Türkiye'nin en iyi haber sitesi

"Yazılar akıyor, ben ekrana bakakalıyorum. Ağlamam lazımsa eğer olmuyor, boğazım düğümleniyor, şaşırıyorum, beklemediğim yerden gol yedim, çalışmadığım yerden sınava tutuldum sanki. Bir duygudur ki içime oturdu çıkmıyor.
Öylece oturduğum yerde kalakalıyorum, konuşamıyorum, gidip bir bardak su içemiyorum, kıpırdayamıyorum. Sadece kalıyorum... daha önce hiç dikkat etmediğim bir insan tipi olan Rıza'yla kalıyorum...
Neşeli hayat neymiş, hayatımın neresi neşeliymiş, bende neler neler eksikmiş düşünüyorum..."

Usul usul sokuluyor
Yılmaz Erdoğan
'ın yeni filmi 'Neşeli Hayat'ı ilk izlediğimde böyle yazmıştım önümdeki deftere. Ben bazen kalırım, öylece kalakalırım işte. Uzun zamandır izlediğim bir film beni bu duygulara sürüklememişti oysa.
Vay be!
Neşe... korkarım o sadece benim hayatıma ara sıra kahveye gelen bir teyze. Neşeli hayat mı dediniz? Nasıl oluyor o yahu? Hayat ne zaman neşeli oluyor? Neşe dedikleri o peşinde koştuğumuz duygu aslında bizim içimizde mi yaşıyor yani?
İnsan silkelenip kendine gelirse bir ömür boyu neşeli bir hayat mı sürüyor yani?
Dışarıdan Noel Baba'lı bir yılbaşı filmi gibi görünen 'Neşeli Hayat', izlediğinizde sizde tüm bu soruları ve daha fazlasını sorma ihtiyacını uyandırıyor.
Armutlu'da yaşayan Rıza Noel Baba olursa bakın neler neler oluyor.

Razı olma farkında ol

Valla bence şunlar oluyor: Rıza Abi çaktırmadan koltukta yanınıza oturup, usul usul sokulmak suretiyle sizi çimdikliyor. Gündelik hayatın akışında kafamızı çevirip bakmayacağımız varoştaki o Rıza Şenyurt perdeden çıkıp "Gözünü yükseğe dikince aşağılarda darlanıyor insan" deyiveriyor.
Sonuç; senin kafandan aşağı bir kova buzlu su dökülüyor. Eh az koşturmuyorsun 'idealler' uğruna, az harcamıyorsun duyguları, değerleri, mutluluğunu bu fırtınada. İyi halt ediyorsun, aferin sana...
Neyse, yani dikme diyor gözünü yükseklere, hep isteme, daha daha deme, dahacı olma! Elindekilerle yetin, neşeci ol diyor senarist ve yönetmen Yılmaz Erdoğan. Ha "Razı da olma tabii sadece farkında ol. Salak gibi kendi ekseninde döndürüp durduğun dünyanın dışına bir zahmet çıkıver de farkında ol."
Sonra bir de tüme vardırıyor insanı; yaşadığın toplumu tanı buyuruyor, açtırıyor gözünü. Ve tüm bunları kafana kakmadan, mesajlarla izleyiciyi boğmadan, duyguların suyunu çıkartmadan, sömürmeden, arabesk bir edebiyat rüzgârına kapılmadan yapıyor hınzır.
Evet evet Yılmaz Erdoğan bu kez senaristlik adına ders veriyor, oyunculuk adına ise oynamadan nasıl oynanırmış cümle âleme gösteriyor. 'Çok Güzel Hareket'lerin Büşra'sı, Ersin'i, Murat'ı mezuniyet keplerini bu filmle havaya fırlatıyor.

Neşemizi kattık yanımıza
Üç kere izledim 'Neşeli Hayat'ı. Üçüncüsü cuma akşamı Berlin galasındaydı. Yine aynı his geldi boğazıma çöktü. Elbet vardır hepinizin bir Rıza'sı, belki Rıza sizsinizdir kim bilir. Hani şu bir türlü tutturamayan, yanlış insanlara güvenme rekoru kıran, dünya gözüyle bir türlü yırtamayan (yırtmak ne demekse), gündelik hayatta payına hep figüranlık düşen Rıza'lardan.
Ama unutmayın, neşenin ta kendisi de sizsiniz. Bütün mesele bitmek bilmeyen istekleriniz, bütün mesele yükseklere dikip de şu anınızın güzelliğini yakalayamayan gözleriniz.
'Neşeli Hayat' vizyona yeni girdiği için filmin detaylarına girmek istemiyorum, sonra okurlardan fırça yiyorum. Fakat şu bayram günü size tavsiye etmeden de duramıyorum. Hikâye sıkı, oyunculuk sağlam, müzikler güzel, filmin sonunda neşemizi de kattık yanımıza.
Kuzum insan bir filmden ne ister ki başka.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA