Amerikan seçmeninden aldığı destekle Bush yönetimi gündemini şaşmadan izleyeceğinin işaretlerini veriyor. Dünya Amerikan seçimlerini dış politika açısından değerlendirmişti. Bu nedenle de Başkanın yeniden seçilmesi hayretle karşlandı. Ancak seçim sonuçlarının mesajlarından birisi de Amerikan seçmeninin iç politika konularına ve ABD'nin iç gündemindeki tartışmalara göre oy verdiğiydi.
Bush yönetiminin politika öncelikleri de bu nedenle aslen içerideki düzenlemeler üzerine odaklanacak. Bunun ilk işareti de ek bütçe tartışmalarında kanun teklifine kürtajı kısıtlayıcı madde eklenmesiyle verildi. Dış politikada bugüne kadar izlenen politikaların seçmen tarafından onaylandığı inancıyla ciddi bir rahatlama var. ABD başkenti yeni dönemde dış politika gündemini hızla oluşturarak harekete geçmek istiyor. Geçen dönemin hatalarından bazı dersler alındığı ortada ancak doğal olarak hatalardan bahsedilmiyor.
Fransa çizgisi
Atlantik ilişkilerinin yeniden rayına oturtulması dış politikanın önemsenen hedeflerinden birisi olarak görülüyor. Atlantikötesi ilişkilerin ABD'nin hayati çıkarları açısından diri tutulması gerektiğini düşünenler, bir nikah tazelemenin iyi olacağını da düşünüyorlar. Bunlara göre 1941'de Başkan Roosevelt ve İngiliz Başbakan Churchill arasında imzalanan Atlantik Mutabakatına benzer bir anlaşmanın benzerinin imzalanması yerinde bir adım olacaktır. Batı ittifakı yeni döneme uygun bir değerlendirme ve strateji anlayışını ortaya koymalı ve siyasetini bu yönde oluşturmalıdır. Ancak yönetimin Avrupa'daki başat ülkelerin özellikle de Fran- sa'nın istediği ölçüde tutum ve tarzını değiştirmesini beklememek gerekiyor. Daha karamsar yorumlar Avrupa'nın Fransa çizgisinde kalacağı, ilişkilerin daha da kötüye gideceği AB'nin ABD'yi dengeleme hedefine yöneleceğini savunuyor. Batı sisteminin iki büyük ortağının ortak ekonomik çıkarlarının devasa olduğuna dikkat çekenler ise bu anlamda bir kutuplaşmanın beklenmemesi gerektiğini savunuyorlar.
Yaratıcı siyaset
Atlantikötesi ilişkilerin ne şekilde evrileceği dünyanın gündemindeki en önemli meselelerin ne şekilde halledilebileceği açısından da önemli. Başta Irak olmak üzere Ortadoğu odaklı üç konu (Irak, İran, Filistin-İsrail sorunu) ancak iki tarafın siyasetlerini uyumlu hale getirmeleriyle çözüm yoluna girebilir. Washington Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde gerek siyasi gerekse mali kaynakları giderek artan şekilde devreye sokmaya başlıyor.
Arap ülkelerinden gelen resmi tepkilerin olumsuzluğuna rağmen el altından işbirliğinin başladığı anlaşlıyor. Gene bu bağlamda Asya'daki Müslüman ülkelerle ilişkilerin yo- ğunlaştığı, bu ülkelerdeki reform çabalarına ABD'nin katkı yaptığı da görülüyor. Önümüzdeki dönemin en büyük özelliği, yeni inisiyatiflere açık bir dönem olması. Atlantik ilişkilerinin gündemindeki tüm konular Türkiye'yi de yakından ilgilendiren konular.
ABD açısından Türkiye'nin merkezi bir konumda olduğuna, aradaki sorunların varlığına rağmen gelecekte işbirliğine önem verildiğine kuşku yok. Ancak Türkiye'nin bugünkü dünya konjonktüründe, kendi özellikleri nedeniyle sahip olduğu önemin ayrıca yaratıcı siyasetlerle de desteklenmesi gerekiyor.