İnsanların doğduğu yıla bakarak X, Y veya Z kuşağı gibi tanım yapılmasına karşıyım. İnsanların doğum tarihine bakarak tanımlamak kişiselleştirilmiş yapay zeka dünyasında çok yetersiz tanımlama. 1995-2012 arasında doğan ilk dijital yerli nesil, değerlerini, davranışlarını ve hatta kimliklerini dijital çağın şekillendirdiği bir grup.
Bu nesil hayatın her alanına sorunsuz teknoloji entegrasyonu bekliyor. Onlar ağa bağlanırken modem kablosu ile tanışmadı, otomobil yürüyen aksamı ya da bilgisayarı toplamakla ilgili dertleri olmadı. Onlar her şeyi yazılım güncellemesiyle buldu. Üstelik kişiye özel tanımlamalarıyla birlikte. Buzdolabı alsalar bile bağlı olmasını istiyorlar, araç alırken ise bu beklenti çok daha yüksek. Araştırmalara göre, sürekli güncelleme bekleyen kuşağın yüzde 69'u 'bağlı araç' terimini tanırken, daha önceki nesillerde bu oran sadece yüzde 39.
Daha çarpıcı olanı, bu kuşağın yüzde 79'u yapay zeka ajanlarının ihtiyaçlarına en uygun arabayı bulup önermesini istiyor. Yüzde 71'i yapay zeka ajanlarının araç bakımını kolaylaştıracağına inanıyor. "Yazılım tanımlı araçlar" dendiğinde bu kuşağın yüzde 71'i ne demek olduğunu biliyor, önceki nesillerde bu oran sadece yüzde 25.

OTOMOBİL DEĞİL AKILLI ARKADAŞ
Otomobilden beklentilerimiz köklü bir dönüşüm geçiriyor. Eskiden bir araç sadece bizi A noktasından B noktasına taşıyan bir makine iken, bugün telefonumuzla konuşan, sürekli kendini güncelleyen, bize özel deneyimler sunan bir platformdan bahsediyoruz. Ve bu değişimi en çok hissettiren, sürekli güncelleme bekleyen ve "bana göre olanı yok mu" diye soran yeni kuşak. Togg'un doğuştan "akıllı cihaz" tanımının altında yatan sebep artık daha iyi anlaşılıyor. Otomotiv sektörü anlamamak için dirense de 250 milyon uyumlu araç ile Android Auto artık satılan hemen hemen tüm yeni araçlarda destekleniyor. Arabalar makine olmaktan ziyade akıllı arkadaşlara dönüşüyor. Günümüzün araçları programınızla senkronize oluyor, en sevdiğiniz çalma listesini otomatik açıyor, varış noktanıza en hızlı rotayı haritaya ekliyor ve tüm bunlar manuel giriş gerektirmeden yapılıyor. Ofis ve ev arasında üçüncü yaşam alanı konsepti gerçeğe dönüşüyor. Kabin içinde eğlence, oyun veya üretkenlik uygulamaları güvenli bir şekilde sunuluyor. Hyundai'nin dijital anahtarı akıllı telefonunuzu aracınızın anahtarına dönüştürüyor. Telefonu cebinizde tutarak araca yaklaştığınızda kolayca kilidi açabiliyorsunuz ve aile ile arkadaşlarla erişim paylaşabiliyorsunuz.
UZAKTAN ERİŞİM SÜRÜCÜSÜZ ARAÇ
Bağlı araçlar, sahiplerinin akıllı telefon veya diğer bağlı cihazlar kullanarak araçlarına her yerden erişmesini ve yönetmesini sağlıyor. Uzaktan motor çalıştırma, kapı kilitleme ve açma, araç teşhisi ve konum izleme gibi özellikler sunuluyor. Günümüzün bağlı araçları sadece sizi taşımakla kalmıyor, motor sağlığını gözlemliyor, konum paylaşıyor, kablosuz güncellemeler uyguluyor ve gerçek zamanlı uyarılar gönderiyor.
Sürekli güncelleme bekleyen kuşağın yüzde 75'i gelişmiş araç içi teknoloji, yani Bluetooth, bilgi-eğlence sistemi ve güvenlik özellikleri talep ediyor. Yapay zeka güdümlü araçlar, satın alma kararlarının yüzde 44'ünü etkiliyor ve yüzde 50'si anlaşma yapısı konusunda satış elemanlarından çok yapay zekaya güveniyor.

ARAÇ SAHİPLİĞİ HÂLÂ DEĞERLİ AMA FARKLI ŞEKİLDE
İlginç bir paradoks var. Sürekli güncelleme bekleyen kuşağın yüzde 68'i kişisel araç sahipliğinin değerli olduğuna inanıyor, bu rakam önceki nesillerin yüzde 90'ına kıyasla oldukça düşük. Ancak bu, arabaların önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Aksine araçlar bu kuşak için farklı şekillerde önemli. Bu kuşağın araç kullanım sıklığı sessizce yükseliyor. Haftalık veya daha sık kullanım 2024'teki yüzde 62'den 2025'te yüzde 66'ya çıktı ve bu kuşak katılımcıların yüzde 52'si bu yıl araçlarını geçen yıldan daha fazla kullandıklarını bildiriyor. Aynı zamanda toplu taşımayı, araç paylaşım hizmetlerini ve kiralama araçları kullanma eğilimleri de diğer nesillerden çok daha yüksek. Yani çoklu mobilite yaklaşımını benimsiyorlar.
DENEYİM HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİYOR
Otonom araçlarda gerçekten seyahat edenlerin yüzde 92'si aynı veya daha iyi bir algıyla ayrılıyor. Bu, deneyimin teknolojiye olan inancı güçlendirdiğini gösteriyor. Ancak bir denge arayışı da var. Amerikalıların yarısından fazlası dokunmatik ekran ve fiziksel düğmelerin karışımını tercih ediyor.
Yüzde 54'ü yeni araçlarda çok fazla teknoloji olduğunu düşünüyor. Dörtte üçü onarım maliyetleri gibi şeyler konusunda endişeli. Gelecekte bizi bekleyen çok daha etkileyici. Tamamen otonom özelliklere sahip bir dünya hayal edin. Arabanız kendini kullanıyor ve akıllı telefonunuz mobil salonunuzun komuta merkezi olarak hareket ediyor. Arabalar, altyapı ve hatta yayalar birbirleriyle konuşarak daha güvenli, daha verimli bir yol ağı oluşturuyor. Belki de artık 'otomobil' kelimesi yerine 'tekerlekli dijital yaşam platformu' demek daha doğru olacak. Bu sadece bir nesil değişimi değil, tüm endüstrinin DNA'sının yeniden kodlanması. Ve bu dönüşüm, her gün yeni bir güncelleme bekleyen, her şeyin kendilerine özel olmasını isteyen bir kuşak tarafından hızlandırılıyor.
***
TÜRK TELEKOM OTOMOTİV DÖNÜŞÜMÜNDE İKİ KOLDAN İLERLİYOR
Telekomünikasyon devi, E4 Şarj altyapısı ve Fiber Mobilite teknolojisiyle otomobillerin "tekerlekli bilgisayarlara" dönüşümünde kritik rol üstleniyor

Otomobil sektöründe yaşanan dijital dönüşüm, sadece araç üreticilerini değil, altyapı sağlayıcılarını da harekete geçirdi. Türk Telekom, hem enerji hem de veri altyapısı sunarak sektördeki dönüşümde stratejik bir pozisyon aldı. Türk Telekom Grubu'nun iştiraki TT Ventures tarafından hayata geçirilen E4 Şarj, elektrikli araç şarj istasyonu ve çözümleri sunan bir marka olarak faaliyete başladı. Türk Telekom, TT Ventures ile Türkiye'de otomotiv sektöründe yaşanan elektrifikasyon dönüşümünü desteklemek amacıyla E4 Şarj-Elektrikli Araç Şarj Ağı projesini 2023 yılında hayata geçirdi. Proje kapsamında öncelikle İstanbul Anadolu, İstanbul Avrupa, Ankara, İzmir ve Bursa'da istasyon kurulumları tamamlandı. Elektrikli araç kullanıcılarına güvenli, çevreci ve jeneratörler ile beslenen kesintisiz bir şarj hizmeti sunmayı hedefleyen E4 Şarj, şarj istasyonlarındaki yüksek hızlı ünitelerinin yerli üretim olduğunu açıkladı.
E4 Şarj, hem bireysel hem de ticari kullanıcılar için geleceğe yönelik çözümler sunuyor. Platform yalnızca şarj istasyonu hizmetleri sunmakla kalmıyor, aynı zamanda konut ve ticari kullanım için bir dizi elektrikli araç şarj çözümü de sağlıyor.
Türk Telekom'un otomotiv sektörüne katkısı sadece enerji altyapısıyla sınırlı değil. Şirketin Fiber Mobilite teknolojisi, bağlı araçların ihtiyaç duyduğu kesintisiz ve yüksek hızlı veri bağlantısını sağlıyor.
FİBER MOBİLİTE BAĞLI ARAÇ
Türk Telekom'un mobil müşterilerin haberleşmesini fiber teknolojisi üzerinden gerçekleştirmesi Fiber Mobilite olarak adlandırılıyor. Müşterinin mobil cihazıyla bağlandığı baz istasyonu ile santral arasındaki veri iletiminin fiber optik kablolar üzerinden sağlanması, özellikle 5G ile birlikte kritik önem kazanıyor.
5G ile birlikte daha yüksek hacimde mobil internet kullanımları, yüksek hız ve uzun mesafelerde daha düşük gecikme ile trafik aktarımı için fiber önem arz ediyor. Türk Telekom, 81 ilde mobil altyapısındaki fiberleşme oranını her geçen gün artırarak, dijital dönüşüme katkı sağlıyor ve Türkiye'yi yeni nesil teknolojilere hazır hale getiriyor.
Otomobiller giderek "tekerlekli bilgisayarlar" haline gelirken, Türk Telekom'un iki ayaklı stratejisi kritik bir boşluğu dolduruyor. Fiziksel altyapı tarafında E4 Şarj, elektrikli araçların yaygınlaşması için gerekli şarj ağını kurarken, yerli üretimi teşvik ediyor ve şehir merkezlerinden ticari alanlara kadar geniş kapsama sağlıyor. Dijital altyapı tarafında ise Fiber Mobilite ve 5G, bağlı araçlar için gerekli düşük gecikmeli, yüksek hızlı bağlantıyı mümkün kılıyor. Bu altyapı, Araç-Her Şey iletişimi, kablosuz yazılım güncellemeleri ve otonom sürüş için gerekli gerçek zamanlı veri aktarımı gibi gelecek teknolojilerin temelini oluşturuyor.
KÜRESEL DENEYİMDEN YEREL ÇÖZÜME
Türk Telekom'un ana şirketi Deutsche Telekom'un küresel otomotiv bağlantı deneyiminden de faydalanılıyor. BMW müşterileri Avrupa'daki tüm yollarda kalıcı olarak yüklenmiş anten aracılığıyla internete bağlanabiliyor. HotSpot Drive, akıllı telefon hotspotlarından çok daha hızlı ve akış kesintisiz çalışıyor.
Deutsche Telekom, IoT bağlantısı ve 5G altyapısı alanında önde gelen sağlayıcılardan biri olarak Car2X iletişiminin gerçekleştirilmesinde merkezi bir rol oynuyor. Bu deneyim, Türk Telekom'un Türkiye'deki otomotiv dönüşümünde stratejik adımlar atmasını sağlıyor.
Türk Telekom, otomotiv dönüşümünde sadtek bir hizmet sağlayıcısı olmaktan çok, ekosistem yaklaşımıyla hareket ediyor. E4 Şarj ile elektrikli araçların enerji ihtiyaçlarını karşılarken, Fiber Mobilite ve 5G ile bağlı araçların veri ihtiyaçlarını sağlıyor. Aynı zamanda sürdürülebilirlik ve yerli üretime yaptığı yatırımlarla Türkiye'nin otomotiv teknolojisinde bağımsızlığını destekliyor.
Otomobiller telefonlarımızla konuşan, sürekli kendini güncelleyen ve bize özel deneyimler sunan platformlar haline geldikçe, Türk Telekom gibi telekomünikasyon şirketlerinin rolü de değişiyor. Artık sadece telefon görüşmeleri sağlayan firmalar değil, araçların beyin ve sinir sistemini besleyen altyapı sağlayıcıları konumundalar.