Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Siyasetin kirlenmesi konusunda hiç tereddüt yok. Dün sivil siyaseti aşağılayıp müdahale edenlerle, bugün siyaseti kasetle kirletenler arasında bence hiç fark yok. İkisi de aynı genetik yapının ürünü...
Hiç başka bir güç aramaya gerek yok. Dün Milliyeti okurken, Aslı Aydıntaşbaş'ın "CHP'ye gizli tanık operasyonu" yazısı ilgimi çekti.Çekti çünkü yazıda hem "gizli tanık"tan söz ediliyor, hem de ana muhalefet partisi "CHP'ye operasyon"dan...
Olayı daha ilginç kılan "gizli tanık" diye adı geçen Karadenizli işadamının birkaç gün önce bana gelmiş olması...
İşadamı, gizli tanık ve operasyon...
Tam polisiye dizi gibi. Siyasi boyutunda da CHP var. Ama tüm bunların, Ankara'nın yargı kulislerinde Aydıntaşbaş'ın burnuna gelen pis kokuların içinde yer alıyor olması da ilginç. Habercilikte hız önemlidir ama "güven" unsuru çok daha önemlidir. Bu pis kokulu kulise göre, Karadenizli işadamı "gizli tanık", savcıları ikna edip, Kılıçdaroğlu'nun, Deniz Baykal kasetini önceden bildiğini; hatta kaseti bizzat ailesine ait gizli banka kasasında sakladığını iddia ediyormuş. Aydıntaşbaş yazısına şöyle devam ediyor:
"Kılıçdaroğlu'nun bir zamanlar hem eşinin hem de Deniz Feneri dosyasını sakladığı İş Bankası'nda bir kasası varmış. Gizli tanık seçimden önce ille de Baykal kasetinin de o kasada saklandığı iddiasıyla CHP liderinin ismini kaset soruşturmasına karıştırmak için çabalıyormuş..."
Bu bilgileri alt alta okuyunca ilginç değil mi? O işadamı kadar, o işadamını ciddiye alıp kulislere düşürenlerin de bir hesabı olmalı. İşin bu tarafı da ayrıca araştırılmalı.
Şimdi gelelim adamın hikâyesine...
Birkaç gün önce kendisi bana geldi, geliş nedenini de şöyle açıkladı:
"Baykal kasetini soruşturan savcı Bülent Yücetürk adını köşenizde yazdığınız için..."
2009'da bir bankanın Akay şubesinde açılan bir kasadan ve bu kasanın içinde ihtimal olarak Baykal kaseti olabileceğinden söz etti. Bunları önce savcıya, sonra da o soruşturmayı yürüten polis ekibine anlattığını söyledi. Elinde bana sunduğu bir belge yoktu. Tamamen kendisine gelen bir bilgiye dayanarak, bir tahmin yürütüyor ve şu soruları soruyordu:
"O kiralık kasanın sahibi CHP Grup Başkanı Vekili Kemal Kılıçdaroğlu... 7 Aralık 2009'da 17. Noter'e gelerek 100 metre mesafedeki bankada bulunan kasayı açtırmak için eski özel kalem müdiresine 1 günlük vekalet verdi mi? Verdiyse neden verdi? Ve bu kasada olanlar o yıl verilen mal beyanında var mıydı?"
İşadamı, bu bilgileri Deniz Baykal soruşturmasını yürüten savcı Bülent Yücetürk'e de söylemişti.
Ben de görüşmeden hemen sonra savcı Yücetürk'ü aradım. Savcının bana söylediği şuydu: "Biz, soruşturduğumuz konularda ifade vermek isteyen her vatandaşın ifadesini alırız."
İşadamının ifadesini almıştı ama adı falan da saklı değildi. Ama merak edip savcıya sordum; "Bu ifadeyi ciddiye aldınız mı?"
Savcı Yücetürk:
"Yasalar neyi gerektiriyorsa o yapılacak."
Savcının genel tavrından ileri sürülenleri pek ciddiye almadığı anlaşılıyordu ya da ben öyle yorumladım.
Ben de sadece sorularla bu düzeyde bir yazının ya da haberin yapılamayacağına karar verip dosyayı kapattım.
Evet, ben kapattım ama "laf sahibinden ürer" misali olayın ilgilileri dosyayı tersten de olsa kamuoyuna duyurdu. Bir felaketten mi korudular yoksa deşifre mi ettiler onu da ileride göreceğiz…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA