Türkiye'nin en iyi haber sitesi

BERCAN TUTAR

Fırtınalı zamanlarda topluma yön veren hafıza

Dünya yeniden şekillenirken Batı merkezli düzen çözülüyor, çok kutuplu bir gelecek kapımızda. Türkiye bu kırılmanın tam merkezinde yükselirken, mütefekkir, yazar Sadık Albayrak’ın Son Devir Osmanlı Uleması serisi, yalnızca geçmişi anlatmıyor; Yeni Türkiye’nin istikametini tayin eden fikri bir pusula sunuyor. Albayrak, bu seride, ilk Kürtçe dilbilgisi kitabı Kavaid-i Lisan-ı Kürdi’yi gün yüzüne çıkararak çığır açan bir adım atıyor

Kimse 'tarih tekerrür etmez' demesin. Eder. 2026'ya girdik. Ama devran dönüyor. Çünkü dünya devran devrandır. Bundan yaklaşık yüz yıl önce sahnede olan ne varsa bugün yine karşımızda. Zaman makinesine girmiş gibiyiz. Almanlar'ın 'zeiten wenden' dediği 'değişen zamanlar'da yaşıyoruz. Ülkemiz, bölgemiz ve dünya hızla dönüşüyor. Batılı statüko çözülüyor. Batı imgesinin taşıyıcı kolonu konumundaki 'Pax Americana/ Amerikan hegemonyası' tarihe karışıyor. İnsanlık çok kutuplu bir dünya düzenine doğru ilerliyor. Yeni Türkiye, jeo-stratejik açıdan bariz bir şekilde içinde yer aldığımız küresel ve bölgesel değişime en çok etki eden aktörlerden biri konumunda. Zira hem farklı kutuplar ve kıtaların merkezinde yer alıyor hem de ayrı bir burç olarak yükseliyor.
Türkiye'nin Garp ile Şark arasında Mavi Vatan olarak ilan ettiği 'Mare Nostrum'da yani Akdeniz'de hegemonyasını yeniden tesis etme hamlesi bölgesel ve küresel dengeleri sarsıyor. Afrika, Asya ve Avrupa gibi farklı coğrafyalarda attığımız ezber bozan adımlar ülkemizi yenidünya düzeninin en etkili güç odaklarından birine dönüştürmüş durumda.
Şimdi yapılması gereken bu yeni düzenin nasıl kurulacağı ve nereye evrileceği üzerine düşünmektir. Kuşku yok ki kırılgan ve bir o kadar da agresif hassasiyetlerin yoğunlaştığı bir dönemden geçiyoruz.

İşte bu tür kritik süreçlerde en büyük sorun yön tayinidir. Rotamızın belirlenmesinde en belirleyici aktörler ise siyasi iradenin aldığı kararların toplumsallaşmasında hayati rol oynayan fikri ve kültürel dünyamızın mimarlarıdır.
Bu bağlamda Sadık Albayrak yazdığı 40'ı aşan eserle düşünce dünyamızı şekillendiren ve 'fırtınalı zamanlar'da yönümüzü tayin etmemize kılavuzluk eden öncü münevverlerin başında geliyor. Nitekim yazdığı belgeli her eserle 'görkemli tarihimizin geri dönüşü'nü müjdeledi. Zihinlerdeki ideolojik mayınları birer birer etkisiz hale getirdi.
Geçen yüzyılın kütüphanelerini bir kez daha okumamızı sağladı. Loş raflarda kaderine terk edilen cihanşümul uygarlığımızın hazinelerini bin bir zahmetle yeniden gün ışığına çıkardı. Böylece çoğunun 'bulut depoları'nda unutulmasının veya yangınlarda küle dönüşmesinin önüne geçti.


ÜÇ MESELE ÜZERİNDE TEFEKKÜR

Sayın Albayrak'ın bu destansı emeğinin hakkını ancak iki şekilde ödeyebiliriz. İlki İslam dünyasının 'çelik çekirdeği'ni temsil eden tarihsel Türkiye'ye odaklanarak.
İkincisi de köklerimizden hareketle istikbaldeki büyük Türkiye'ye doğru yürüyerek. Çünkü Sayın Albayrak bütün eserlerinde okuyucusunu mütefekkir ve âlim hüviyetiyle hep şu üç mesele üzerinde tefekkür etmeye teşvik ediyor.
Birincisi Türkiye'nin Batı ile ilişkisi üzerine... İkincisi İslam dünyası ve Müslüman halklarıyla ilişkisi üzerine... Üçüncüsü kapitalizmin ve liberal yaşam tarzının bugünkü sureti ile kurduğu ilişki üzerine... Bu üç unsurun birbiriyle iç içe geçtiğini görmemek mümkün değil. Yani Türkiye kendini yeniden bulmak istiyorsa Batı'dan ve Batılı serbest piyasa uygarlığından yüz çevirip kendi değerler sistemiyle dünyaya bakmalıdır. Ve kendi dünyasını inşa etmelidir.

Bunun yolu da Atina, Brüksel, Paris, Washington, Pekin, Moskova ve Roma'ya karşı İstanbul, Kudüs, Bağdat, Şam, Mogadişu, Bosna Hersek, Bağdat, Musul, Halep, Beyrut, Bakü, Priştine, Erbil, Kerkük, Bişkek, Kabil ve Semerkand'ı öne çıkarmaktan geçiyor.
Bu bağlamda devletten medeniyete doğru yürüyen Yeni Türkiye'nin en büyük refiki adalet, bilgi ve hikmetle beslenen Osmanlı'nın evrensel asabiyesi ve kozmolojisi olacaktır. Unutmayalım ki narsizm, yalan, kibir ve rehavetle kimse istediği gayeye ulaşamaz. Atomize topluluklara dönüşerek değil ancak özümüze dönerek birlik ve beraberlikle hedeflerimizi gerçekleştirebiliriz.


ANADOLU'DAKİ 'SESSİZ DEVRİM'İN FİKRİ MİMARLARINDAN

Ülkemizin imparatorluk reflekslerinin harekete geçmesinde Sayın Sadık Albayrak'ın ilmi ve fikri eserlerinin payı çok büyük. Bu yönüyle Sayın Albayrak hem 2002'de AK Parti'nin iktidara geldiği Anadolu'daki 'Sessiz Devrim'in kültürel ve fikri altyapısının mimarlarından hem de Türkiye'nin yeni hedeflerine ulaşması için en ön cephede savaşan akıncılardan biridir. Çünkü eserlerinde fikri ve kültürel temellerini attığı Yeni Türkiye artık siyaseten de ayağa kalkıyor. Eskilerin deyişiyle 'mükevvenat' yani oluş tevhid ile terkibat, birleşme ve bir araya gelmeyle başlar. Dolayısıyla her farklılık bir engel değil bizi birliğe ve menzile ulaştıran birer vesiledir. Geçmişin zenginliğinin yeniden yeşermesi tıpkı fikir, sanat ve edebiyat ekollerinde görüldüğü üzere onu keşfeden, şerh eden, tanıtan ve günümüz nesillerine aktaran Sayın Albayrak gibi âlim ve mütefekkir münevverler eliyle mümkün olabiliyor.
Ömrünü âlemşümul geleneğimizin tekâmülüne adayan Sayın Albayrak bize günümüzün sorunlarını çözebilecek her tür mayayı Osmanlı'nın hamurundan rahatlıkla elde edebileceğimizi gösteriyor. Zira eserlerinde Millet-i Osmaniye'yi teşkil eden bütün unsurları görüyoruz. Bu yönüyle Son Devir Osmanlı Uleması, imparatorluğun evrensel kozmolojisini yani kesretteki tevhidi resmeden bir tablo niteliğinde.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİNE TARİHİ ESERLERLE DESTEK

İşte tam da burada Sayın Albayrak'ın eserleri gönül ve zihin coğrafyamızı yeniden inşa etmemizde hayati bir rol oynuyor. Milletimizin ve ülkemizin Terörsüz Türkiye ve Türkiye Yüzyılı projeleriyle tanımlanan hedeflerine ulaşmasında en stratejik ve tarihi eserlerden biri de Sayın Albayrak'ın 1980-81'de yayımladığı Son Devir Osmanlı Uleması/İlmiye Ricâlinin Terâcim-i Ahvâli adlı dokuz ciltlik abidevi külliyattır.
Mart 2024'te Medrese Yayınları tarafından yeniden basılan külliyat üç kıtadaki Osmanlı'nın son dönem âlimlerinin hayatlarına, eserlerine, ilmi, fikri, kültürel ve siyasi çalışmalarına ışık tutuyor. Hopalı Mustafa Efendi'den Trablusşamlı Mustafa Abdülkerim Efendi'ye Çemişgezekli Mustafa Hazmi Efendi'den Nabluslu Şeyh Ed-Dari Efendi'ye, Gümülcineli Osman Nuri Efendi'den Bağdatlı Ömer Hüsameddin Efendi'ye Şamlı Ragıp Efendi'den Bosnalı Salih Efendi'ye, Pirlepeli Salih Efendi'den Cebel-i Lübnanlı Yusuf El Hatip Efendi'ye, Erbilli Sıbgatullah Efendi'den Kafkasyalı Zekeriya Efendi'ye ve Mardinli Yusuf Sıdkı Efendi'den Prizrenli Zeynelabidin Efendi'ye kadar binlerce müderris ve âlim Osmanlı'nın üç kıtaya yayılmış coğrafyasında adeta resmigeçit yapıyor.
Bu göz kamaştıran zenginlik, renklilik ve derinlik insanı mest ediyor. Mardinli bir müderris bakıyorsunuz Kuzey Afrika'ya gidiyor.
Balkanlardan Kafkasya'ya Filistin'den Edirne'ye Şam'dan Priştine'ye akan âlimler inanılmaz bir hareketlilik sergiliyor. Hem eğitim hem de görev için.
Kişi gayri ihtiyari kıyas yapıyor. Koca bir imparatorluktan Anadolu parantezine hapsedilmek ister istemez insana şairin "çoğalmak neyse ne azalmak zor" mısraını tekrarlatıyor.
Fakat olumlu tarafından bakınca 'Son Devir Osmanlı Uleması' külliyatındaki her cildin 'Terörsüz Türkiye' ve 'Türkiye Yüzyılı' projelerine destek veren birer abidevi eser olduğunu yakından görüyoruz.


GÖNÜLLERE DE TAŞA DA İŞLENEN BESMELEDEKİ TEVHİDİ ANLAYIŞ

Sahra Altı Afrikası'ndaki bir camide de Bağdat'daki bir medresede de Mağrib'deki bir evliya türbesi veya Türkistan'daki bir mezarda da Bosna'daki bir handa veya Arabistan'daki bir köprü ile İstanbul'daki bir sarayda da hep aynı Osmanlı mayasını, aynı tevhidi ışığı ve toplumsal bütünlüğü görüyoruz.
Osmanlı ruhu bir bakıma Besmele'nin ve Besmele'deki tevhidi anlayışın sadece zihinlere ve gönüllere değil taşa, toprağa, ilme, sanata, şiir, müzik ve mimariye de işlenmesidir
Sadık Albayrak'ın eserleri bu kapsamda İslam dünyasının âlim, arif ve sanatkârlarının Anadolu'ya akarak nasıl birer Osmanlı müridânı olduklarını da gösteriyor bize. Bu hakikat farklı milletler için de geçerli. Çünkü adil sultanlar, gönüller fatihi veliler, sanat kutbu arifler ve irfan sahibi âlimler sayesinde Osmanlı'nın siyasi formu ile farklı milletlerin sosyo-kültürel muhtevası arasında sarsılmaz bir bütünlük oluştuğunu görüyoruz. İşte kesret içerisindeki vahdete açılan bu anlayış Osmanlı'nın ulaştığı evrenselliği simgeliyor. Yeni Türkiye'nin hedeflerine doğru emin adımlarla ilerlemesini sağlayan lokomotif güçlerden biri de Sayın Albayrak'ın eserleriyle yeni nesillere aktardığı işte bu evrensel asabiyedir.


ÇIĞIR AÇAN BİR ESER

Mütefekkir ve âlim Sadık Albayrak'ın Son Devir Osmanlı Uleması külliyatında günümüzdeki sosyolojik, kültürel ve siyasi sorunlara ayna tutan birçok şahsiyet, risale, belge ve örnek çalışma var. Bunlardan biri de dördüncü cildin sonunda 471 ila 518'inci sayfalar arasında 'Vesika: 43' adı altında Osmanlıca aslıyla yayımlanan 47 sayfalık orijinal Kavâid-i Lisan-ı Kürdî eseridir.

MEDYADAN YOĞUN İLGİ: TERÖRSÜZ TÜRKİYE'YE İLMİ KATKI

Sayın Albayrak'ın keşfedip gün yüzüne çıkardığı 'Kavâid-i Lisânı Kürdî' çalışması, geçen asrın başında 1901 yılında yazılmış bir karşılaştırmalı Kürtçe-Osmanlıca dilbilgisi kitabı. Osmanlıca ve Kürtçe gramer kurallarını karşılıklı olarak aktarıyor kitap.
Kimileri için bir hazine niteliğinde. İlk kez gün yüzüne Sayın Albayrak sayesinde çıkan bu kitap günümüz için çığır açıcı bir niteliğe de sahip. Gün yüzüne çıkar çıkmaz da büyük yankı uyandırdı zaten. Bazı medya organları daha şimdiden bu eseri "Sadık Albayrak'tan Terörsüz Türkiye'ye ilmi katkı" başlığıyla verdi. 'Kavâid-i Lisânı Kürdî', Kürt Dilinin Kaideleri yani gramer kuralları demek.
Kürtçenin Kurmancî lehçesine dair bir gramer kitabı. Ama eser bir Kürtçe-Türkçe karşılaştırmalı dil bilgisi ders kitabı niteliğinde. Askeri Rüştiye (ortaokul öğrencileri) için hazırlanmış. Öğrencilere Osmanlıca ve Kürtçeyi karşılaştırmalı şekilde öğretiyor. Yazarı Harputlu Ömer Avni Efendi. 1901 yılında telif edilen eser 1912 yılında Mamüretül Aziz'de El-Hac Hurşid Efendi Matbaasında basılmış.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.