Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sıkıntılı da olsa sivil siyasetin güç kazandığı bir dönemin içindeyiz. CHP ve BDP Meclis'te çalışıyor, Yeni Anayasa çalışmaları sürüyor, şiddetin devreden çıkması için toplumda büyük bir irade var ve PKK'nın bir numaralı ismi Murat Karayılan, Ahmet Altan'a gönderdiği mektupta "Silaha ve savaşa âşık değiliz" diyor ve "barış" istediğini söylüyor.
Geldiğimiz bu noktada şiddetin neden yükseldiği, nelere mal olduğu biliniyor ve çok tartışıldı.
Bugün beklenen tek şey var; artık insanımız ölmesin... Dün Taraf gazetesinde 90'ları hatırlatan bir görüntü vardı. Öldürülen iki PKK'lı genç ayaklarına bağlanan iplerle bir karakolun önünde duruyordu. İnsan onurunu ayaklar altına alan ve insanı utandıran bu fotoğraflarla daha ne kadar yaşayacağız?
Aynı şekilde PKK'nın saldırısıyla yaşamını yetiren kadınları, gençleri düşünün. Bu nereye kadar sürecek?
Bizi bu kısır döngüden kurtaracak, ölümleri durduracak bir çıkışa ihtiyacımız var.
Acaba önce PKK mı silahı bırakmalı yoksa hükümet mi demokratik adım atmalı?
Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş orta bir yol bulunabileceğini söylüyor: "Silahları birlikte susturmak."
Buraya giden süreci de adım adım anlatıyor. Öneş, Gazeteci Mine Şenocaklı'ya yaptığı açıklamada, önce "Ben Türkiye siyasetinin daha radikal, ezber bozucu adımlar atmasının çok faydalı olacağını düşünüyorum" diyor.
Peki, bu adımları kim atacak?
Öneş'in cevabı çok net:
"Şahsen ben Sayın Başbakan'ın yerinde olsam, ki onun etkili gücüne ben de inanıyorum, yüzde 50 gibi bir oy potansiyeline sahip... Ben olsam bir grup toplantısında her zaman yaptığım gibi Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu demokratik dönüşümün işaretlerini verirdim..."
Öneş
, bu işaretin yeni anayasadan önce verilmesi gerektiğini de şöyle sıralıyor:
"Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, Seçim Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu gibi sorunlu olan ve bugün tüm siyasi partilerimizin de üzerinde birleştikleri değiştirilmesi gereken kanunlar üzerinde çok süratli bir çalışma yaparak, seçim barajının düşürülmesi, tutuklu milletvekillerinin serbest kalması, hatta ifade hürriyeti çerçevesi içinde kalan hususları terör örgütü kapsamına sokan yanlış uygulamaları ortadan kaldırmak gibi kanun tekliflerini Meclis'e getirip bunların çıkarılmasını sağlardım..."
Aslında siyasi zemin de buna çok uygun... CHP yönetimi daha önce dile getirdiği bu önerilerin halen arkasında. BDP'nin de destek vereceği çok açık.
Türkiye bunu başarabilir... Ve daha önce yazdığım gibi "belki sonbaharda barış gelir."

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA