Türkiye'nin en iyi haber sitesi

SOLİ ÖZEL

Kerkük ve bölgesel güç

AKP hükümetinin yaşanan olayların boyutlarını tam anlamadığı ve gelişmelerin hızına yetişmekte zorluk çektiği izlenimi veren bir dönem başladı. Hemen tüm ülkeler dış politikalarını gözden geçiriyor. Bu bağlamda ABD Dışişleri Bakanı'nın Avrupa ve Ortadoğu turunu Fransa'da bitirmesi, Bush yönetiminin Avrupa ülkeleriyle ilişkiler konusundaki mesajlarını Rice'ın bir zamanlar cezalandırılması gerektiğini söylediği bu ülkede vermesi önemli bir gelişmeydi.
Rice, Paris'teki konuşmasında Atlantik ilişkilerinin önemi üzerinde durarak ve ABD'nin AB ile birlikte hareket etme isteğini vurgulayarak Bush'un iki hafta sonraki Brüksel ziyaretinin zeminini de hazırlamış oldu. Almanya gibi Fransa da ABD ile ilişkileri daha uyumlu bir noktaya getirmenin gerekliliğini görmüş durumda. Zor da olsa bu amaca yönelik çabalar ve söylemler şekillenmeye başladı. Tüm bunlara güç ilişkilerinin ve uluslararası düzenin yeniden tanımlanmasına yönelik adımlar olarak bakılmalı.
ABD seçimlerini Bush'un kazanmasının ardından Irak'ta yapılan seçimlerin en azından katılım açısından başarılı bir şekilde gerçekleşmesi, bu yeni açılım arayışlarının doğrudan sebepleri arasında. Önümüzdeki dönemde Irak'taki taraflar anayasa yazılması bağlamında ülkenin geleceğinde kimin ne kadar söz sahibi olacağını belirlemek üzere ciddi ve sert pazarlıklara başlayacak. Özellikle Sünniler açısından hayat memat meselesi sayılan bu pazarlıklarda anayasa tartışılırken şiddet de herhalde artarak sürecek. Irak'taki krizin kanlı ve istikrarsızlık üretecek bir iç savaşa yol açmadan aşılması ise hem bölge ülkelerinin hem de uluslararası sistemin isteği. Bu ise ABD'nin daha bir süre Irak'ta asker bulundurmasını gerektiriyor.

Kürtler'le çıkar birliği
Irak'a karşı gerçekleştirdiği savaş ve ardından gelen işgal, ABD'ye kendi gücünün sınırlarını gösterdi. Amerikan toplumunun emperyal bir projeyi destekleme arzusunun bulunmadığı anlaşıldı. Daha önemlisi Irak'ı kendi istediği gibi şekillendirebileceğini sanan ABD yönetimi bir yandan direnişin şiddeti, diğer yandan Şiiler'in dini lideri Ayetullah Sistani'nin otoritesi karşısında duraklamak zorunda kaldı. Bu durumda da Radikal gazetesinde çıkan yazısında Ömer Taşpınar'ın vurguladığı gibi ABD açısından "yenilgi gibi görünmeyecek bir çıkış stratejisi artık stratejinin kendisi haline gelmiş durumda."
Türkiye'nin bu gelişmeler karşısında ne düşündüğü ya da yapacağı açık değil. Hükümetin Irak'ın bütününe yönelik stratejisi, gelecek tasavvuru ve bunların nasıl hayata geçirileceği müphem.
Iraklı Araplar'ın ve Irak'ın tüm komşularının ortak meselesi olan Kerkük ve Türkmenler'in güvenliği konularında hükümetin tavrı ve söylemi kamuoyunu daha fazla geriyor. Türkiye'yi haklı olacağı bir davada dünya kamuoyu önünde antipatik hale getiriyor. Türkiye'nin çıkarı, Irak'ın toprak bütünlüğünün sağlanması ve Kerkük'ün özel bir statüye sahip olmasında ise buna yönelik pozisyonlar alınmalıdır. Bu çıkarların korunmasının sağlanması açısından ABD'nin Irak'tan hemen çekilmesi Türkiye'nin işine gelmez. Kerkük konusunda Türkiye'ye bugün olduğu gibi yarın da çok ihtiyaç duyacak Irak Kürtleri'ni siyasi muhatap kabul etmeden istenilen sonuçlar elde edilemez. Kaldı ki Irak'ın bir İslam cumhuriyeti olmaması hedefinde Türkiye ile Iraklı Kürtler'in çıkar birliği de var.
Bölgeye yaklaşımdan ABD ile ilişkilerin geleceğine kadar tüm konularda Türkiye'nin soğukkanlılıkla hareket etmesi gereken kritik dönemeçten geçiyoruz. Bölgesel güç olmak ve stratejik düşünmek olayları mümkün olan en geniş açıdan değerlendirmeyi gerektiriyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.