Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MAHMUT ÖVÜR

Etiyopya’da ne işimiz var?

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Bu tür soruları son 15 yılda onlarca kez duyduk... Rahmetli Deniz Baykal hariç son iki CHP genel başkanı ve monşer danışmanları her dış hamlede, "Suriye ve Libya'da ne işimiz var?" demeyi marifet saydı.
Önceki gün Başkan Erdoğan'ın bir günlük Etiyopya gezisine de bu gözle bakan fondaş kalemşorlar çıktı. Oysa gezi "1 günlük" de olsa etkisi önümüzdeki yılları kapsayacak boyuttaydı. Çünkü Afrika Boynuzu'nun en büyük ve en yoksul ülkesi Etiyopya hem Afrika'nın diplomasi merkezi hem de Somali, Sudan, Eritre ve Mısır coğrafyasında en stratejik konumdaydı.
Türkiye ile yakınlığı da derin tarihi ve kıtanın tek sömürge olmayan "bağımsızlık ruhu"na sahip kimliğiyle ilgiliydi. Öyle olmasaydı Mustafa Kemal Atatürk daha cumhuriyetin üçüncü yılında 1926'da ilk büyükelçiliği orada açmazdı.
Başkan Erdoğan dönüş yolunda bu tarihe atıf yaparak şöyle diyordu:
"Sahra Altı Afrika'daki en eski büyükelçiliğimizin 1926 yılında Addis Ababa'da açılması, cumhuriyetimizin geçmişinde bu kadim şehri, Afrika kıtasıyla ilişkilerimizin kalbine yerleştirdiğini gösteriyor."
Başkan Erdoğan işte Afrika kıtasının kalbine yerleştirilen Etiyopya ile uzun süre askıya alınan ilişkileri 2005'te yeniden canlandırıyor ve tarihi bir adım atıyordu. Bu tarihi adımı Anadolu Ajansı analizi için değerlendiren Doç. Dr. Yunus Turhan şöyle diyordu:
"Bundan 70 yıl sonra, 1 Mart 2005'te o dönem Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Addis Ababa'ya gerçekleştirdiği resmi ziyaret, Sahra Altı Afrika'ya başbakan düzeyinde yapılan ilk resmi ziyaret olarak tarihe geçmiştir. Söz konusu ziyaret kısa sürede somut sonuçlar doğurmuştur. Nitekim 12 Nisan 2005'te Türkiye, Afrika Birliği nezdinde gözlemci statüsü elde etmiş, Addis Ababa'daki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği de Afrika Birliği'ne akredite edilmiştir. Etiyopya ile başlayan bu yeni dönemde Türkiye'nin Afrika açılımı, söylem düzeyini aşarak kurumsal ve uygulamaya dayalı bir nitelik kazanmıştır."
Tam 21 yıl önce stratejik akılla atılan bu adım Türkiye-Afrika ilişkilerini bambaşka bir noktaya taşıdı. Artık Afrika coğrafyasında Türkiye hesaba katılan ve oyun kuran bir ülke. Somali ve Libya'daki özel ve yakın bağı dışında, başta Mısır olmak üzere bütün Afrika kıtasıyla Türkiye'nin ilişkisi çok iyi. Son yıllarda Avrupalı sömürgecilerin terke zorlanmasıyla da bu coğrafyada Çin, ABD, Türkiye ve pek dillendirilmese de Birleşik Arap Emirlikleri dışında kimse yok. Bir de ortalık karıştırıcısı rolüyle sahne alan siyonist İsrail var.
Siyonist İsrail, hem BAE-Türkiye ilişkilerinin 2021 sonrası iyileşmesinden hem de Türkiye'nin Somali'de kurduğu derin ilişkiden çok rahatsız. Ama en çok da Ocak 2025 yılında Somali-Etiyopya arasında imzalanan "Ankara Protokolü"nden rahatsız.
O rahatsızlığını da Aralık 2025'te Somaliland'ı tanıyarak gösterdi. Bu tesadüf değildi. BAE de bir rol oynadı mı belli değil ama siyonistlerin amacı Türkiye'nin öncülük ettiği Etiyopya-Somali barışını sabote etmek.
İşte bir günlük Etiyopya gezisinin arka planında böyle kirli bir bölgesel hesabı bozma girişimi var. Başkan Erdoğan, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali ile yaptığı ortak basın toplantısında tam da bu konuya değiniyor ve şöyle diyordu:
"Biz, bölgenin sorunlarına bölge ülkelerinin çözüm geliştirmesini ve Afrika Boynuzu'nun yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemesi gerektiğine inanıyoruz. İsrail'in Somaliland'ı tanımasının ne Somaliland'a ne de Afrika Boynuzu'na faydası olmadığını tekrar vurgulamak istiyorum."
Ana muhalefet CHP, Silivri'ye gidip gelmekten vakit bulup Afrika'ya bakar mı bilemem ama umarım artık "Somali'de, Etiyopya'da ne işimiz var?" diye iflas eden bir siyaset tarzıyla ortaya çıkmaz.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.