Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Onun hayatı ve verdiği mücadele, Türkiye'deki tek tipçi, vesayetçi yapıya karşı verilen mücadelenin ne kadar zor ve anlamlı olduğunu gösteriyor.
Düşünün dedesi Atatürk'e "Kemal" diye hitap edebilecek kadar yakın olan Nuri Conker. Soyadını taşıyacak kadar sevdiği üvey babası ise Türkiye'nin ilk Vatikan Büyükelçisi Nurettin Vergin.
Çocukluğu ise babaannesi Nedime Conker'in yakın dostları Cumhurbaşkanı İnönü'nün eşi Mevhibe İnönü, Başbakan Şükrü Saracoğlu'nun eşi Sevinç Saracoğlu gibi çok sayıda cumhuriyet elitinin bulunduğu ortamlarda geçti. Fransa'da okudu, hatta ilk çalışma hayatı orada başladı.
Deyim yerindeyse tam bir Cumhuriyet çocuğuydu.
Birkaç gün önce kaybettiğimiz ünlü sosyoloğumuz Prof. Dr. Nur Vergin'den, gazeteciliğe ilk başladığım dönemde tanıdığım, kitaplarını okuduğum, sohbet ettiğim, çok şey öğrendiğim Nur Hoca'dan söz ediyorum. Onu okumadan, Türkiye'de yaşanan siyasi ve sosyal değişimi anlamak mümkün değil. Ama ne gariptir ki onu en az anlayan ve okumayan da içinden çıktığı ve yaşadığı cumhuriyet elitleri ve onun aydınlarıydı. Yani Beyaz Türkler ve daha ilginci onların müttefiki laik solcular. Bu yüzden de sosyolojiye ilişkin her değerlendirmesi veya her siyasi tespiti o çevrelerin hışmına uğradı.

Sinir bozan Beyaz Türk
Hele 2008 yılında yaptığı şu tespiti linç edilmesine yetti:
"AK Parti en az 10 yıl daha iktidarda kalır."
Bunu söyleyen Beyaz Türk de olsa fark etmedi, her türlü hakaret yapıldı ve Nur Vergin Hoca haklı olarak isyan etti:
"Tam bir suikast gibiydi. AKP'nin dalkavuğu olarak takdim edildim. Beni mahvettiler. Sağlığım bozuldu. Affetmem. Çünkü kötü niyet vardı. Laiklikten yana olduğum, yazılarımdan ve genel duruşumdan belli. Ama ikide bir 'Elhamdülillah laikim' diyecek halim de yok. Bir arkadaşım 'Sinir bozan, senin gibi bir aileden gelen Beyaz Türk'ün bunları söylemesiydi' dedi."
Bugün o sözün üzerinden tam 13 yıl geçti ve AK Parti hâlâ iktidarda ve önünde de daha 3 yılı var. Hoca az bile söylemiş... Peki, onu o gün linç edenler, bugün geriye dönüp baktıklarında yaptıklarından utanıyorlar mı?
Ne gezer. Bırakın utanmayı yeri geldi, Fazıl Say'ın, Mazhar Alanson'un, Yavuz Bingöl'ün de aralarında bulunduğu onlarca sanatçıyı linç bile ettiler.

'Bendeniz Cumhuriyet elitlerinin ürünüyüm'
Oysa biraz Nur Vergin'e kulak verselerdi, Beyaz Türk olup da neden Beyaz Türklere isyan ettiğini ve Türkiye'nin nasıl köklü bir değişim geçirdiğini görür, saldırmazlardı.
Bakın 2002'de Türkiye'de yaşanan köklü değişimi çok basitçe nasıl anlatıyor:
"Bizim toplumumuzda aristokrasi yok ama her toplumda olduğu gibi bir elit zümre var. Övünmek için söylemiyorum ama bendeniz Cumhuriyet elitlerinin ürünüyüm. Beyaz Türk olarak, hangi parti iktidarda olursa olsun toplum içindeki konumumun değişmeyeceğini düşünürdüm. Her zaman ulaşabileceğim, beni dinleyecek ve yardım edecek birilerinin olduğundan emindim. Beyaz Türklerdeki ortak kanaat buydu. 2002'den sonra dedim ki 'A, ben artık vatandaşım'. Yani imtiyazlı vatandaşlıktan düz vatandaşlığa geçiş! Kabul edelim, bu statü kaybı duygusu, bazılarında son derece örseleyici olabilir."
Bize çok şey öğrettin Sevgili Hocam, mekânın cennet olsun, nur içinde yat!

***


SAADET TABANI CUMHUR İTTİFAKI'NA NASIL BAKIYOR?

Son günlerde siyaset kulislerinde en çok tartışılan, Başkan Erdoğan'ın Saadet Partisi İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk'le buluşmasıydı. Peki Cumhur İttifakı'nı da kapsayan bu buluşmaya Saadet tabanı nasıl bakıyor?
Optimar Araştırma Şirketi Başkanı Hilmi Daşdemir'in yaptırdığı son araştırmaya göre, Cumhur İttifakı'na olumlu bakanların oranı yüzde 33. Olumsuz bakanlar yüzde 25. Geriye kalan yüzde 41.7 ise "Cevap yok" demiş. Bu sonuç bile, Başkan Erdoğan'ın hamlesinin hedefe ulaştığını gösteriyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA