ABD ve siyonist İsrail'in İran saldırısı 25'inci gününde. Dünya diken üstünde ve İslam coğrafyası da savaşın kanlı gölgesinde buruk bir bayram geçirdi. Nereye gittiysek hep aynı soruyla karşılaştık: Savaş ne zaman bitecek?
Başlangıçta Trump Amerika'sının bu savaşa sürüklendiğini düşündüğüm için savaşın kısa sürede kısmi bir saldırıyla biteceğini öngörüyordum. Ancak ABD'nin müzakere masasını yalanlarla terk etmesi bahane aradığının ilk işaretiydi
Peki bu bahanenin nedeni İsrail'in zorlaması mıydı yoksa ABD'nin kendi çıkarları mıydı?
ABD'nin duayen uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. John Mearsheimer bile, "Bu savaş ABD'nin stratejik çıkarları için yapılmıyor. Trump, İsrail lobisinin zorlamasıyla bu savaşa girdi" açıklaması yapıyordu.
Bölgedeki ve Türkiye'deki uzmanlar da ağırlıkla İran'a saldırının arkasında siyonistlerin bölgeyi ele geçirme hedefi olduğunu söylüyordu. Yakında Trump, Netanyahu'yu günah keçisi ilan etse herkes alkışlayacaktı. Ancak bu süreçte benim aklıma yatmayan bir şey vardı
Trump'ın küresel sistemi sarsan girişimleri, kurumlardan çekilmesi, Kanada ve Grönland'a tehditleri, Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun kaçırılması, ABD'nin Zengezur Koridoru üzerinden Kafkaslara sızması, İran'a yönelik saldırının da ABD işi olduğunu gösteriyordu.
Sanki ABD, bölgeyi sindirmek ve tüm bölge ülkelerinin devlet kapasitesini zayıflatmak için İsrail'i kullanıyordu. Başka bölgelerde de başka ülkeleri kullandı. Dünden bugüne bütün saldırılara bakın, hepsinin arkasında bizzat ABD var.
Çünkü umursamıyor ve şunu biliyor: Geçmişte yalan söyleyerek Vietnam'a, Afganistan'a, hatta en son Irak'a saldırdı, milyonlarca insanı katletti. Dünya bunun yanlış olduğunu, ABD'nin yenildiğini haykırdı ama hiçbir şey olmadı. ABD hiç hata yapmamış gibi yoluna devam etti. Çünkü bunu yaparak Sovyetler'i y ıktı, egemenliğini pekiştirdi. Vietnam, Afganistan ve Irak'ı da öyle tahrip etti ki, o ülkelerin ayağı kalkması için yıllar gerekti.
Bu arada da doları rezerv para yaptı, BM ve diğer kurumları keyfine göre kullandı, itiraz eden ülkeleri ise darbeler ya da yaptırımlarla susturdu. Bütün bu saldırganlıklarını da dünyaya "demokrasi getiriyorum" havasıyla sundu. Hollywood filmleriyle de bunun propagandasını yaptı.
Şimdi yolun sonunun geldiğini ve çok kutuplu bir dünyanın doğmaya başladığını gördü. Bu dönemde orta ölçekli ülkelerin öne çıkması, destek verdiği Çin'in olağanüstü yükselişi, ABD'nin korkulu rüyası oldu. İşte bu yüzden ABD, Çin ve orta ölçekli ülkelerin daha da "tehlikeli" hâle gelmeden önünü kesmek istiyor.
Bu noktada Trump'ın iktidara gelmesi de tesadüf olmasa gerek. Trump, enerji devleri ile savaş sanayii baronlarının ortak iktidarını temsil ediyor. ABD içinde MAGA'cılar dâhil İsrail karşıtı muhalefetin yükselmesine rağmen İran'a savaş açılması sadece İsrail'in sapkın hedefiyle açıklanamaz. Asıl belirleyici olan ABD'nin çıkarları... ABD bölgede güçlü devletlerin olmasını ve bölge devletleri arasında bir işbirliği kurulmasını istemiyor.
Bu ABD'nin Ortadoğu ve Avrasya coğrafyasında vazgeçilmez stratejik bir hedefi. Son dönemde Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan ilişkisinin gelişmesi, Suudiler ile İran'ın bir araya gelmesi ABD için tehlike sinyalleriydi. Aslında bunu büyük güçlerin hiçbiri istemez.
Bu savaşla, ABD saldırısıyla devlet kapasitesi çökertilen bir İran, yaralı ve güvensiz Körfez ülkeleri, ekonomisi zorlanan bölge ülkeleri ve çılgın enerji fiyatlarıyla korkutulan bir dünya fotoğrafı ortaya çıkacak. Bir taşla birkaç kuş vurmak buna denir.
Trump buna inandığında savaşı durdurur. Çin'e giderken çark edip masaya oturursa da hiç şaşırmam. Tam bu cümleyi yazarken, Trump da canlı yayında aynen şöyle diyordu: "Bugün muhtemelen telefonla görüşeceğiz. İran'la hiçbir şeyi garanti etmeyen bir anlaşma yapma ihtimalimiz oldukça yüksek. Anlaşma olursa bu İran ve bölge için harika bir başlangıç olur. Ortadoğu'da nükleer silahların olmaması ve barışın sağlanması hedefimizdir. ABD ile İran arasında 15 maddelik bir anlaşma taslağı var. İran nükleer silah sahibi olmamayı kabul etti."
Son söz: Savaşın böyle sonuçlanması bile ABD'nin çöküşe geçtiği gerçeğini değiştirmez, sadece biraz ömrünü uzatır, o kadar...