Türkiye'nin en iyi haber sitesi

FATİH SİNAN ESEN

Yapay Zekâ Egemenliği, Yerli Altyapı ve Tedarik Zinciri

Günümüzün küresel jeopolitik arenasında devletlerin kendi kaderlerini tayin etme mücadeleleri, artık coğrafi sınırların çok ötesine geçerek dijital altyapılara ve yapay zekâ sistemlerine kaymış durumdadır. Dünyanın dört bir yanındaki ülkeler, teknolojik dönüşüme ayak uydurmak ve dijital çağda bağımsızlıklarını ilan etmek amacıyla milli yapay zekâ stratejileri yayımlamakta, kendi dillerini konuşan, toplumsal değerlerini yansıtan yerli algoritmalar geliştirdiklerini duyurmaktadır. Toplumun önemli bir bölümü yapay zekâyı ekranda beliren sihirli bir sohbet botu, bulutta süzülen görünmez bir algoritma veya soyut bir yazılım meselesi olarak algılamaya eğilimlidir. Oysa bu siyasi söylemlerin arkasındaki fiziksel, yapısal ve ekonomik gerçeklik çok daha ağır, bağımlı ve sarsıcıdır.

Yapay zekâ; büyük veri merkezlerine, sıvı soğutma sistemlerine, güç elektroniğine, denizaltı kablolarına ve toprağın derinliklerindeki kritik madenlere dayanan, yüksek enerji tüketen ağır bir fiziksel sanayi faaliyetidir. Kendi mühendislerimizle yerli bir yazılım geliştirdiğimizi düşünsek bile; bu sistemi eğitmek, büyük veri kümelerini işlemek ve çalıştırmak için gereken çipler, sunucular ve bulut altyapısı için de çalışmalar devam etmelidir. Yapay zekânın yazılım katmanı açık kaynak felsefesiyle bir nebze demokratikleşmiş gibi görünse de sistemin dayandığı asıl fiziksel donanım katmanı ABD ve Çin ikili tekelinin mutlak kontrolü altındadır. Dünyadaki yapay zekâ hızlandırıcı çiplerinin pazar payının yüzde 90'ına yakını tek bir Amerikan şirketinin, Nvidia'nın elindedir. Dahası, bu çiplerin fiziksel üretimi ve gelişmiş paketleme süreçleri büyük ölçüde Tayvan merkezli TSMC'nin dar boğazına sıkışmış durumdadır. Nitekim 2024 itibarıyla dünyadaki yapay zekâ hızlandırıcılarının neredeyse tamamı TSMC bünyesinde üretilmektedir.

Hal böyleyken, milyarlarca dolarlık bütçelere sahip ülkelerin egemen yapay zekâ projeleri bile altyapısal bir duvara toslamaktadır. Örneğin Avrupa Birliği'nin teknolojik gururu olarak sunulan ve dijital egemenlik sembolü ilan edilen Mistral girişimi, modelini eğitmek için tamamen Amerikan yapımı işlemcilere ve Microsoft Azure, Google Cloud gibi devlerin bulut barındırma hizmetlerine mahkûm olmuştur. Benzer şekilde, Birleşik Arap Emirlikleri'nin ürettiği Falcon modeli de ABD menşeli kiralık donanımlarla, ABD'li Amazon'un bulut bilişim hizmeti üzerinde eğitilmiştir. Zincirin geri kalanı dışarıda bırakılarak sadece arayüzün yerlileştirilmesi, katma değeri ülkede tutan bir sanayileşme yerine, sürekli kira ödenen pahalı bir montaj ekonomisi yaratmaktadır.

Meseleyi daha da derinleştirdiğimizde, dijital egemenlik mücadelesinin kod satırlarında değil, maden ocaklarında başladığını görürüz. Çiplerin ve veri merkezlerinin inşası galyum, germanyum, lityum ve nadir toprak elementlerine korkunç boyutlarda ihtiyaç duyar. Bugün dünyadaki rafine edilmiş nadir toprak elementlerinin yüzde 91'inden fazlası tek başına Çin tarafından sağlanmaktadır. Bu asimetrik bağımlılığın ne kadar büyük bir ulusal güvenlik riski yarattığını görmek için yakın geçmişteki uluslararası krizlere bakmak yeterlidir. ABD'nin Çin'e yönelik başlattığı "yarı iletken ihracat kısıtlamaları" ve en gelişmiş yapay zekâ çiplerinin satışını ulusal güvenlik gerekçesiyle yasaklaması, donanıma sahip olmayan ülkelerin bir anda teknolojik felç yaşayabileceğini kanıtlamıştır. Aynı şekilde, küresel tedarik zincirindeki en ufak bir sarsıntı, yazılım devlerini bile çaresiz bırakabilmektedir. Eğer bir devlet bağımsız bir yapay zekâ geliştirmek istiyorsa; çipin içindeki germanyumu, enerjiyi taşıyan bakır teli ve veriyi ileten denizaltı kablosunu dikkate almalıdır. Aksi takdirde, kurulan yapay zekâ düzeni tek bir stratejik ihracat yasağı kararıyla haftalar içinde çökebilir.

Tam da bu noktada, Türkiye'nin savunma sanayiinde elde ettiği tecrübeler, yapay zekâ stratejimiz için analitik bir referans çerçevesi sunmaktadır. Ancak savunma sanayiindeki millileşme felsefesinin bize fısıldadığı çok net bir gerçek vardır: Sistemin beynini oluşturan donanımın kökeni neresiyse, nihai bağımsızlığın anahtarı da oradadır.

Devletimizin dijitalleşme adına attığı adımlar, e-Devlet kapısının ulaştığı yaygınlık veya uluslararası TOP500 süper bilgisayar listesinde 145. sıraya yerleşen TRUBA kapsamındaki ARF ACC süper bilgisayarı, ulusal veri kapasitemiz açısından kritik yığınaklardır. Ne var ki ARF ACC bizlere muazzam bir bilimsel altyapı sunsa da işin mimari özünde dikkatle irdelenmesi gereken jeopolitik riskler bulunmaktadır. Kodumuz tamamen yerli olsa bile, olası bir küresel krizde veya yarı iletken ambargosunda bu sistemlerin ayakta tutulması ve güncellenmesi için yerli donanım ve altyapı yatırımlarına ağırlık verilmesi zaruridir.

Türkiye gibi stratejik bir gücün, trilyonlarca dolarlık küresel çip üretim bandını tek başına sıfırdan kurması elbette kısa vadede mümkün olmayabilir. Burada asıl gaye saf bir içe kapanma değil, tedarik zincirinin kilit boğazlarında pazarlık gücü elde ettiğimiz ve bağımlılıkları yönetilebilir kıldığımız akılcı bir "modüler otonomi" inşa etmektir. Stratejik kamu alımları yoluyla yerli orkestrasyon yazılımları, enerji verimli sıvı soğutma teknolojileri ve siber güvenlik ağları desteklenmeli, donanım paketleme süreçlerine kalıcı uzmanlık yatırımları yapılmalıdır.

Ulusal dış politikamızı teknoloji diplomasisiyle harmanlayarak, Türk Devletleri Teşkilatı ve güvenilir küresel ortaklarımızla birlikte, kritik madenlerin kaynağında işlenmesinden bölgesel veri havuzlarının kurulmasına kadar uzanan çok uluslu teknoloji ittifakları kurmalıyız. Unutulmamalıdır ki yapısal egemenlik, sadece bulutların üzerinde süzülen kodlarda değil, donanımın mimarisinde, tedarik zincirinin fiziksel güvenliğinde ve devletin stratejik aklında başlar.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA