Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Nihayet CHP ve İYİ Parti, zurnanın zırt dediği yere geldi. Siyaset mühendisliğinde, -siz buna büyük operasyon da diyebilirsiniz- bütün hesap HDP'yi tıpkı yerel seçimlerde olduğu gibi karşılıksız Millet İttifakı'na yamamaktı. Projenin silahı bıraktırmak gibi bir hedefi de yoktu.
Büyük patron Biden da bunu istiyordu.
Ancak, 40 yıldır siyasete alan açmak için başlatılan çözüm süreçlerini kendi hırsları, küçük iktidar hesapları için feda eden Kandil'in baronları buna kolay kolay yanaşmaz.
Çünkü onların derdi, sistemin demokratikleşmesi, halkın rahat nefes alması falan değil. Dertleri, kendilerinin hâkim olacağı adı "demokratik" ama gerçekte despotik "özerk" iktidar alanları oluşturmak...
Bu yüzden bu yapı, yani PKK-Kandil ve siyasi uzantısı HDP, arkasında güçlü bir halk desteği olan ve riske girip çözüm süreçleriyle cumhuriyet tarihinde Kürtlerle ilgili en radikal adımları atan Başkan Erdoğan'ı bile ABD'nin aparatlığına soyunarak sattı
Şimdi CHP, yanına da İP'i alarak, AK Parti'nin 15 yıllık tecrübesini de yok sayarak bu yapıyla "Kürt sorunu"nu çözeceğini söylüyor. Hem de ne olduğu bilinmeyen vaatlerle...
İlk adımı da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu attı: "Meşru muhatap HDP'dir, İmralı değil..."
Ortalık birden karıştı. Kargaşanın fitilini de İmralı'nın kurdurduğu HDP'nin bir önceki eşbaşkanı Sezai Temelli ateşledi: "Asıl irade İmralı'dır."
Bu cevap deyim yerindeyse Kılıçdaroğlu'nun da Akşener'in de "kimyası"nı bozdu. Bozulan bu kimyayı düzeltmeye ise HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar'ın, "Temelli'nin kendi kişisel görüşüdür" demesi bile yetmedi. Çünkü Sancar, o cümlenin devamında şunu söylemek zorunda hissetti: "Yani, meseleye bütünlük bakmak lazım, İmralı da bir aktör."
Yarın Kandil adına Cemil Bayık'ı da devreye sokarlarsa hiç şaşmamak gerekiyor. Onunla görüşmeye de artık Oğuz Kaan Salıcı ile Koray Aydın mı gider bilemem ama şu bir gerçek: Kılıçdaroğlu ve Akşener'in eli ayağına karışmış durumda.
Öyle karışmış ki, önceki akşam Halk TV yayınına çıkan Meral Akşener, aday olmayacağını açıkladığı o yayında ne diyeceğini şaşırdı. Eminim yayının bitmesi için içinden dua bile etti. Hatta bir sonraki yayını gerekçe göstererek kaçmak istedi. Ancak Suat Toktaş, "Sormam gerekiyor" diyerek nihayet HDPMillet İttifak'ı ilişkisini sordu.
O an Akşener'in yüzü değişti. Ve çaresizce şu tespiti yaptı:
"Sayın Sezai Temelli çıktı dedi ki: 'Muhatap İmralı'dır'... HDP'nin yöneticileri HDP'nin aktörlüğünü kabul ettiler ve İmralı'yı muhatap olarak koydular."
Cümleyi düzgün kuramasa da en azından HDP'nin İmralı'yı muhatap aldığını söyledi. Ama arkasını getirmedi. Bu durumda İYİ Parti ne yapacağını söylemedi, söyleyemedi. Hatta hiç alakası yokken, biraz da kıvrana kıvrana sözü döndürüp dolaştırıp Cumhur İttifakı'nı suçlamaya kadar götürdü.
Oysa tablo çok netti. Millet İttifakı'nın bir parçası yapılmak istenen HDP'lilere göre muhatap Öcalan'dı. Bunu da bir hafta önce HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan açık açık söylemişti:
"Kürt sorununun çözümünde Sayın Öcalan'ın muhatap alınması elzemdir."
Sanıyorum tarihçi ve "deneyimli" siyasetçi olduğunu söyleyen Akşener, hayatında bu kadar zorlanmadı. Gördüğünüz gibi sadece içi boş bir açıklama bile bir siyaset mühendisliği ürünü olan Millet İttifakı'nı sarsmaya yetti. Rahmetli Demirel'in deyimiyle turpun büyüğü heybede... Henüz HDP içinde neler olduğunu görmedik. Asıl depremi Öcalancılar ile Selocular arasındaki kavgada göreceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA