHP aklı bugün değilse bile en yakın zamanda yeni bir dille buluşmak zorunda...
Çünkü söylenenlerin hepsi değişen Türkiye toplumunun talebi...
Tam da bu nedenle önümüzdeki seçimlere kadar sadece siyaset değil, sivil toplum örgütleri de "Yeni Türkiye sözleşmesi"nin nasıl olacağına dair kafa yormalı...
Bu konuda üzerinde pek durulmadı ama Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın şu sözleri önemli:
"Bence ilk 3 maddeyi dondurmak, evrensel hukuk kurallarına uygun değil. Ben ilk 3 maddeyi donmuş maddeler olarak görmüyorum. Aksi halde Anayasa'yı dondurursunuz."
Gerçi Kılıç ertesi gün söylediklerini düzeltti ama bu düzeltme "Yeni Türkiye" için aslında her şeyiyle yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğu gerçeğini yok etmedi.
Seçime giden Türkiye'nin önünde gerçekten de çağın ruhuna uygun yeni bir anayasa ihtiyacı duruyor.
Kılıç'ın önerip vazgeçtiği noktadan her parti, her sivil toplum örgütü ve akademik çevre kendi anayasasını ortaya koymalı ve tartışmaya açmalı...

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA