Türkiye'nin en iyi haber sitesi

ÖZLEM DOĞANER

Geleceğimiz tehlikede

Müsaadenizle bugün ekonomi yazmayacağım. Ülkenin sadece ekonomisini değil, geleceğini sarsacak bir durum baş gösterdi çünkü.
Önce Şanlıurfa ardından Kahramanmaraş... Çocuklar ellerine silah alıyor; okul basıyor; akranlarını ve öğretmenlerini öldürüyor, yaralıyor. Film olsa izlemem. Siz de zaten benzerlerini, ABD menşeili haberlerden görmüşsünüzdür bugüne kadar.
Hepimizi derinden üzen, yaralayan, sarsan, düşündüren haberler. Farkında olmadığımız kadar hızlı, çığ gibi büyüyen bir tehlike...
Fotoğrafı açıkça çekelim. Giderek büyüyen bir kötünün yükselişi var.
Çocukluğun masumiyetini yaşamak yerine akranlarına şiddetle büyüklük göstermeye çalışan çocuklar; hiçbir şey bilmeden dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan, emek harcamadan kendini her makama layık gören gençler; öğrenmek yerine kopyalamayı, çalışmak yerine fikir hırsızlığıyla taklidi düstur edinen yetişkinler...
Maalesef aramızda gezinen, çevrenizde ne kadar ruh hastası var bir bakın.
Sosyal medyanın ürünü bunlar...
Sadece sosyal medya da değil, "Travma yaşamadan büyüsün" diye diye çocukerkil aileler haline gelen, prenslerin, prenseslerin ebeveynlerinin ürünü bunlar...
Herkes üstüne alınmasın ama ahlak, terbiye, vicdan ve üslup yoksunu bir hale geldik maalesef...
Tıklar, beğeniler, kalpler uğruna kalpsizleşen nesiller... Kişisel gelişim kitaplarıyla "ben, ben, ben" diye patlayan egolar... Bizim ne kültürümüzde ne aile geleneklerimizde ne inanışımızda ne örf ve adetlerimizde olmayan insan halleri... Kusura bakmayın ama ne Batı'nın ne Doğu'nun kültüründe de yok bu.
Selam verdiğinizde yüzünüze boş boş bakan insan olur mu? Robotlar bile dünyayla daha çok iletişimde hatta empati kurabiliyor artık.
"Babam bana hiç sarılmamıştı" diyen genç baba, onun gibi olmamak adına sevgi verdiğini zannederek çocuğunun sözünü kesip lafını dinletemiyor. "Karşıdaki de haklıdır" demeyen anne, çocuğunu koruduğunu zannederek onun önünde öğretmenleri, doktorları azarlıyor.
Sevgi neydi? Saygı neydi?
Maalesef sosyal medyanın da desteğiyle anormalleri normalleştirdik biz. Çocuğu ölen anneye küfredildiğinde, acıya saygı duymayıp mezarlıklar talan edildiğinde, şiddeti övenleri de şiddet uygulayanlar kadar cezalandırmadığımızda kaybettik.
Sonra bu şiddet nereden çıktı? Maalesef içimizden çıktı. Çocuklarınız piyano çalıyor, tenis oynuyor, dans ediyor, 2-3 dil biliyor ama sevmeyi, saymayı bilmiyor. Kural tanımıyor, kiminle hangi üslupla konuşacağını bilmiyor. Hatta bazıları tüm eğitimlerine rağmen çalışmak istemiyor, annesinin babasının kendisine bıraktığı evlerde oyun oynamayı tercih ediyor.
Ama bu kadar çocuğu, genci, ülkenin geleceğini eve mi kapatacağız?
Bir an önce devletin bu işe el atması lazım. Sosyal medya çocuklara yasaklanmalı. Şiddete başvuran çocukların önce aileleri cezalandırılmalı, hatta çocuklar devlet korumasına alınmalı.
Devlet toplumun ruh sağlığına yönelik özel programlar düzenlemeli. Herkesin ama özellikle anne babaların yılda en az bir kez psikoloğa gitmesi zorunlu tutulmalı. Dünden beri herkes dizileri söylüyor ama ben buna katılmıyorum. Çocuklar dizi filan izlemiyor. Ama şiddet, cinayet haberlerine özellikle yöntem anlatılmasına sansür uygulanmalı.
Gerçekten çok üzgünüm. Katliamda ölenlere Allah'tan rahmet, yaralılara geçmiş olsun diliyorum. Yavrularını okula gönderip cenazesiyle dönen gözü yaşlı anne ve babalara ise sonsuz sabır diliyorum.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA