Türkiye'nin en iyi haber sitesi

AHMET ALEMDAR

Türkiye Küresel Silah Pazarında Güçleniyor

ABD-İsrail-İran ekseninde şiddet seviyesi artan ve farklı bölgelerde yansımaları olan savaş yerli ve milli sistemlerin savunma ve güvenlik mimarisindeki önemli konumunu tekrar göstermektedir. Tam da bu süreçte yayımlanan Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) raporu ise son yıllardaki küresel çatışma ortamlarına ve güvenlik algılamalarına ışık tutmaktadır. SIPRI'nın rapor ve veri tabanları önemli bir referans olarak kabul edilmektedir. Kendine has metodolojisi ve göstergeleri değerlendirme sistemi olan kurumun hem devletlerden hem de açık kaynaklardan topladığı verileri kıymetlendirdiği bilinmektedir. Genellikle beş yıllık periyotları değerlendirerek hata payını azaltmaya çalışan yaklaşımla hazırlanan, Mart 2026'da yayınlan, "Uluslararası Silah Transferlerindeki Eğilimler 2025" raporunda Türkiye'nin konumu ise pozitif yönlü gelişimini tekrar teyit etti.

Savaşın Gölgesinde Artan Silahlanma

Raporun hemen en başında dikkat çeken husus küresel silah transferlerinin 2016-20 dönemine kıyasla 2021-25 döneminde yüzde 9,2 oranında artış göstermesidir. Bu artışın merkezinde ise Ukrayna-Rusya Savaşı sonucu güvenlik riskleri artan Avrupa ülkeleri yer almaktadır. Avrupa ülkelerinin silah ithalatı, iki dönem arasında yüzde 210 gibi devasa bir oranda (üç kattan fazla) artış gösterdi. Son yirmi yılda ilk gerçekleşerek ABD silah ihracatında en büyük payı bu dönemde 38yüzde ile Avrupa ülkeleri aldı. 24 Şubat 2022'de şiddeti artan savaş sonrasında Ukrayna ise küresel silah ithalatının yüzde 9,7'sini tek başına yaparak dünyanın en büyük silah alıcısı konumuna yerleşti. Benzer eksende tedarikçi cephesinde ise ABD küresel ihracattaki payını yüzde 42'ye çıkardı. Rusya'nın silah ihracatı yüzde64 oranında dramatik bir düşüş yaşadı. 2021-25 periyodunda en büyük beş ihracatçı: ABD, Fransa, Rusya, Almanya ve Çin olurken aynı dönemde en büyük beş büyük tedarikçi ise; Ukrayna, Hindistan, Suudi Arabistan, Katar ve Pakistan oldu.

Türkiye'nin Rolü: Oyun Kurucu Tedarikçi

SIPRI veri tabanı incelendiğinde Türkiye'nin ana silah sistemlerinde önemli bir tedarikçi konumuna geldiği görülmektedir. Gerek raporda gerekse veriler Türkiye'nin savunma sanayiinde uyguladığı yerlileşme ve kazan-kazan eksenli aktif ihracat stratejisinin sonuç verdiğini göstermektedir. Türkiye, 2021-25 döneminde küresel silah ihracatında 11. sıraya yükselirken ihracat hacmini önceki beş yıllık döneme göre yüzde 122 oranında arttırdı. Bahse konu artış ise en büyük 25 tedarikçi arasındaki en dikkat çekici büyüme oranlarından biridir.

Beş yıllık periyotta Türkiye'nin en büyük üç müşterisi Pakistan (yüzde 16), Ukrayna (yüzde 12) ve Birleşik Arap Emirlikleri (yüzde 8,4) olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum; Güney Asya, Doğu Avrupa ve Körfez gibi birbirinden tamamen farklı üç kritik jeopolitik alana aynı anda nüfuz edilebildiğini göstermektedir. Ayrıca Türkiye, Sahra Altı Afrika'nın silah ithalatının yüzde11'ini karşılayarak bölgedeki en büyük üçüncü tedarikçi konumuna geldi. Uzun yıllardır farklı coğrafyalarda savunma sanayii ve diplomatik faaliyetlerin iç içe geçen yapısının başarıda etkili olduğu bilinmektedir.

Raporda Türkiye, küresel silah alıcıları / tedarikçileri listesinde ise 24. sırada yer almaktadır. Türkiye önceki döneme kıyasla yüzde 9,7 azalma ile payını yüzde 1,5'tan yüzde 1,2'e düşürdü. Bu durum ise Türkiye'nin savunma ve güvenlik ihtiyaçlarının yerli üretimle karşılanmasına yönelik politikaların olumlu bir yansımasıdır. Yabancı alımların yerinin yerli üretimlerin almaya devam ettiğinin net bir göstergesidir. Türkiye'nin ithalatında ilk üç sırayı Almanya (yüzde 31), İspanya (yüzde 29) ve İtalya (yüzde 19) almaktadır. Ayrıca Türkiye, İspanya'nın en çok ihracat yaptığı ülkeler arasında yüzde 16 pay ile ikinci sırada yer aldı. Bu durum ise çeşitli hava ve deniz platformları başta olmak üzere motor ve alt sistem bazında Avrupalı NATO müttefikleriyle stratejik iş birliklerinin sürdüğüne işaret etmektedir.

Yeni Coğrafyalarda Güçlenmek

Raporda yansıtıldığı üzere Türkiye'nin silah ihracatında çizilen profili salt ekonomik bir veri olarak okumak yanlış olacaktır. Türkiye'nin uzun yıllardır pratiğe döktüğü kazan-kazan yaklaşımının ve "savunma diplomasisi" uygulamalarının birlikteliği olarak okumak gerekmektedir.

Pakistan ve BAE'ye yönelik satışlar hem müttefiklik bağlarını güçlendirmekte hem de bölgesel güç dengelerinde Türkiye'yi dengeleyici bir güç olarak konumlandırmaktadır. Paralel olarak Türkiye'nin farklı coğrafyalarda etkinlik gösterdiğini göstermektedir. Sahra Altı Afrika ülkelerine yapılan silah transferlerinde yüzde11'lik pazar payına ulaşılması (bölgenin en büyük üçüncü tedarikçisi) Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini yıllar içinde arttırmaya devam ettiğini göstermektedir. Bölgenin ithalatında ilk iki sırayı alan Çin (yüzde 22) ve Rusya (yüzde 12) gibi küresel pazarın devleriyle rekabet ederek gelişim sergilenmektedir. Nihayetinde Türkiye'nin Afrika'daki jeopolitik etkisinin ve savunma diplomasisinin sonuç verdiği görülmektedir.

Türkiye bu dönemde de farklı çatışma ortamlarında (Libya, Somali, Sudan, Mali, Etiyopya) meşru taraflara sağladığı sistemlerle Afrika'daki kriz alanlarında sahadaki operasyonel dengeyi ve kapasiteyi doğrudan etkileyebilecek bir aktör konumundadır. Ayrıca Türkiye'nin son dönemde Asya ülkelerine yönelik ihracat faaliyetlerindeki girişimlerden sonuçlar alındığı görülmektedir. Türkiye zırhlı araç, taarruz helikopteri, SİHA vb insansız sistemlerin yanı sıra çeşitli ülkelere savaş gemisi (korvet, fırkateyn, karakol gemisi vs.) gibi büyük ana platformları adetli olarak tedarik etmektedir. Pakistan'a MİLGEM gemilerinin satışlarını, Malezya, Endonezya gibi bölge ülkeleri takip etti. Ayrıca bu platformlarla birlikte alt sistem bazında gelişmiş radar ve sensörler ile gemisavar füzeleri gibi silahlar sağlanmaktadır.

İran-İsrail-ABD Savaşı'nın Yansımaları

Çeşitli muharebe sahalarından her ülkenin ulusal güvenliği açısından birtakım dersler çıkarılmaktadır. Ukrayna-Rusya Savaşı ile artan FPV dron tehdidi her ülkenin hem edinilmesi gereken kabiliyetleri hem de karşı tedbirlerine sahip olunması gerek bir konu olmaktadır. İran-İsrail-ABD arasında devam eden savaşta ise ulusal güvenlik açısından etkin hava savunma füze sistemlerinin ve uzun menzilli etkin taarruz kabiliyetlerinin önemini tekrar gösterdi. İran'ın sahip olduğu uzun menzilli ve etkin dolanan İHA ve balistik füzeler bölgede önemli yıkımlara sebep oldu. Buna yönelik anti-balistik füze önleme sistemlerinin hem nitelik hem de nicelik olarak modern orduların temel kaynaklarından olduğu görülmektedir. Bu bağlamda envanteri yetersiz kalan Körfez ülkelerinin Kore Cumhuriyeti'nden acil hava savunma füze sistemleri tedarik ettiği görülmektedir. Ayrıca dolanan İHA'lara karşı operasyonel sahada kullanılmış ürünleri olan Türkiye'den önemli talepler olmaktadır. Gelecekte muharebe sahasında sarf durumu yüksek bahse konu sistemlerin gerek tedarik gerekse bunlara yönelik teknoloji transferi dahil üretim alt yapılarının edinilmesi için küresel silah pazarında girişimler artış gösterecektir.

Sonuç Olarak: Ana Sistemlerde Etkinlik

Rapordan yansıyan veriler ve mevcut küresel konjonktürde Türkiye'nin mevcut büyüme ivmesinin devam edeceği değerlendirilmektedir. Türkiye'nin yerli ve milli üretimlerle kendi ihtiyaçlarını karşılama, dost ve müttefiklerini sağlama hedefleri her yıl yeni çözümlerle güçlenmektedir. Bu noktada küresel silah pazarındaki en önemli 10 aktörden birisi olmak amaçlanmaktadır. Son olarak 2025 yılında 10 milyar doları düzeyini aşan savunma ve havacılık ihracatının önümüzdeki yıllarda da yeni sözleşmelerin ve teslimatların gerçekleştirilmesiyle sürdürülebilir büyümesine devam etmesi planlanmaktadır. Küresel seviyede artan çatışma trendleri ve ülkelerinin güvenlik algılamalarında ortaya çıkan tedarik ihtiyaçları açısından Türkiye'nin tedarikçi konumu gelişim gösterecektir. Özellik insansız sistemlerdeki kabiliyetlerinin ve karşı tedbir çözümlerinin öncü olması muhtemeldir. Ayrıca yüksek adetli üretime yönelik metodolojisi ve kabiliyetleri daha fazla talep görecektir. Mevcutta büyük oranda İHA/SİHA'lar, zırhlı araçlar ve deniz platformlarının ağırlıklı olduğu ihracatlarda gelecekte; savaş uçağı (HÜRKUŞ, HÜRJET, KAAN), gelişmiş hava savunma sistemleri (HİSAR, SİPER vd.) ve gelişmiş savaş gemileri (MİLGEM) gibi katma değeri yüksek ana platformlarında da yer alarak sürdürülebilirlik sağlanabilecektir. Sahra Altı Afrika'daki gelişimde de görüldüğü üzere Türkiye küresel pazarlarda kazan-kazan eksenli; ambargosuz, siyasi şartsız ve maliyet-etkin çözümler ile pazar payını büyütecektir.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.