Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Son günlerde BDP üzerine yazdığım yazılardan dolayı çok sert mail'ler aldım. İki taraftan da gelen bu mail'lerde herkes kendini haklı görüyor. Ötekinin ne düşündüğüne, ne yaptığına, ne istediğine bakan yok.
Buradan çıkardığım sonuç şu; sert bir döneme giriyoruz ve sivil siyasetin devreye girip, bir ara çözüm üretmesi gerekiyor.
Hem AK Parti, hem de BDP düne değil, yarına bakan bir siyaset izlemeli.
Yarın, onlarca genç öldükten sonra bir araya gelmek daha zor olmayacak mı? Ya da bir araya hiç gelinmeyecek mi? Peki gelinecekse o zaman bugün neden gençlerimizin ölmesine izin veriliyor?
Sivil siyaset yaşanacak derin acıların hesabını ne kadar yapar bilmiyorum ama süreç sivil toplumun vicdanını sızlatıyor.
Bu açıdan iki anlamlı çalışmadan söz etmek istiyorum.
İlki Açık Toplum Vakfı'na ait: "Anadolu Vicdanı".
Bu bir kitap. Bu çalışmayla bu topraklarda yaşayan farklı düşünceler bir araya getirilerek herkesin vicdanına sesleniliyor.
Açık Toplum Vakfı Genel Sekreteri Gökçe Tüylüoğlu kitabın sunuş yazısında şöyle diyor:
"Şu an Türkiye'nin aşmakta olduğu, en çok zorlandığı konulardan biri olan Kürt Meselesi'ni tartışırken öncelikle farklı yaşanmışlıkları vicdanımızın süzgecinden geçirerek anlamlandırmanın birbirimizi duyabilmek için anahtar olduğuna inanıyoruz..."
Necip Fazıl Kısakürek'ten Yaşar Kemal'e, Bejan Matur'dan Leyla İpekçi'ye, birçok yazarın görüşü yer alıyor bu kitapta.
Her satır insanın içini acıtıyor ama bir yandan da bu topraklarda "sağduyu, empati ve vicdan"ın inatlavar olduğunugösteriyor.
Kısa bir bölümü buraya aktarmak istiyorum. "Ateşin düştüğü yer" başlıklı yazıda Trabzon'un bir yaylasında, oğlu şehit düşen bir aileye konuk olan Diyarbakırlı Necdet İpekyüz şöyle diyor:
"Türkiye'de topluma baktığımızda her yerde ateş var ve ateş düştüğü yeri yakıyor. Herkes bulunduğu yerden baktığında farklı algı ve görüşler ortaya çıkıyor."
İpekyüz ne yapılması gerektiğini de şöyle sıralıyor:
"Yeter ki birbirimizi dinleyelim, yaşananları paylaşarak, geçmişle yüzleşerek, acıları ortaklaştırıp mutluluğa erişebiliriz..."

'Kör noktaya doğru gidiş var'
İkinci çalışma ise şiddete dur diyecek bir barış çağrısı. Farklı düşüncelerden etkin isimler bir araya gelecek.
Ekopolitik Genel Koordinatörü Tarık Çelenk çalışmanın içeriğini şöyle anlatıyor:
"Bir deklarasyon çalışması içindeyiz. Her kesimden, milliyetçisinden solcusuna herkes olacak. Silahlar sussun insanlar konuşsun diyebileceğimiz bir deklarasyon. Bu süreçte 30 yılın konsept olarak özetlenmesi, son yaşananlar ve bugün gelinen nokta ve bugünkü umutsuzluk ve karamsarlığa dikkat çekilecek."
Çelenk buna neden ihtiyaç duyulduğunu da şöyle anlatıyor:
"Çünkü bir şeyler oluyor ama dur diyen yok, vicdan sahibi yok. Kör bir noktaya doğru gidiş var. Türkiye Demokratik açılım süreci yaşadı. Bu kadar yaptık, bir anlamı olmadı bitirelim olmamalı... Biz Beşir Atalay Bey'le de konuştuk. Sonuç olarak yine siyaset çözecek bu meseleyi. Bunun çabası içinde bir şeyleri harekete geçirmek istiyoruz.."
Ekopolitik grubu yaklaşık 3 yıldır Türkiye'de bir araya gelmez denilen kesimleri bir araya getirerek toplumsal barışa ciddi katkı verdi. Şimdi şiddetin yeniden yükseldiği bir dönemde devreye giriyor ve en azından "uyarı" görevini yerine getiriyor.
Yazar Murat Belge'den eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş'e, Muhsin Kızılkaya'dan Musa Serdar Çelebi'ye,çok sayıda isim yer alıyor bu çalışmada...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA