Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Önümüzdeki sürecin nereye evrileceğini 4. Yargı Paketi'nin çıkması ve Öcalan'ın sözünü ettiği "Yeni açılım süreci" gösterecek.
Biraz dokunulmazlık tartışmalarının gölgesinde kaldığı için üzerinde fazla durulamadı ama kardeş Mehmet Öcalan'ın gazeteci Helin Alp'e söyledikleri çok önemli.
Mehmet Öcalan, açlık görevleri için görüştüğünde ağabeyi Öcalan'ın şu sözleri ilettiğini söylüyor:
"Bunu ilk kez şimdi açıklıyorum. Ağabeyim 15 - 20 gün içinde yeni bir açılım olabileceğini söyledi ve 'devlet oyalama taktiği uygulamazsa ve derin güçler sabote etmezse, bu açılımdan netice alınabilir' dedi."
Bu sözlerle, birkaç gün önce Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın söylediklerini birlikte düşünelim:
"Akan kanı durdurmak, bu yakıcı terörü sonlandırmak için kiminle görüşülmesi gerekiyorsa, hangi adımın atılması gerekiyorsa, hangi araçların, mekanizmaların devreye sokulması gerekiyorsa uygun zaman ve zeminde gerekli kararları almakta tereddüt göstermiyoruz ve göstermeyeceğiz."
İki açıklama da siyasetteki onca gerilime rağmen, arka planda yeni arayışların sürdüğünü "Yeni Oslo"vari süreçlerin uzak olmadığını gösteriyor.
Bu arayışları kalıcı kılacak adım ise Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı 4. Yargı Paketi'yle atılıyor.
Terörle ilgili suçlara "şiddet" sınırı getiren bu düzenleme üzerinde başta BDP olmak üzere ne yazık ki kimse fazla durmadı. Oysa bu düzenleme son yılların en önemli demokratikleşme hamlesi...
Çünkü terör suçuyla ilgili yoruma açık yasalar baştan sona değişiyor. Böylece, bu yasalara dayanarak tutuklanan, ceza yiyen binlerce insan özgürlüğüne kavuşacak. Tam da bu nedenle hem AK Parti içinden hem de MHP'den sert karşı çıkışlar var.
Bu düzenleme son dönemde yoğun tutuklamalar nedeniyle yükselen şikâyetleri de azaltacak.
Yeni bir barış umudu ve yargı reformu gibi iki önemli süreç gelişirken, ne yazık ki Türkiye, enerjisini BDP'li vekillerin PKK'lılarla kucaklaşması nedeniyle gündeme gelen "dokunulmazlık" tartışmasına harcıyor.
Ve işin kolayına kaçılarak, "Yine 90'lara dönülüyor" suçlaması yapılıyor. Daha önce de aynı suçlama çok yapıldı ama Türkiye o günlere dönmedi, dönmez de...
Dokunulmazlık meselesinde de dönmeyecek. Ama daha az gerilimle atlatabiliriz. BDP, "birlikte yaşama" adına bunu özeleştiriyle kolayca yapabilir. Umarım BDP'li sivil siyasetçiler bu kıvraklığı gösterir. Eğer, BDP'liler bu kıvraklığı beceremezse eminim bunu da yine Öcalan yapacak. O zaman da BDP yönetiminden birkaç ismin istifası sürpriz olmaz.
BDP, iş bu noktaya gelmeden, hükümetin yaklaşımını, Öcalan'ın çıkışını siyaset üretme açısından bir fırsata dönüştürmeli ve çözümün aktörü olmalı.
Ayrıca, ikide bir tekrarlanan "90'lara dönerseniz, biz de daha beterini yaparız" şantajı da bir sivil siyaset dili değil. 4. Yargı Paketi, iktidara da muhalefete de, en azından içinden geçtiğimiz süreçte güvenebileceği bir yargı sistemi sunuyor. BDP bunun üzerinde durmalı. Ve devletten Dersim ve Roboski için bir özür istiyorsa kendisi de "sivil siyaset" adına özür dilemeyi bilmeli.
Belki bu yol başkalarına da örnek olur...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA