Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Aslında önyargılarımızın toplamıyız. İnsanda ve düşüncede şekle şemaile fazla bakıyoruz. Biçimci bakış dindarımızda, din dışımızda ortak özellik. Bir cumhuriyet projesi olarak hepimiz bilgelik geleneğinden kopmuşuz...
Feridüddin Attar biliyorsunuz medeniyetimizin kültürel zirvelerinden. 12. Yüzyıl büyük yükselişimizin kurucularından. Oralardan geçmeden Yeni Türkiye mümkün değil kavlimizce.
Rivayet edilir ki Attar, şehrin çarşısında esnaf, alim bir şifacıymış. Bir gün dükkanın önünde durup "Al-lah!" çekip duran bir fakir görmüş.
"Ey derviş! Dükkânın önünde ne ah çekip durursun? Senin için iyisi buradan bir an önce geçip gitmendir. Tezgahın önünü kapıyorsun!" demiş.
Yoksul, divane kişi, "Efendi, efendi! Ben sırtında yükü gayet hafif olan bir kimseyim, sırtımdaki hırkamdan başka bir şeyim yok. Geçip gitmek benim için mesele değil. Şu çarşıdan istediğim an geçip giderim. Sen asıl üzerindeki yüke ve ağırlığa bak, sen nasıl geçip gidebileceksin, onu düşün!" diye cevaplayınca...
Attar, "Ben geçip giderim diyorsun ha? Nasıl gidiyorsun görelim biz de" deyivermiş.
Bizim gariban, üstündeki hırkayı çıkarıp yere sermiş, hırkanın üzerine uzanıp başını koymuş ve derhal ruhunu teslim etmiş!
Bu hadiseden sonra Attar değişmiş... Ağırlıkları atmış, dükkanı satmış. Tasavvuf yoluna girip hakikatin peşine düşmüş. Yola çıkmış, az yemiş, az konuşmuş, az uyumuş öyküler toplamış, yazmış. Öykülerinde içimizdeki sırra, insanın özüne dokunmuş, büyük aşka ram olmuş.
Bugün kazılıp çıkarılası bir hazine gömmüş bu topraklara... İşte böyle bir Allah dostu olan Feridüddin Attar en ilham verici eserlerinden biri olan İlâhiname'de şöyle bir hikaye anlatır:
Ham Sofu'nun biri, bir yere giderken yoluna çıkan bir köpeğe ansızın sopasıyla vurmuş.
Köpeğin ön ayaklarından biri kırılmış. Zavallı hayvan bağırıp sızlanmaya başlamış.
Acı içinde dile gelmiş, o zamanın ittifakla hürmet edilen bilgesinin, Şeyh Ebû Saîd'in huzuruna varmış, etmiş.
Şeyhe yaralanan ayağını gösterip gaflet erbabı sofuya kısas tatbik edilmesini, ona da ceza verilmesini istemiş.
Köpeğin ayağındaki yarasını, içindeki acısını gören şeyh, sofuyu:
"Ey vefa nedir bilmez! Bu ağzı var, dili yok hayvana bu cefayı niye ettin. Bak, ayağını kırdın. Aciz bir hale geldi, ayaktan oldu!" diye tenkit etmiş.
Sofu: "Ey pir, suç ve kusur bende değil, köpekte! O, gelip elbiseme süründü. Artık o elbisemle namaz kılamam. O elbiseme süründüğü için benden sopa yedi" demez mi?
Köpek orada duruyor, feryat edip dolanıyormuş. Şeyh Ebû Said, köpeğe:
"Sen aldırma! Ne dilersen hükmet. Senin isteğine göre onun cezasını ben vereyim. Yalnız verilecek cezayı kıyamete bırakma!" demiş.
Onun bu sözleri üzerine köpek, "Ey bu diyarda eşi bulunmayan şeyh!
Ben, onun sırtındaki derviş elbisesini gördüm de bana bir zarar vermeyeceğini sandım. Ne bilirdim böyle olacağını? Burnu yukarda, pahalı ve süslü elbiseler giyen birini görseydim, ondan çekinir yanına bile yaklaşmazdım. Fakat bunun üstünde selâmet ehlinin, irfan ehlinin elbisesi vardı. Zarar vermez, yaratılmışa yaratandan ötürü vefalıdır diye yanaştım.
Ceza vereceksen, ondan derviş elbisesini soy! Soy ki, herkes şerrinden kurtulsun! Aldanmasın. Çünkü ben ondan gördüğüm ziyanı değil dervişlerden, ne yaptığını bilmeyen sarhoşlardan bile görmedim.
Onun giydiği şefkat ehli hırkasını çıkar. Bu ceza kıyamete kadar yeter ona..."
Şahsi âdetimiz üzere yine serbest konuşursak, Attar son noktayı şöyle kor:
Burada, dünyada, toprak gibi alçak gönüllü ol. Afrayı tafrayı bırak. Bir hâlin kıyafetini kuşanmışsan öyle davran. Unutma, fakirin, münzevinin, meczubun da bir izzeti nefsi, bir sahibi vardır!
Bu yolun büyükleri büyüklenmeyi bıraktılar da, o yüzden yüceldiler...
Mevlâna'nın yorumu ise şudur. "Ey yoksulluktan korkan ve ihtiraslarına kapılan kişi; gözünü aç da hakikati gör!"
Onu diyorum, kimden kaçıyoruz?
Kendimizden mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN