Altın ve gümüşte son dönemde yaşanan sert yükselişler, yalnızca fiyatları değil beklentileri de zirveye taşıdı. Altın tarihi rekorları kırarken, gümüş ons fiyatı 90 doları aşarak adeta manşetlerin yıldızı hâline geldi. Küresel ölçekte gevşeme beklentileri, jeopolitik riskler ve para politikasına dair belirsizlikler, yatırımcıyı bir kez daha "güvenli liman" arayışına yöneltiyor.
Ancak tam da bu noktada, yüksek beklentilerin beraberinde getirdiği önemli bir risk başlığı öne çıkıyor: manipülasyon ve aşırı fiyatlama.
Bir piyasacının anlattığı şu örnek, bu açıdan son derece öğretici. Geçtiğimiz günlerde bir döviz bürosuna gidiyor. Kendi işlemini yaparken, yan gişeye yaşı 70'i geçmiş bir teyze geliyor. Görevliye doğrudan şunu soruyor: "Evladım, ben buradan gümüş alabilir miyim?"
Görevli, alışıldık refleksle soruyu netleştiriyor: "Nasıl gümüş istiyorsunuz teyze? Gram mı, külçe mi?"
Teyzenin cevabı oldukça net: "Gram gümüş istiyorum."
Bu noktada görevli merak edip soruyor: "Peki neden gümüş almak istiyorsunuz?"
Aldığı yanıt ise piyasa psikolojisini tek cümlede özetliyor: "Çok yükselecekmiş…"
Ne bir vade hesabı var, ne fiyat seviyesi, ne risk algısı. Sadece kulaktan kulağa yayılan bir beklenti. Fiyatlardan çok duyguların alım satımı yönettiği dönemlerin tipik göstergesi. Çünkü finansal piyasalarda, "herkesin konuştuğu" ve "herkesin almak istediği" noktalar çoğu zaman en risksiz değil, tam tersine en dikkat edilmesi gereken seviyelerdir.
Bu yüzden işin profesyonelleri, bugün bu seviyelerden altını ya da gümüşü hiç olmayan bir yatırımcıya gönül rahatlığıyla "al" demiyor. Buna karşılık, daha önce bu pozisyonları açmış ve ciddi kazanç elde etmiş olanlara ise "kademeli realizasyon düşünebilirsin" uyarısını yapıyorlar. Çünkü güçlü yükselişlerin ardından genellikle ya yatay bir denge süreci ya da sert ama kısa düzeltmeler gelir.
Küresel cephede tablo hâlâ değerli metalleri destekliyor. ABD'de enflasyonun yavaşlaması, faiz indirimi beklentileri ve jeopolitik gerilimler güvenli liman talebini canlı tutuyor. Uluslararası finans şirketlerinin 3 aylık vadede 5 bin dolar altın, 100 dolar gümüş gibi hedefler açıklaması da bu tabloyu besliyor. Ancak bu tür iddialı tahminlerin, özellikle kısa vadede, beklentileri fazlasıyla şişirdiğini unutmamak gerekiyor.
2025 yılını 4.300–4.350 dolar bandında kapatan ons altın için 2026 beklentileri daha temkinli. Emtia ve Vadeli İşlemler Komisyonu (CFTC) verileri, spekülatif uzun pozisyonların hâlâ güçlü olduğunu gösterse de, potansiyel getirilerin geçtiğimiz yıla kıyasla daha sınırlı kalabileceğine dair görüşler ağırlık kazanıyor. Gümüş tarafında ise tablo daha volatil. Sanayide kullanım oranının %50–60 seviyelerinde olması, gümüşü altına göre daha hassas ve daha oynak bir varlık haline getiriyor. Güneş panelleri, elektrikli araçlar ve elektronik üretimindeki artış talebi desteklese de, fiyatların kısa sürede çok hızlı yükselmiş olması temkinli duruşu zorunlu kılıyor. Altın/gümüş rasyosunun 60'ın altına gerilemesi de gümüşün görece aşırı değerlenmiş olabileceğine işaret ediyor.
Tüm bu veriler ışığında 2026 için ana senaryo net: Altın ve gümüşte boğa piyasası sona ermiş değil, ancak geçtiğimiz yılın yüksek getiri marjlarını birebir tekrarlamak zor görünüyor. Daha dengeli fiyatlamalar, ara düzeltmeler ve zaman zaman sert dalgalanmalar öne çıkabilir. Özellikle kaldıraçlı işlemler, sosyal medyada pompalanan hedef fiyatlar ve "kesin yükselir" söylemleri, yatırımcılar için ciddi risk barındırıyor.
Sözün özü; kıymetli madenler hala güçlü bir hikayeye sahip. Ancak bu hikayenin en riskli kısmı, fiyatlardan çok beklentilerin kontrolsüz büyümesi. Altın ve gümüşte akılcı beklenti, disiplinli risk yönetimi ve manipülasyona karşı uyanıklık, en az doğru varlığı seçmek kadar önemli olacak. Çünkü piyasalarda asıl kazanç, çoğu zaman coşkunun en yüksek olduğu anlarda değil, temkinin elden bırakılmadığı dönemlerde korunur.