Referandum sonucunu hem siyasi aktörlerin hem de siyaseti izleyen uzmanların doğru okuması gerekiyor.
Doğru okumanın şifresi de elde edilen başarının mimarı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın o geceki konuşmasında saklı. Şu tespitleri, gelecek siyasetin de seyrini belirleyecek.
"Artık sadece sloganlarla, belirli değerlerin istismarıyla bu ülkede cumhurbaşkanı seçilip yönetimi üstlenmek mümkün değildir."
"Herkes için hazırlık yapmak için 2019'a kadar önemli bir zaman vardır."
"Cumhuriyet tarihimizde ilk defa tamamen sivil siyaset eliyle yönetim sistemimizi değiştiriyoruz. Masaya yatırıp ne getirmiştir, ne götürmüştür diye baktığımızda bu referandumun çok çok anlamlı olduğunu göreceksiniz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, o konuşmasında "yeni dönemin müjdecisi" olarak bir sonucun altını çizdi: "Doğu Güneydoğu'daki oyların önemini vurgulamak isterim. Güneydoğu Anadolu bölgesindeki tüm illerde 10 ila 20 puanlık artışlar olduğunu görüyoruz. İnşallah bu sonuçlar ülkemizin önünde yeni bir dönemin başladığının müjdecisi olacaktır."
CHP ve onunla birlikte hareket eden geniş hayırcı siyasi ve medya cephesi sonucu kaybedenler kulübü ruh haliyle değerlendirmeyi sürdürseler de ortaya çıkan sonuç, onları da değiştirecek. Çünkü ortada tam da demokrasi dediğimiz şeyin çıkardığı bir sonuç var. Birbirine yakın bu sonuç, demokrasiyi işaret ediyor. Onun nasıl işlevsel ve anlamlı olduğunu gösteriyor.
Mevcut muhalefet aklı, enerjisini negatif beklentiler yerine bu gerçeğe yorsa, inanın sadece ülke değil kendileri de kazanır. Artık muhalefetin siyaset yapacağı, yüzde 49 gibi büyük ve farklılıkları da olan bir toplumsal kitle var. Tam da bugüne kadar bir araya getiremedikleri siyasi bir zemin bu. Eğer bu tablodan da bir siyasi sonuç çıkartamayan siyasi aktörler varsa onlar gidecek, yerine yenileri gelecek.
Şimdi gelelim Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, yeni siyaseti derinden etkileyecek Kürtlerle ilgili tespitine... İşin sırrı Cumhurbaşkanı'nın Kürtlerin tavrını "Yeni dönemin müjdecisi" olarak nitelemesinde... Bunu biraz açalım. Kürtlerin yüzde yüzleri aşan bir oranda özellikle şehir merkezlerinde oy arttırarak, AK Parti-MHP ittifakının önerdiği yeni sisteme destek vermesini iyi okumak gerekiyor. Bu tavır siyaseti yeniden şekillendirecek kadar anlamlı bir tavırdı.
Anlamlıydı çünkü Kürtler oylarıyla, 1 Kasım seçimlerinden bu yana özellikle sol ve milliyetçi Kürt aydınlarının yaygınlaştırmak istedikleri "faşist ittifak" iddialarını yerle bir etti. Onların ezberlerini bozdu. Böylece Yeni Türkiye'nin, "milli-yerli ve demokrat" yeni bir siyasi hatta buluşabileceğinin işaretini verdi.
Bu gerçeği Kürt insanı gördü ama ne yazık ki aydınları göremedi.
Bu tavır aslında muhalefet açısından da yeni ittifakların önünü açacak. Tablo çok açık, CHP'nin başını çektiği muhalefet de artık Kürt sosyolojisini hesaba katmak zorunda. Gidişat onu gösteriyor. Yeni dönemde iki ihtimal var; ya Deniz Baykal-Ahmet Türk ilişkisinin devreye gireceği yeni bir siyasal ittifak gelişecek yani HDP-PKK hattı CHP'lileşecek ya da bugünlerde Kemal Kılıçdaroğlu'nun PKK'yla eş zamanlı "sokağı" işaret eden çağrısına uyularak CHP, PKK'lılaşacak. İkinci ihtimale aklı başında hiçbir siyasetçi ve sosyoloji izin vermez. Aslında bölgedeki gelişmeler de, siyasetin doğal seyiri de bunun olmayacağını gösteriyor.
Geriye bir tek şey kalıyor; HDP-PKK hattı CHP'lileşecek.
Siyaset bundan sonra hiç kolay olmayacak. Başka sürprizler de mümkün.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN