Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türkiye çok önemli bir seçime gidiyor.
Her seçimde dış politikanın, dış dünyanın etkisi olurdu ama bu kez çok daha derinden hissediliyor. Başta ABD olmak üzere, Türkiye'nin son yıllardaki yürüyüşünden rahatsız olan bütün güçler devrede... Darbe dahil her yolu denediler, şimdi sırada ekonomik kuşatma var.
Bu sadece bize özgü de değil, Brezilya'dan Rusya'ya, Hindistan'dan 'ya, gelişmekte olan bütün ülkelere yönelik derin bir kumpas söz konusu.
Rusya'ya yönelik ambargo sürüyor, İran'a yönelik savaş tehditleri ise kapıda. Arjantin devre dışı kaldı, ülke olarak Venezüella ise adeta ölüme mahkûm edilmiş durumda. Dünyanın en önemli petrol ülkesi açlık içinde ve insanlar Peru'ya kaçıyor.
Brezilya'da da durum farklı olmadı.
Tıpkı Türkiye gibi 2013'ten bu yana kuşatılan bir Brezilya var. Eski devlet başkanı solcu Lula Da Silva'nın başına neler getirildiğini gördük. Her türlü tezgâh çekildi ve sonunda Da Silva mahkûm edildi ve şu an cezaevinde. Bu ülkelerin yönetiminde solcu, sağcı veya İslamcı bir siyasi aktör olması sonucu değiştirmiyor.
Mesele o ülkelerin güçlenmesi ve küresel emperyalist sisteme itiraz etmeleri. Bütün olay bu...
Buna da herkesi şaşırtacak biçimde direnen tek ülke Türkiye... Şimdi emperyalizm seçim üzerinden son hesaplaşmaya hazırlanıyor. Peki, bu gerçeği Türkiye'nin muhalefeti neden görmüyor?
İşin doğrusu İP ve SP gibi proje partileriyle, umudunu ABD ve AB'nin bölgedeki hesaplarına bağlayan HDP'nin bunu görmek istemeyeceği çok açık. Geriye sadece CHP ve sol kalıyor. Onlar da siyaset üretemedikleri için kapana kıstırılmış bir ruh hali içinde. Derin bir yenilmişlik duygusu var ve siyasi travma yaşanıyor.
Yakın geçmişi bile hatırlayan yok.
Sadece rahmetli Uğur Mumcu'nun dün yazdıkları hatırlansa, bugün çok farklı bir CHP ve sol olurdu. Mumcu 5 Aralık 1989'da şöyle yazıyordu:
"Türkiye'de solcu düşünce ve eylemin gündeminde emperyalizme karşı savaş yer almaktadır. Temelinde, 'milli mücadele ruhu' yatan bir devletin, emperyalizme karşı savaşı bir devlet felsefesi yapması gerekirken, tersine, emperyalizme karşı olmak, suçların en büyüğü sayılmaktadır." Nerden nereye... Bugün sol ne yazık ki, emperyalizme karşı savaşın yanında değil.
ABD veya AB'den söz eden yok. Suriyeli göçmenlerin geri gönderilmesi üzerine onlarca laf eden sol siyasi aktörler nedense hiç ABD'nin, PKK ve PYD'yi silahlandırması ve AB'nin o silahlı yapıları koruması üzerinde durmuyor.
Mumcu'nun şu tespitini bile hatırlayan yok: "Kürtler üzerinde 'Amerikan mandacılığı' hazırlığına kimse 'Sosyalizm', 'Marksistlik' ya da 'Devrimcilik' etiketi yapıştırmamalıdır." Mumcu'nun mirasçıları, bırakın ABD'ye karşı çıkışı, tam tersine emperyalistlerin Türkiye'yi sıkıştırması için mektup yazan aktörlere dönüştü. Hatta CHP, haksız Halkbank yargılamasından siyasi medet uman bir noktaya geldi.
Doğrusu seviyeyi daha aşağı çekenler bile var. Alın Engin Altay'ı... Altay, tıpkı FETÖ'cüler gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Lahey'de yargılatacağını söyledi.
Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce de önceki gün onu aratmayan bir tavır sergiledi. Önce ABD'den gelen telefonla Türkiye'yi eleştirdi, sonra da AB büyükelçilerinin "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yargılayacak mısınız?" sorusunun sorulmasına izin vererek "Siz kimsiniz?" diyemedi.
Türkiye, küresel güçlerle karşı karşıya geldiği bir süreçte tarihi bir seçime gidiyor.
Ya Türkiye olarak yola devam edeceğiz ya da Venezüella'ya çevirecekler bizi...
24 Haziran bu yüzden önemli.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN