Türkiye'nin en iyi haber sitesi

12 Haziran seçimlerinde AK Parti'nin yüzde 50 oy almasında birçok etken var. Başbakan Erdoğan'ın karizması, toplumla kurduğu sıcak diyalog, AK Parti'nin 9 yıllık icraatı, demokratikleşme çabası, darbe girişimleri karşısındaki duruşu ve teşkilatlarının yoğun çalışması elbette etkili oldu.
Ancak önemli bir etken daha var; sivil toplumun tercihi ve bu sürece destek vermesi... 1950 seçimlerinden bu yana dönüşüm sağlayan bütün seçimlerde Türkiye toplumu hep "değişim"e oy verdi. Bu kural 12 Haziran seçimlerinde de değişmedi. Bu kritik bir seçimdi ve seçmen eski Türkiye ile Yeni Türkiye arasında bir tercih yaptı.
Bu tercihte en etkili yapı ise Gülen Hareketi' ydi...
Tıpkı 12 Eylül referandumunda olduğu gibi bu seçimlerde de Gülen Hareketi, bütün olanaklarını kullandı ve vesayet rejimi karşısında demokrasiden yana tavır koydu.
Son dönemlerde ortaya çıkartılan darbe girişimlerine karşı duran, demokratikleşme ve sivilleşmeye destek veren Gülen Hareketi, bu kez de seçimlere öyle bir destek verdi ki sadece içerde kapı kapı dolaşmakla kalmadı, dışarıyı da harekete geçirdi. Ve dünyanın dört bir yanında yaşayan insanlar, YSK'nın yasağına meydan okurcasına binlerce kilometre uzaktan ülkesine gelip vatandaşlık görevini yaptı.
Atatürk Havalimanı'nda, kimi 20 saat, kimi 30 saat yolculuk yaparak oy kullanmaya gelen insanların demokratikleşmeye ve sivilleşmeye destek vermek için geldiklerini söylemeleri, "Yeni Türkiye" arzusunun bir sonucuydu.
Gülen Hareketi'ni farklı değerlendirenlerin bu gerçeği görmedikleri çok açık... Eski Türkiye'nin yaklaşımlarıyla "Tarikat" diye küçümsenen bu hareketin evrensel ölçülerde bir demokrasi ve hukuk talebi, seçimlerin seyrini önemli ölçüde etkiledi.
Hüseyin Gülerce, Zaman'daki yazısında bu gerçeği şu sözlerle dile getiriyor:
"12 Haziran seçimlerinin sonucu, tek başına AK Parti'nin siyasi bir başarısı olarak algılanmamalıdır. AK Parti, muhafazakâr demokrat dinamizminin, siyasetteki karşılığıdır. Ortada particiliği aşan bir uyanış var."
Ve demokrasi ihtiyacının altı da şu sözlerle çiziliyor: "Yeni bir Türkiye var artık. Muhafazakâr demokrat zihniyetin dinamizmi, ancak hoşgörüye, uzlaşmaya dayanan ileri bir demokrasiden güç alabilir."
Aslında Türkiye toplumunun sadece muhafazakâr kesiminde değil, başta Kürtler olmak üzere ağırlıklı bölümünde "değişim" arzusu ön planda... Bu değişim arzusunu doğru okuyup, yönlendiren siyasi partiler iktidar oluyor, görmeyenler muhalefet olmakta bile zorlanıyor.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA