Türkiye'nin en iyi haber sitesi

İstanbul'da bayram sonrası gerçek bir seçim süreci yaşayacağız. Sürecini en kritik ve merakla beklenen anı ise adayı Binali Yıldırım'la CHP adayı Ekrem İmamoğlu'nun karşı karşıya gelecek olması...
Bu beklenti şikayet edilen siyasi kutuplaşmayı da biraz olsun aşağı çekebilecek bir adımdı.
Binali Yıldırım, bu olumlu adımı Uğur Dündar hamlesiyle çok daha ileri bir noktaya taşıdı.
Adeta meydan okudu.
Yıldırım'ın, Sözcü gibi hükümeti eleştirmekle yetinmeyen, açık açık "düşmanlaştırıcı" bir dil kullanan gazetenin taraflı yazarıyla ekrana çıkması cesur bir çıkıştı.
Ancak o cesur adıma aynı cesarette bir karşılık gelmedi. Böylesi bir yayının önemini ve kaçırmaması gerektiğini bilen Uğur Dündar, akla yatkın olmayan bir gerekçeyle o yayına çıkmayacağını açıkladı.
Doğrusu kimse de inanmadı. Normalde hiçbir televizyoncu bu yayını kaçırmak istemez.
Hele gündemden düşmüş, Halk TV ekranlarına sıkışmış egosu yüksek Uğur Dündar hiç istemezdi.
O da öyle düşündüğü için ilk tepkisi olumlu oldu. Olaydan hemen sonra Cumhurbaşkanlığı Ekonomik Kurul Üyesi Korkmaz Karaca'nın attığı; "Sayın Binali Yıldırım bir kez daha ne kadar özgüvenli bir aday olduğunu Uğur Dündar tercihi ile göstermiştir. Hayırlı olsun" tweetine şu cevabı veriyordu:
"Teveccühünüze çok teşekkürler Korkmaz Bey. Bu öneri mesleğimin 50'nci yılında bana verilmiş 'Büyük güven ödülü' oldu." İşte bu açıklamadan sonra Dündar geri adım attı.
Peki, ne oldu da Dündar geri adım attı?
Önce İmamoğlu çevresinde yapılan ve sosyal medyaya da yansıyan şu yorumu aktaralım: "Biz kamuoyu yoklamalarında öndeyiz. Böyle bir yayına çıkarak neden kendimizi riske atalım." Sosyal medyada azgın azınlığın artan bu türden kibirli tepkisi belki atlatılabilirdi ama kulislerde araya CHP yönetimi dahil başka güç merkezlerinin girdiği konuşuldu.
Bu yüzden şu soruların cevabı merak ediliyor:
Dündar'ı CHP yönetimi mi engelledi yoksa İmamoğlu'nun kampanya yöneticisi mi? Onu, mesleğinin 50'ci yılında "büyük görev ödülü" almaktan kim mahrum etti?
Bu sorular soruluyor çünkü Dündar'ın şu cevabı hiç inandırıcı değil: "Kararımın tek nedeni Türkiye'deki kutuplaşmadır" Hayret doğrusu, kutuplaşmayı bizzat körükleyen Dündar, İstanbul halkının sorularına gerçek cevap olacak bir fırsatı değerlendirmek yerine yine kutuplaştırıcı bir rol üstlendi.
O buluşmayı yönetseydi, bari meslek hayatının son baharında laik meczuplara şov yapmanın dışında daha anlamlı bir iş yapmış olurdu. Bu arada ilginçtir Yıldırım'ın ikinci hamlesi İsmail Küçükkaya'ya da CHP'den veto geldi ama tutmadı.
Bu tablodan çıkan sonuç şu; Yıldırım'ın hamlesi ve son günlerde CHP adayı İmamoğlu'nun Ordu havaalanında yaşananlarla irtifa kaybetmesi, siyasi havanın değiştiğini gösteriyor. Anlaşılan, önümüzdeki günlerde siyasi hava çok daha güzel olacak.

***


Koç Tıraşı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve adayı Ekrem İmamoğlu'nun Koç logolu uçaklarla seçim gezilerinde boy göstermesi yeni siyasi tartışmaların da kapısını araladı. Bu ilişkinin boyutunu önceki gün bu köşede yazdım. İlişkinin sadece uçak kiralamayla sınırlı olmadığını Mısır'daki sağır sultan bile duydu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, tam da buna işaret eden sözleri manidardı:
"Gezi olaylarında Taksim'deki otellerini tahsis edenler bugün uçaklarını tahsis ediyorlar" Bu çıkışa Koç Holding'den "uçakların kiralandığına" dair cevap geldi.
Bakan Soylu da bu cevaba yeni sorularla karşılık verdi:
"Ben tıraşımı Yunanistan'da olmam Türkiye'de Sultangazi Esentepe Mahallesi'nde Kahtalı Mahmut Usta'da olurum. Sizin talihsizliklerinizi iyi biliriz.
Bildiğinizi de biliriz."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN