Türkiye'nin en iyi haber sitesi

SOLİ ÖZEL

Düşüş

Büyü bozuldu. Liderliğini yaptığı Yeni İşçi Partisi'nin seçimleri kazanmasına rağmen Başbakan Tony Blair, Britanya siyasetindeki hakimiyetini yitirdi. Yerini çok geçmeden Maliye Bakanı Gordon Brown'a bırakması bekleniyor. Blair ve partisinin seçimden zayıflayarak çıkmasında en önemli nedenlerden birinin Irak savaşının seçmenlerde yarattığı rahatsızlık olduğuna kuşku yok. Irak'ı Kuveyt'ten çıkarmak için yapılan savaşın akabinde Thatcher'ın uzun iktidarı sona ermişti. Blair de ABD Başkanı Bush'un siyasetini beni msemiş olmasının bedelini ödüyor gibi.
Ancak Britanya seçimlerinin sonucunu yalnızca Irak savaşının belirlediğini söylemek yanlış. AB üyelerinin tümünü hasetten çatlatacak dinamizmde bir ekonomisi olan Britanya'da da küreselleşmenin yarattığı rahatsızlıklar etkisini gösteriyor. Devletin sosyal vasıflarının zayıflamasından, üniversite harçlarının artmasından, kamu hizmeti kalitesinin erozyona uğramasından rahatsız olan şehirli seçmenlerin bir kısmı bu kez İşçi Partisi'ni bırakıp ya Liberal Demokratlar'a ya da Muhafazakârlar'a kaydı.

AB'yi
kargaşaya sürükler
Aralarında ideolojik olarak büyük bir fark bulunmayan İşçi Partisi ve Liberal Demokratlar'ın toplam oyların yaklaşık yüzde 55'ini almaları ise toplumun sol politikaları reddetmediğini gösteriyor. Ancak "yeni solun" değişen şartlara göre kendini tekrar tanımlaması ve topluma ortak idealler sunarak meşruiyetini yeniden inşa etmesi gerektiği de ortada.
Seçimin en vahim tarafı Muhafazakâr Parti'nin kampanya sırasındaki söylemiydi. Kıta Avrupa'sındaki benzerleri gibi seçmenin korkuları üzerine inşa edilmiş bir kampanyayla seçime gitti. Geçmişe göre farklılaşmış ve etnik yapısı çeşitlenmiş bir topluma uygun siyaset üretme yerine, bu çeşitliliğin tehlikeleri üzerinde durdu. Göç konusunu işleyerek, bir süredir filizlenen ırkçı siyasetlere yakın tavırlar aldı.
Bu sonuçların ardından Blair'in Avrupa anayasası referandumunda toplumunu evet yönünde ikna etmesi de neredeyse imkânsız hale geldi. Hayır çıkması durumunda bu ülke AB içinde marjinalleşir ve Birlik kısa sürede toparlanamayacaği bir kargaşa dönemine girebilir. Farklı yapılanmaya gidecek bir çekirdek gurubun oluşması ihtimali güçlenir. Bu durumda ABDAB ilişkilerinin daha sorunlu hale gelmesi ihtimali artar. Türkiye açısından AB içindeki en güçlü destekçisinin devre dışı kalması da, AB'nin uzun sürecek bir çalkantıya girmesi de hayırlı sayılamayacak gelişmelerdir.

***
İncirlik üssünün "dost ve müttefik ülkelerce" kullanılmasını düzenleyen kararname Resmi Gazete'de yayımlanmadı. Dışişleri Bakanı Gül, başbakanlığa başvurarak 23 haziran 2003 tarihinde çıkan gizli kararnamenin gizliliğini 13 kasım 2003 tarihinde kaldırtmasına rağmen artık gizli olmayan bu kararnamenin ve buna atıfta bulunarak 2004 ve 2005 yıllarında çıkarılan kararnamelerin yayımlanması idari açıdan mümkün değil. Ancak gizlilik konusu yalnızca Resmi Gazete'de yayımlanmayla sınırlı değil.
22 Nisan tarihli Hürriyet gazetesinde özeti yayımlanan ABD ile mutabakat metni kamuoyunca tümüyle bilinmiyor. Metnin ABD elçiliği web sitesine konacağı haberde belirtilmesine rağmen orada yok. Mutabakat metni de Türk ve Amerikan diplomat ve askerlerce hazırlandı. Kamuoyunun da hassas olduğu konularda hükümetin veya Genelkurmay'ın net tavır almadığını düşünmek için neden yok. Ancak metnin tümü bilinmediği için Dışişleri'nin resmi açıklamasına rağmen, teknik terimlerin de kafa karışıklığı yaratması nedeniyle ortada spekülasyona açık bir durum var. Gürültü de buradan kopuyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.