Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bu aralar Fatih Altaylı Sabah gazetesine,özellikle de ekonomi servisine saldırıyor.Tipik Altaylı yöntemleriyle Sabah'a yapılan bu saldırılar Sabah'ın ekonomi müdürü Oğuz Karamuk ve ekibinin daha evvel bu şahsın yediği naneleri deşifre etmesiyle ilgili...
Karamuk daha evvel Altaylı'nın pazartesi sabah ETS'nin patronuyla Papermoon'da yemek yiyip, salı THY'ye saldırdığını, sonra da ETS'den yüklü bir reklam aldığını ortaya çıkarmıştı...Oğuz Karamuk'u tanımam.Bugüne kadar hiç karşılaşmadık ve sohbet etmedik.
Fakat takip ettiğim kadarıyla Karamuk "Eski Türkiye medyası"yla nasıl mücadele edileceğini çok iyi bilen,doğru ve haklı olanı son derece isabetli,etkili ve aktif bir dille hayata geçiren bir gazeteci...
Yeni Türkiye medyasının en önemli eksiği etkili,etkin,mücadeleci ve aktif insan eksikliğidir.O yüzden eski medyanın baronları bu pasif ve resesif "yandaş" insan malzemesinden çok hoşlanıyor.Maalesef yeni medyada hala çoğunluk geçmişin kompleksleriyle,eziklikleriyle ve takıntılarıyla davranıyor.
Halk tabiriyle konuşursak "Sümsüklük" ve "Pısırıklık" hastalığı Yeni Türkiye medyasında yaygın bir hastalık...Bu hastalık önümüzdeki dönemde aşılmak zorunda...İşte bu hastalıklar Oğuz Karamuk'ta yok ve o yüzden haklı olduğu noktada sonuna kadar giden,zorlayan,yılmayan bir adam portresi çiziyor...
Haksızlık etmeyelim,Fatih Altaylı da Eski Türkiye zihniyetinin,askeri vesayet rejiminin "sonuna kadar giden,zorlayan,yılmayan" etkin adamıydı...Eski Türkiye'nin haksızlık, hukuksuzluk,vicdansızlık ve adaletsizlik gerektiren tüm "işlerini" zevkle üstlenen ve eski rejimin düşman bellediği herkese hunharca saldıran bir adamdı.
Şimdiyse haftaiçi Takvim'de marifetlerini yazdığım fikirdaşı ve adaşı Çekirge Fatih'le birlikte
"Başbakan'a nasıl daha fazla yalakalık yapabiliriz,hangi boya ile ayakkabılarını parlatırsak daha mutlu olur?" yarışına giriyorlar.Başbakan da akıllı bir politikacı olarak bu "kullanışlı" adamlardan propagandasını yapmaları yönünde istifade ediyor,bir yandan da düştükleri bu durumla dalgasını geçiyor...
Zamanında bu ikilinin darbecilerin emriyle Tayyip Erdoğan'a ve başka masum insanlara iftiralarla saldırdıkları satırlar ve konuşmalar ise malum özel arşivde duruyor... Özellikle de,tazminata mahkum olduğu bir radyo konuşmasında Başörtülü kadınlar için önce "Kevaşe" sonra "Fahişe" dediği o kayıt hiçbir zaman,hiç kimse tarafından unutulmuyor...
Başörtülü kadınlara "Sizi gidi alçak fahişeler sizi!Bellenmesi gereken fahişeler" dediği,ilgili mahkeme kararında sabit...Daha da hızını alamayıp; "Bu türbanlılara 200 milyonu bastır soyunsunlar, 300 milyonu ver başka şey yapsınlar" dediği de mahkeme kararında sabit...
Başörtülü kadınlara bu derece iğrenç saldırıları kimse yapmadı bugüne kadar...Gölcük belgelerinde "Dincilere öyle sert saldırılar yapılmalı,öyle hassas noktalarına dokunulmalı ki,onlar da tahrik olup laik cumhuriyet ile ilgili gerçek fikirlerini söylesinler ve bizim mücadelemizin haklılığı anlaşılsın.Bu konuda görevlendirdiğimiz gazeteciler şunlardır..." diye resmi belgeler var mı,ve kimmiş bu görevlendirilen gazeteciler,yakında öğreneceğiz...
Fatih Altaylı'nın askeri vesayet rejiminin "Saldır" komutunu verdiği dindarlara,Kürtlere,gayrimüslimlere ve liberal aydınlara nasıl acımasızca saldırdığını defalarca yazdım...Nitekim o yüzden 28 Şubat soruşturması bağlamında hakkında en çok suç duyurusunda bulunulan gazeteci Fatih Altaylı...O kadar çok yurttaşımıza inancından,kimliğinden,anadilinden ve siyasi görüşünden ötürü darbecilerin emriyle saldırdıki bugüne kadar,o yüzden binlerce insan suç duyurusuna bulundu hakkında.Ne Ertuğrul Özkök ne Zafer Mutlu ne Uğur Dündar ne Ali Kırca ne Fatih Çekirge onunla bu konuda yarışabiliyor...
Geçenlerde 28 Şubat savcıları İsmail Hakkı Karadayı'yı ifadeye çağırırlarsa Karadayı'nın kafasına sıkacağını yazdı,asparagas çıktı.
Acaba kendisine mahkeme celbi geldiği vakit ne yapacak? 1999-2000 döneminde Kürt olduğu için linç ettiği Ahmet Kaya'nın şarkısındaki gibi "Kafama sıkar giderim" diyecek mi? Bir de onu yazsın bence...
"AK Parti'ye ve Gülen cemaatine hergün yalakalık yapıyorum,beni almazlar.Ertuğrul ile Zafer'i alacaklar" diye kendi kendini rahatlatan bu arkadaş hala milletin gücünün farkında değil.28 Şubat'ın savcılarına o cesareti veren de milletin talebidir.
Savcılar ellerindeki tüm belge ve bulguların gereğini yapmak zorunda olduklarını,eğer birilerinin telkiniyle herhangi birini kayırırlarsa bunun bedelini çok ağır ödeyeceklerini biliyorlar...
Hiçbir dış güç eldeki belgelerle suçu sabit olan birini yasadışı şekilde kurtarmaya kalkamaz...Buna yeltenenleri,bazı dosyaları sümenaltı ettirmeye çalışanları biliyoruz ve yeri gelirse de buradan yazarız...
Adalet,herşeyden önce gelir...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA