Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kim göçmen değil? Kimdir olmayan?
Ademin cennetten çıkışı kadar, bu dünyaya düşmeyen bir isim söyleyin bana!
Mekke'den Medine'ye hicret edene kardeş olan Ensar'ın, tanrı misafirine kapıyı açan, bir tas çorba kaynatana selam çakan bir kalbin çocuklarıyız...
Anneannem, bir zamanların zengin kadını. "Bizi ilk yıllarda muhacir diye küçümsediler, sonra unuttular" diye anlatmıştı da hüzün yaprakları düşmüştü zeytin çekirdeğinden tespihine.
Onun ela gözlerine gölgeler indiren Osmanlı'nın başına gelenlerdi, başka bir şey değil.
Mora yarımadasından yola çıktıklarında bir gaz tenekesi altını kaz kümesine gömmüşlerdi. "Niye kaz?" diye sorardım da "evladım kaz kümesi çirkef olur, kimsenin aklına bakmak gelmez. Kapıyı çektik de çıktık, nasılsa döneceğiz diye."
Yollara düşmüşler, arkalarından Yunan gelmişti. Kaçmaktan bitap düşmüşlerdi. Onun koynuna sakladığı elmas yüzükleri bir tas yemek için dağıtmışlardı da dedemin kafayı yemesine ramak kalmıştı.
Bir gün dedem ortadan kaybolmuştu! Sırtında emzikli çocuk anneannem aramıştı da, biri "Şurada bir adam var, yıkık minareye çıkmış, don paça ezan okuyor" diye tarif etmişti de gidip kocasını indirmişti Balkan kadını. Sonra savaş, kanlı savaş. "Bize muhacir dediler" demişti büyük sultan. "Biz Müslüman evladıyız hâlbuki."

***
Geçenlerde Urfa'da ayaklandı ya birileri. Cahil cühela. "Suriyelileri istemezük" diyerekten. Bunları hatırladım. 1. Dünya Savaşı denen Osmanlıyı paylaşım işini.
Mülteci ailenin 13 yaşındaki kızı para karşılığı yaşlı bir adama gönderilmişti de, kız kaçıp evine dönmüştü. Adam gelip başlık parasını istemişti, baba çıkarıp vermişti. Adam parayı beğenmemişti. Çünkü aracılar dörtte üçünü almıştı! Kavga gürültü çıkınca da halkı sokağa dökmüşlerdi.
'Suriyeliler gitsin'di!
Kakaladıklarıyla altına cip çekenler, berbat evleri şok paralara kiralayanlar, kızları kuma edenler. Söylemesi ayıp başka şeyler.
Ya onlar ah, parti başkanları, milletvekilleri. İki lafın ortasında mültecileri şeytanlaştırmak için yalan üstüne yalan atanlar. Gazete köşelerindeki mikro ırkçılar.
Ah onlar!
Yeni elini uzattı da, edepli olun dedi de, sustu sıradan faşizm. Yoksa eski Türkiye olsaydı, şehirlerin kendini 'çağdaş' sanan kibirli ırkçıları falan. Trump gibi, göçmenlerin üstüne ordu gönderirlerdi...
***
Takva, kalbimizdeki karşılıksız iyilik...
Mülteciler, göçmenler bu ülkenin sırrıdır sırrı.
1873 de 'a gelen İtalyan gezgin Edmondo de Amicis diyor ki: "Öyle bir ülke ki bu, ırklar ve dinler şenliğidir!"
Andımız kafasıyla 80 yıldır beyni yıkanan insanlar şimdi dümdüz yabancılar gitsin diye hönkürüyor. Araplara bıçak biliyor...
Ha, barış olur giden gider. Âşık olan, bizi seven, kalan kalır.
Türkmenler de, Kırgızlar da, Özbekler de, Uygurlar, Araplar, Kürtler. Evet, Yezidiler, Ermeniler de kalır.
Cumhuriyetimizin vatandaşı olurlar, meclise de girerler. Girmelidirler.
Demokrasi budur. Osmanlı'nın iyi zamanlarında başardığını başarırız. Başarmalıyız.
Dünyaya bunu biz öğrettik, unutma!
Muhacir olmak şereftir bu topraklarda...

Yasal Uyarı:Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN