Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ankara

23 Nisan resepsiyonunu izlerken 2007 öncesini düşündüm. Bu ülkede eşi başörtülü cumhurbaşkanı seçtirmemek için neler yapıldı.
Danıştay saldırısı, Trabzon'daki Santoro ve Malatya Zirve cinayeti, bombalamalar darbeye zemin hazırlamak için yapılırken, 367 garabetiyle de meclis geleneği yerle bir edildi.
Türkiye derin siyasal sorunlarını çözeceğine ne yazık ki enerjisini boşa harcadı.
Şimdi geldiğimiz noktaya bakın.
Beş yıl sonra Başbakan Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ı 23 Nisan resepsiyonunda birlikte gördük ve kıyamet kopmadı.
Bu fotoğraf Türkiye'nin normalleştiğini gösteriyor.
Peki, ana muhalefet partisi CHP bu gerçeği neden görmüyor? Neden hâlâ kimi zaman boykot kimi zaman küskünlük göstererek siyaset yapıyor?
Dışarıdan bakanların böyle gördüğü protestoya CHP'ler farklı bakıyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'e CHP'nin bu değişmeyen klasik tavrını soruyorum.
Tekin, resepsiyona katılmama gerekçesini şöyle anlatıyor:
"Bir kere bizim başörtüsüne yönelik bir tavrımız yok. Hatırlayın eğer bu ülkede başörtüsü normalleştiyse CHP'nin tavrı nedeniyle oldu. Bunu eski YÖK Başkanı açık açık söyledi. Biz Cumhurbaşkanına, başbakana ve meclis başkanına bir tavır koyduk. Çünkü bugüne kadar ana muhalefet partisi olarak ciddiye alınmadık. Muhalefetin hiçbir talebi karşılanmadı."
CHP'nin bu tavrı kendi açısından tutarlı görünse de toplum böyle algılamıyor.
İşin belki de en can alıcı yanı bu...
CHP, ürettiği siyasetiyle toplumun beklentisini bir türlü örtüştüremiyor. Üstelik sadece yeni kitlelerle değil, kendi tabanıyla da buluşmakta sıkıntı çekiyor.
Bu konuda uçakta sohbet ettiğim Marmarisli asker eşi CHP'linin söyledikleri ders niteliğinde:
"Yeni CHP denildi ama henüz hiçbir şey yok. Güvenimiz azalıyor. Ben bir asker eşi olarak son tutuklamalarda haksızlık yapıldığına inanıyorum ama artık CHP'nin de darbelerle arasına bir sınır koyması gerekiyor. Darbelere karşı olduğunu söylüyor sonra da darbecileri el üstünde tutuyor. Bu olmaz. Artık topluma güven vermeli. Başbakan'ı bu açıdan çok başarılı buluyorum. Karşıyım ama konuşmalarıyla insanların yüreğine sesleniyor. Her defasında 'Keşke bizimkiler de böyle konuşsa' diye düşünüyorum."
Aslında CHP yönetimi de bu gerçeğin farkında ve bu nedenle derin bir iç hesaplaşma içinde... Yeni bir çıkış aradıkları kesin.
Önceki akşam bir araya geldiğimiz CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak'la CHP'deki kısır döngüyü konuşuyoruz.
Toprak çok rahat ve emin görünüyor. CHP'nin büyük bir dönüşümün eşiğinde olduğunu belirtiyor ve şöyle diyor:
"Önümüzdeki kurultay dönüm noktası olacak. Biraz bekleyin. Yeni CHP o zaman şekillenecek. CHP milliyetçi-ulusalcı solla ilişkisini kesmeli. Anadolu'ya dönmeli. Biz ekip olarak bunu yapmaya başladık ve hayatın her alanında yer alıyoruz."
CHP bu değişimi gerçekleştirirken önünde Avrupa solunun yükselişe geçiş örneği duruyor.
Birkaç kez bu köşede Fransa solunun yükselişe geçeceğini yazdık. Aday belirleme yöntemlerini değiştiren, "ihtimam toplumu" gibi yeni politikalarla toplumun farklı kesimlerini kucaklayan Fransa solu, bu değişimin ödülünü geçen hafta yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde birinci gelerek aldı. Cumhurbaşkanı adayı François Hollande 28.4 oy olarak Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'yi geride bıraktı. Büyük olasılıkla Fransa solu, 6 Mayıs'ta yapılacak ikinci tur seçimi de kazanacak.
CHP'nin Avrupa'daki bu gelişmeden bir sonuç çıkarıp çıkarmayacağını kurultayda göreceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA