Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İlk defa CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu televizyon ekranlarından bu kadar kendine güvenli gördüm. Siyasetçi kendine güvenmiyor ve bir iddia ortaya koymuyorsa işi gerçekten zor.
6 aydır Kılıçdaroğlu'nun üzerinden bu güvensizlik akıyordu. Her önemli açıklamada bu güvensizliğin izlerini görmek mümkündü. Kılıçdaroğlu bir şey söylüyor sonra geri adım atıyordu. Ya da onun söylediğini bir partili çıkıp düzeltiyordu. Bu durumun CHP'de bir yönetim krizi yaratmaması düşünülemezdi.
İşin bir de siyaset boyutu var. Bırakın oy artırmayı CHP oy kaybediyordu.
CHP lideri Kılıçdaroğlu bir yükseliyor, bir düşüyordu. Son günlerde referandum öncesinde yakaladığı rüzgârı bile kaybetme noktasına gelmişti.
Bu nedenle bir operasyon zorunluydu.
Bunun ilk adımı referandum sonrası Gürsel Tekin'in Sav'a rağmen genel başkan yardımcısı yapılmasıyla atılmıştı.
Tekin'in varlığı bile Sav ve çevresini rahatsız ediyor ve daha agresif bir politika izlemelerine yol açıyordu.
Tüzük tartışması sadece bir gerekçe oldu.
Bu gerekçeyle devreye giren Deniz Baykal, Kılıçdaroğlu ve Tekin ikilisini destekleyerek bir anlamda Sav'ın yönetim dışı kalmasını sağladı. Böylece vefasızlığın hesabı da görülmüş oldu.

Yeni kadro ne anlatıyor?

Yeni kadroya bakınca gençleşme ve yenileşmeden çok bir denge arayışı dikkat çekiyor. Mesut Değer, Oğuz Ayan, Mehmet Ali Özpolat bu dengeyi temsil ediyor. Ayrıca bir şeyi daha temsil ediyorlar:
Baykal ortaklığını... Mantık belli; "Düşmanımın düşmanı dostumdur."
Daha önce yazdığım Sencer Ayata ve Didem Engin isimlerine bu kez Melda Onur ve Mehmet Zeki Gündüz de eklendi... Hepsi de yeni isimler.
Bu da bir Kılıçdaroğlu-Tekin ortaklığının göstergesi...
Burada en önemli faktör Gürsel Tekin'in örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcısı olması... Bu Kılıçdaroğlu-Tekin ikilisinin İstanbul'daki başarılarının Türkiye geneline taşınması anlamına geliyor.
Peki, bu neden mayıs kurultayında devreye sokulmadı?
İşte bütün bu olup bitenleri anlatan soru bu...
Deniz Baykal sonrası CHP'nin, İstanbul başarısı nedeniyle Kılıçdaroğlu-Tekin ikilisi tarafından inşa edilmesi istendi. Bu ikili ikircikli kalıp, tek başlarına oyun kurmaya kalkınca devreye yaşlı kurt Önder Sav girdi ve bütün hesapları altüst etti.
Aslında bu olup bitenler CHP'nin normalleşeceğinin göstergesi... Çünkü yıllarca CHP'yi yöneten ve dar bir alana hapseden Baykal-Sav ikilisi saf dışı bırakılarak yeni bir CHP yolu açılıyor.
Yeni CHP yönetiminin ilginç isimlerinden biri de Süheyl Batum... Genel Sekreterlik ve parti sözcülüğü de yapacak olan Batum, "Ulusalcı" siyasi çizgiyi temsil etmesiyle dikkat çekiyor.
Bu isimlerden nasıl bir siyasi sentez çıkacak belli değil. Belli olan yeni bir parti içi koalisyonun kurulduğu. Yeni eski çatışması yaşanıyor.
Değişen ise CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun "güvenli ama sert" olan yeni siyaset dili. Kılıçdaroğlu, bu dille CHP tabanının bamteline dokundu... İktidar olmayan 53 yıllık geçmişten, koltuğa yapışanlardan söz etti ve parti içi korku imparatorluğunu yıktığını söyledi.
Bu yaklaşım CHP'de Kılıçdaroğlu yönetiminin başladığının işareti...
Ancak yetmez. En kısa zamanda seçimli kurultaya gidilmesi gerekiyor... Gidilmezse her ihtimalde CHP "mahkemelik" bir noktaya gelecek. Kararı da seçim kurulu verecek.
Toplum güçlü bir muhalefet ve iktidar beklerken onlar partiyi kavgalı bir noktaya getirdi. İşleri bundan sonra daha zor.
Ama şu da bir gerçek ki "Türkiye'nin gelişen yeni dili"ni yakalama şansı eski CHP'ye sahip çıkan Sav'dan daha çok.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA