Türk Telekom, iştirakleri ve desteklediği girişimler aracılığıyla yapay zekayı eğitim teknolojilerinin merkezine yerleştiriyor. Kişiselleştirilmiş öğrenmeden akıllı sınav sistemlerine kadar uzanan çözümler, Türkiye'de dijital eğitimin dönüşümünde belirleyici rol oynuyor. Yapay zeka, eğitimde ezberden uzak, öğrencinin ihtiyacına göre şekillenen yeni bir dönemin kapısını aralarken, Türkiye'nin lider telekomünikasyon şirketlerinden Türk Telekom da bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Şirketin eğitim teknolojileri alanındaki iştiraki SEBİT başta olmak üzere, dijital platformları ve girişim destek programları, yapay zekâ temelli uygulamalarıyla dikkat çekiyor.
ÖĞRENME SÜRECİ BİREYSELLEŞİYOR
Türk Telekom'un uzun yıllardır eğitim teknolojileri alanında faaliyet gösteren iştiraki SEBİT, yapay zekâ destekli çözümleriyle öğrencilerin öğrenme süreçlerini bireyselleştiriyor. SEBİT'in geliştirdiği Raunt platformu, öğrencilerin ders çalışma alışkanlıklarını, hızlarını ve konu bazlı başarı durumlarını analiz ederek kişiye özel çalışma planları oluşturuyor. Yapay zeka algoritmaları sayesinde her öğrenci, kendi eksiklerine göre yönlendiriliyor. Matematik odaklı DinamikMAT uygulaması ise öğrencinin seviyesine uygun soruları otomatik olarak üretebilen yapısıyla öne çıkıyor. Bu sistem, öğrencinin aynı konuyu farklı zorluk seviyelerinde çalışabilmesine olanak tanırken, öğrenmenin kalıcı hale gelmesini hedefliyor. SEBİT'in geliştirdiği AI destekli sınav ve değerlendirme çözümleri de öğretmenler ve okullar için önemli bir kolaylık sağlıyor. Öğrenci performansını analiz eden bu sistemler, öğretmenlere detaylı raporlar sunarak ölçme ve değerlendirme süreçlerini hızlandırıyor.

YAPAY ZEKA DESTEKLİ EĞİTİM
Türk Telekom'un doğrudan sunduğu dijital eğitim platformu JetDers, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik yapay zekâ tabanlı bir öğrenme deneyimi sunuyor. Platform, öğrencilerin test sonuçlarını ve konu bazlı ilerlemelerini analiz ederek hangi alanlarda desteklenmeleri gerektiğini tespit ediyor. Bu sayede öğrencilere kişiselleştirilmiş içerikler ve çalışma önerileri sunuluyor.
ÇOCUKLARA DENGELİ TEKNOLOJİ ETKİLEŞİMİ ŞART
Günümüzde çocukların teknolojiyle olan ilişkisi, sadece kullanım süresiyle açıklanamayacak kadar derin ve karmaşık bir boyuta ulaştı. Bir teknoloji şirketi tarafından düzenlenen etkinlikte ekran süresi tartışması ve dijital gerçeklik Türk akademisyenlere göre, teknoloji kullanımında sadece 'ekran süresine' odaklanmak yanıltıcı olabileceğinin altı çizildi. Prof. Dr. Kerem Rızvanoğlu, 2023 yılında Oxford Üniversitesi tarafından 12 çocuk üzerinde yapılan bir çalışmadan bahsetti. Bu araştırmaya göre ekran süresinin beyin fonksiyonlarını doğrudan olumsuz etkilediğine dair bir kanıt bulanamadığını kaydetti. Öte yandan İsveç gibi ülkeler; yaş gruplarına göre belirli limitler önerirken, Çin 18 yaş altı için gece internet erişimini kısıtlayan çok daha katı kurallar uygulanmasına çocukların çok küçük yaşlardan itibaren teknolojiyi kullanmaya başladığını ve bilim dünyasının bu 'yeni nesil kullanıcı topluluğunun' dikkatle izlemesi gerektiğine dikkat çekti.

YASAKÇI DEĞİL ETKİN ARABULUCU
Teknoloji kullanımında ebeveynlerin tutumu kritik bir öneme sahiptir. Doç. Dr. Elif Posos Devrani, ekran yasaklarının riskleri ortadan kaldırmadığını, aksine gizlediğini ifade etmektedir. Yasaklar yerine 'etkinleştirici arabuluculuk' yönteminin benimsenmesi gerektiğini savunan Devrani, ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte içerik izlemesini ve onlara dijital dünyada çıraklık modeli ile aşamalı sorumluluk vermesini öneriyor. Buradaki temel amaç, çocuğu kısıtlamak değil, onun dijital okuryazarlığını güçlendirmektir. Akademisyenler teknolojinin çocukların hayatındaki yerini reddetmek yerine; çocukların öz farkındalıklarını artıran, onları tasarımın bir parçası kılan ve dijital sağlığı koruyan kapsayıcı bir ekosistem inşa edilmesini önermektedir.
EMPATİ EKSİKLİĞİ VAR
Özellikle sosyal yapay zeka eşlikçileri, çocuklar üzerinde duygusal bir kafa karışıklığı yaratabilir. Yapay zekanın insansı diyaloglar kurması (antropomorfik tasarım), çocukların bu botlarla kurduğu bağı yetişkinlerden çok daha güçlü ve savunmasız hale getiriyor. Örneğin, korktuğunu söyleyen bir çocuğa botun 'olumsuz düşünceni yeniden yaz' şeklinde mekanik bir cevap vermesi, sistemdeki empati eksikliğini ortaya koyuyor. 'Tasarım Sürecinde Çocukların Rolü' Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Elif Baykal, çocukların teknoloji karşısında sadece pasif tüketiciler olmaması gerektiğini savunmaktadır. Baykal'a göre çocuklar, tasarım süreçlerine dahil edilen aktif özneler olmalıdır. Çocukların yapay zekayı sorgulayan ve eleştiren bireyler olarak yetişmesi için, teknolojinin onlar için değil, onlarla birlikte tasarlanması büyük önem taşımaktır.

DİLİ OLASILIKLAR OLARAK BİRBİRİNE BAĞLIYOR
İnsanlar kendi çocuklarını beğenirken, televizyon ve sosyal medya etkisiyle öğrenilen sözcükleri tekrar ediyordu. Anlamı gerçekten bilmeden, sadece istatistiksel veya algoritma olarak en olası kelimeleri tekrar eden robota dönüşme riski ortaya çıkıyor. Prof. Dr. Kerem Rızvanoğlu bu durumu şöyle açıklıyor: "Yapay zeka sistemleri, çocuklar için büyük bir potansiyel taşısa da önemli riskleri de beraberinde getiriyor. Mevcut yapay zeka modelleri genellikle yetişkin veri setleriyle eğitildiği için çocukların ihtiyaçlarını ve dil evrenini tam olarak karşılayamıyor. Bu modellerin 'halüsinasyon' görme (ikna edici olmak adına doğru olmayan bilgiler üretme) riskine ve yetişkin verilerinden kaynaklanan önyargılara yol açıyor. Yapay zeka modelleri, dili anlamaktan ziyade kelimeleri olasılıksal olarak birbirine bağladıkları için "Stochastic Parrot" (Stokastik Papağan) olarak nitelendiriliyor."
NE YAPALIM?
❙Çocuklara özel, güvenli ve duygu analizi yapabilen doğal dil işleme sistemlerinin geliştirilmesi şart.
❙Platformların şeffaflığının artırılması ve sürekli izlenmesi yapay zekanın etkisinin doğru ölçülmesi için kaçınılmaz.
❙Çocuklara dijital dünyada 'hata yapma lüksü' tanıyan, onlara özel tasarlanmış deneyimlerin sunulması unutulmamalı.
❙İnsana ait değerlerin sürekliliğinin sağlanması için etik değerlerin, farklı görüşlere saygının her zaman korunmasının altının çizilmesi şart.

ÇOCUKLARA SAĞLIKLI, GÜVENLİ HATA YAPMA ŞANSI SUNAN DENEYİM
Tüm ailelerin çocuklarının teknoloji deneyiminde birinci önceliği sağlık, ikincisi güvenlik ve son olarak da hata yaparak öğrenmesini sağlayacak bir kullanım sunması. Bu yüzden ekran sağlığı, güvenlik uygulamaları ve yapay zeka odaklı uygulamalar öne çıkıyor. Ekran süresine odaklanmasak da göz sağlığını koruyan ekran deneyimi son dönemde çocukların teknoloji kullanımında bir numaralı öncelik haline geldi. Günümüzde çocukların teknolojiyle tanışma yaşı, bir nesil öncesine göre dramatik bir değişim gösterdi. 15 yıl önce 'çocuk kullanıcı' tanımı 5 yaş üstünü kapsarken, bugün bu eşik 2 yaşa kadar gerilemiş durumda. Bu hızlı değişim, çocukları dijital bir okyanusun ortasında, henüz yüzme bilmeyen küçük kaşiflere dönüştürüyor. Akademisyenler, bu yeni dünyada çocukları sadece kısıtlamanın değil, onlara çıraklık modeli ile eşlik etmenin ve güvenli araçlar sunmanın önemini vurguluyor.