Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Yılın son gününden geriye dönüp bakıldığında 2016, hem dünya hem de Türkiye için zor ama her ikisi için de "yeni geleceğin" tarihi ipuçlarını içinde barındıran bir yıl oldu.
Bu yıl, hem dünya hem de Türkiye "yeni normal"in kurulması gerektiğini gördü.
Çünkü iki kutuplu soğuk savaş dönemi normali geride kalmış, Sovyetler'in çöküşüyle dünya bir belirsizliğe sürüklenmişti.
2016'da bu belirsizlik bitmedi ama nereye evrileceği bilinmeyen ilginç gelişmeler var. Yılın ilk yarısında biri AB'de diğeri Ortadoğu'da bu anlamda iki önemli gelişme yaşandı.
İngiltere'nin Brexit kararı ve İran'ın, Suudi Arabistan'la yaşadığı gerginlik ve bölgesel etkinliğinin artması.
Yılın ikinci yarısında da yine dünya ve bölge siyasetini etkileyecek gelişmeler yaşandı. ABD seçimlerini Donald Trump'ın kazanması, Suriye'de yaşanan iç çatışmayla ilişkili ve dünya dengelerini de etkileyecek Türkiye-Rusya aksının yılın son günlerinde devreye girmesi...
Buna kuşkusuz Türkiye'nin Fırat Kalkanı Harekâtını da eklemeliyiz. Bütün bunlar dünyada mevcut statükonun sarsıldığının ve yeni bir dünya sistemi arayışının işareti. Statüko sarsıldı ancak yerine neyin geleceği henüz belli değil. Bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sık seslendirdiği "dünya beşten büyüktür" yaklaşımının ötesinde makul bir öneri de yok.
Devreye 20 Ocak'ta Trump'ın girmesiyle neler olacağını da birlikte göreceğiz.
Dünyada bunlar olurken, Türkiye'de de önemli olaylar oldu. Türkiye AB ile, ABD ile Rusya ile ve Ortadoğu'daki bölgesel ülkelerle çok yönlü ve "eşit" bir ilişki kurup, "yeni normal" oluşturmaya çalışırken, aynı şeyi içeride de yaptı. Devlettoplum ilişkisi, siyaset- devlet ilişkisini yeniden kurguladı.
Bu, Türkiye'nin çok temel bir ihtiyacıydı ama 15 Temmuz kanlı darbe ve işgal girişimi bunu daha da acil hale getirdi.
2016 Türkiye için son 50-60 yılın en kritik yılıydı. Bir yandan FETÖ, PKK ve DEAŞ başta olmak üzere çok sayıda terör örgütünün kanlı saldırılarına, diğer yandan da ABD ve AB cenahının kirli algı operasyonlarına, İran'ın mezhepçi dayatmalarına maruz kaldı. Ağır bedel ödedi halen de ödüyor. Ama sadece acılar yaşanmadı, aynı zamanda yeni bir tarih de yazıldı.
O tarihin ilk sayfasında ise 15 Temmuz'da FETÖ darbe girişimine karşı, Türk milletinin yazdığı demokrasi destanı yer aldı.
Çok farklı terör örgütlerine karşı güvenlik güçlerinin verdiği mücadelede de geçmişle kıyaslanmayacak bir başarı elde edildi. Ama özellikle Türkiye'nin "yerli ve milli" çözüm sürecini, emperyalist dedikleri ABD ile ilişkiye feda eden PKK'ya Kürt toplumunun karşı çıkışı önemliydi.
DEAŞ terörüne karşı Fırat Kalkanı Harekâtı'yla 2016'da tarihi bir karara imza atıldı. Bu, Türkiye'yi bölge denkleminin önemli aktörü yaptığı gibi küresel güçlerin DEAŞ yalanını da açığa çıkardı.
Dünyada eşit bir ilişki isteyen Türkiye, içeride de bütün toplum kesimleri arasında "adaletli" bir sistemin kurulması çabasındaydı. Geçmişte tek başına iktidar da olsa sivil siyasetçilerin bu özlemini farklı kumpaslarla bürokratik oligarşi hep engelledi. Bu yüzden de Türkiye'de sivil bir anayasa yapılamadı. 2016 bu kısır döngünün de yıkıldığı bir yıl oldu ve ilk adım "Cumhurbaşkanlığı Sistemi"yle atıldı.
Arkası gelecek. 2017'nin ülkemize, bölgemize ve insanlığa barış ve huzur getirmesini diliyorum. İyi yıllar...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN