Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Türkiye, ABD'yle ilişkilerinde kritik bir süreçten geçiyor. bu sürecin en önemli ayağı.
Bazı parçalarının önceki gün Mürted Havaalanı'na inmesiyle ilk adım atıldı.
Nasıl seyredeceğini yakın zamanda göreceğiz.
İçeride yeni siyasi oyunların oynanması, dışarıdan da yeni baskıların gelmesi sürpriz olmayacak.
Bu yüzden sert geçecek bir dönemin eşiğindeyiz ve yeni bir tarihe tanıklık ediyoruz.
Türkiye geçmişte ABD'yle ilişkilerinde daha bağımsız hareket etme denemeleri yaptı ama hiçbirini başaramadı. O başarısızlığın arkasında kimi zaman ABD'nin "bizim çocukları" kimi zaman en son kullandığı FETÖ gibi kirli yapılar, kimi zaman da içeride operasyon yaptırdığı güçler vardı.
Bunlar çok da gizli saklı değildi. Hatta son yıllarda ABD bunu hiç saklamadı bile. Bugün FETÖ'cüleri sahiplendiği gibi.
Ama içeride ABD'nin harekete geçirdiği önemli bir güç daha vardı; siyasetten ekonomiye, medyadan bürokrasiye her alanda var olduğu bilinen "nüfuzu"...
Ne zaman Türkiye, ABD'nin göz göre göre yaptığı bir haksızlığa karşı çıksa veya farklı bir söz söylemeye kalksa o güç hemen devreye giriyor ve zehrini akıtıyor; "Gücün kadar konuş, Türkiye'nin gücü ne ki, ABD'ye karşı çıksın." Aylardır S-400'lerle ilgili de aynı kirli algı operasyonu yapıldı. Uzman kılıklı eski askerlerden, emperyalizmin kuklası gazetecilere kadar ağzı olan konuştu.
Kimi "S-400'ler iptal edilecek" diyerek korku saldı, kimi de "Temmuz'da S-400'ler gelmeyecek. Sonra söylemedi demeyin" kibriyle böbürlendi.
Hiçbiri de Pentagon'un baskısına rağmen Türkiye'ye alan açan ABD Başkanı Trump kadar bile gerçeği dile getirmedi.
Ne Obama dönemi başlayan küresel zorbalıktan söz ettiler, ne de Türkiye'nin haklılığından...
Aslında S-400 olayı sadece bir güvenlik tercihi, Türkiye'nin bu konudaki kararlılığı da sadece soyut bir ABD karşıtlığı değil. Arkasında, darbelere karşı çıkan, Başkan Erdoğan'ın "dünya beşten büyüktür" çıkışıyla hedeflenen küresel eşitliği isteyen, mazlum halkların hakkını savunan derin bir tarihsel birikim var.
O birikimin son güncel örneği bugünlerde 3. yılını kutladığımız 15 Temmuz darbe ve işgal girişimine karşı çıplak bedenlerin demokrasi direnişiydi. O direnişi itibarsızlaştıranlarla, S-400 korkusu yayanların aynı adresler olması hiç de şaşırtıcı değil.

***


Kılıçdaroğlu'ndan olumlu S-400 çıkışı
Parçaları gelmeye başlayan S-400'lere karşı ABD'nin ne tepki vereceği az çok tahmin ediliyordu ama bizdeki muhalefetin ne diyeceği pek kestirilemiyordu.
Çünkü bazı muhalefet aktörleri, hâlâ "Saray için geldi" diyebilirdi.
Neyse ki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu uzun suskunluğunu bozdu ve ilk kez net bir açıklama yaptı: "Senato önce Türkiye'nin hangi coğrafyada yer aldığına baksın.
Türkiye'nin bulunduğu coğrafya stratejik bir bölge. Türkiye kendi güvenliğini yurt içinde veya yurt dışında sağlamak zorundadır ve bunun için gerekli önlemleri almak zorundadır" Sonra da kendisini bile tekzip eden şu olumlu tavrı koydu: "Zamanında Türkiye'nin Patriotların alımıyla ilgili talebi karşılanmamışsa elbette Türkiye kendi güvenliğini sağlamak için başka arayışlara girecektir.
Türkiye kendi bildiği yoldan devam edecektir. Türkiye'nin kendi güvenliğini sağlaması hakkıdır" Kılıçdaroğlu, keşke bu açıklamayı Trump'ın G-20 konuşmasından önce yapsaydı çok daha anlamlı olurdu.
Olmadı ama yine de kritik bir zaman diliminde konuşması Türkiye'nin küresel pozisyonu açısından önemli oldu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN