Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Manhattan'ın kaderi, en leş suçlular için bir hapishane olarak kullanıldığı Escape from New York'dakine (1981) pek benzemedi. Lüks, adaya sahip çıktı. Sarah Jessica Parker da sahip çıkmaya, "I love the city," sözcülüğüne devam ediyor. Morganlar Nerede?'de oynadığı Meryl, Carrie Bradshaw'un evli bir emlakçı olarak karşılığı. Evli olduğu için, dertleri biraz daha farklı tabii. Bu kez ilişkisindeki temel sorun, çocuk sahibi olma arzusu; bunun karı-koca üzerinde yarattığı baskılar (aldatma) vs... Morganlar Nerede?, her beş ünlü kadından dördünün "kalabalık aile" sevdiğinden bahsettiği bir dönemin vitrini. After Hours (1985) ve Desperately Seeking Susan'ın (1985) Manhattan'ı, çocuk yetiştirmek için en elverişli yer gibi görünmüyordu. Meryl ve Paul Morgan'ın (Hugh Grant) yaşadığı Manhattan'ın yaşam standartlarında ise, geriye çocuk yapmaktan başka bir şey kalmıyor. En azından Park Avenue'daki devasa dairenin nüfusunu gerekirse Çinli bebeklerle artırmak kaçınılmaz.

İNEKLİ,GEYİKLİ BİR FİLM
Morgan çifti birbirlerinin kıymetini anlayana kadar, tanık koruma programı altında, kovboylar kasabasında bir maceradan geçmeleri gerekiyor. Köylükentli komedisine dair hiçbir şey atlanmamış. İnek sağma sahnesi bile var. Haliyle geyik de çok var. Oyuncuların ve senarist/yönetmen Marc Lawrence'ın romantik komedi deneyimleri, filme arada bir ritim katabiliyor neyse ki. Morganlar Nerede?'de bulup bulabileceğiniz, bununla sınırlı sayılır. Lawrence'ın, "En iyi bildiğin şeyi anlat derler ya, o yüzden ben de evliliği anlattım" dediğine bakmayın. Evlilik hakkında filmdeki türde analiz ve tavsiyeleri, hiç evlenmemiş birinden ya da doğru yaşamanın on maddesini içeren bir email'den de edinebilirsiniz. Tüm bunları Şehirli Züppeler tarzı bir komedinin içine yerleştirince, sonuç Morganlar Nerede? oluyor. Morganlar'ın birkaç blok ötesinde oturan Woodhouse çifti (Mia Farrow, John Cassavetes) kırk yıl kadar önce çocuk yapmaya kalktığında, sonuç Rosemary'nin Bebeği (1968) olmuştu. New York, 'gönlünde taşralı' Rosemary için hiç de ideal 'gebelik ortamı' sayılmazdı. Kentin 'star emlakçı'sı Meryl'in bir dairesine sahip olmak için çıldıracağı (John Lennon'ın son yıllarını geçirip önünde vurulduğu) meşhur Dakota binasında oturmak bile, Rosemary için şehir hayatının şanslı tarafında bulunmak anlamına gelmiyordu. Bildiğiniz gibi komşularının çoğu, organize satanistlerden oluşuyordu. Aktör kocası Guy, iyi bir filmde rol alabilmek için onlarla işbirliği yapmak durumunda kalmıştı. Morganlar'ın, kariyer başarısı, Central Park'a yakın bir daire ve bir evlatla tamamlanan New York zaferi, çok daha masumane görünen bir 'kendini iyi hisset' hikayesinin parçası. Tabii Meryl'in hamileliği de, Rosemary'ninkinin aksine, tam bir huzur manzarası. 'Bebek bekleyen kadın'a, bir hikâyede umut ve korkunun envai çeşidini yüklemek mümkün. Bebeklere dair her şey ('yapılma' teknikleri ve giyim tarzları dahil) gündemdeki en 'trendy' zamanlarından birini yaşıyorken, üremenin en temeldeki manasından bahsetmeye kalkan tek film, Nicolas Roeg'in Puffball'u (2007), vizyona giremeden Antalya Film Festivali'nde gösterildiğiyle kaldı. Herhangi bir yerde rastlarsanız es geçmeyin. Yer yer demode veya 'yadırgatıcı' görünebilecek, biraz da 'büyücü' bir film. Altı çocuk babası Roeg, dekorun içini doldurmak yerine evi 'içten dışa' doğru inşa etmekten bahsediyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA