Bu hafta piyasalar Merkez Bankası'nın 12 Mart Perşembe günü açıklayacağı yeni faiz kararını açıklayacak. Piyasaların beklentisi büyük ölçüde netleşmiş durumda. Politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılacağı öngörülüyor.
Savaş sonrası ekonomi yönetiminin art arda aldığı kararlar derin bir sarsıntıyı engelledi. Ancak küresel riskler giderek artıyor. Bunların başında da petrol fiyatları geliyor. Petrol fiyatları her jeopolitik riskte olduğu gibi yeniden yukarı yönlü hareketleniyor. Türkiye için petrol fiyatlarındaki her artış yalnızca cari dengeyi değil, doğrudan enflasyon beklentilerini de etkiliyor.
Petrol fiyatlarının kalıcı biçimde yükselmesi, akaryakıt, ulaşım ve üretim maliyetleri üzerinden enflasyon baskısını artırabilir. Üstelik burada asıl sorun bugünkü fiyat seviyesinden çok belirsizlik. Savaşın süresi ve enerji arzına etkisi konusunda net bir tablo yok. Buna ek olarak küresel gıda fiyatlarında da yükseliş beklentisi hakim. Bir de tabii şimdi de savaş gibi yeni bir bahaneleri olan doymak bilmeyen, açgözlü fırsatçılarımız var.
Bu nedenle Merkez Bankası'nın önündeki tablo oldukça hassas. Enflasyonla mücadelede kazanılan güveni korumak, küresel risklerin yarattığı dalgaya karşı temkinli olmak gerekiyor.
Bu şartlar altında piyasanın "faiz sabit kalır" beklentisi oldukça rasyonel görünüyor. Kısacası 12 Mart kararı yalnızca faizle ilgili olmayacak. Aynı zamanda Merkez Bankası'nın küresel risklere karşı ne kadar temkinli duracağını da gösterecek.
***
SAVAŞIN SESSİZ YÜZÜ: KADINLAR
Dünya Kadınlar Günü normalde eşitliği, emeği ve umutları konuşmamız gereken bir gün. Ama ne yazık ki bu yıl da dünyanın birçok yerinden gelen haberler içimizi acıtıyor. Çünkü yanı başımızda yine savaş var. Şehirler siren ve bomba sesleriyle inliyor. Ve yine insanlar ölüyor.
Savaş denildiğinde çoğumuzun zihninde cephedeki askerler canlanır. Oysa modern savaşların gerçeği çok farklı. Günümüzde savaş ölümlerinin yaklaşık %90'ını siviller oluşturuyor. Savaşlarda hayatını kaybeden sivillerin yaklaşık %40'ı ise kadınlar. Dahası dünyada yaklaşık 700 milyon kadın ve kız çocuğu aktif çatışma bölgelerinin yakınında yaşamaya devam ediyor. Bu rakamlar, savaşın aslında cephelerden çok evlerin içine girdiğini anlatıyor.
Tablo ne yazık ki her geçen gün daha da ağırlaşıyor. İran savaşının en hazin fotoğrafı herhalde ABD ve İsrail'in bir okulu bombalaması sonucu hayatını kaybeden 160'tan fazla genç kızın mezar görüntüleriydi.
Savaşın dili serttir. Ama acısı çoğu zaman sessiz. O sessizliğin içinde en çok kadınların gözyaşı var.
Belki de bu yüzden 8 Mart'ın en güçlü mesajı hâlâ aynı: Dünyanın kadınlara verebileceği en büyük hediye barıştır.