Türkiye'nin en iyi haber sitesi

son dönemde yoğun çatışmalara ve bölgede etkili olan dış aktörlerin güç mücadelelerine sahne oluyor. Kısa bir süre önce Yemen'den çekileceğine dair açıklamalar yapan Birleşik Arap Emirlikleri'nin () bu söyleminin gerçekliği yansıtmadığı, aksine bir strateji değişikliği olduğu özellikle Aden şehrinde yaşanan çatışmalarla birlikte daha belirgin hale geldi. Nitekim BAE'nin desteklediği güçler Yemen'de uluslararası camia tarafından tanınan ve tarafından desteklenen merkezi hükümet güçleri ile Aden'in kontrol edilmesi anlamında yoğun bir mücadele gerçekleştirmektedir. 28 Ağustos'ta önce merkezi hükümet Aden'in kontrolünü eline geçirirken ertesi gün BAE destekli birlikler şehirde kontrolü sağladıklarını duyurmuştur.

Yemen'in geçici başkenti Aden'de son günlerde meydana gelen bu gelişmelerin, Suudi Arabistan ve BAE'nin bölgesel ittifakındaki çatırdamaları belirgin hale getirdiği söylenebilir. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun 2015'te Yemen'e askeri müdahale başlatmasının sebebi Husi tehdidini bertaraf ederek 'ın bu bölgede nüfuzunu artırmasını engellemek ve Riyad'ın kontrolündeki Hadi hükümetini yerinde tutabilmek idi. 2019'a gelindiğinde Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun başarısızlığı Yemen'i ciddi bir krizin içinde bırakırken koalisyonun çekirdeği olan Suud-BAE ittifakı da İran'a karşı yaklaşımdaki farklılıklar, Müslüman Kardeşler'in ülkedeki kolu olan Islah hareketine yönelik tutumdaki ayrışmalar ve bölgesel politikalarda değişen öncelikler gibi nedenlerle çatırdamaya başlamıştır. Bu durum son günlerde BAE ve Suudi Arabistan destekli gruplar arasında çatışmaların arttığı Aden şehrinin kontrolü bağlamında iyice gün yüzüne çıkmıştır.

Aden 2015'te Suudi Arabistan'ın liderliğinde başlatılan askeri müdahaleden bu yana Yemen'deki en stratejik kentlerden birisi olarak biliniyor. Nitekim Husilerin başkent Sana'yı kontrol etmesinin ardından Aden şehri ülkenin geçici başkenti olarak belirlenmiştir. Her ne kadar kendisi Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ta bulunsa da Yemen'in uluslararası camia tarafından tanınan Devlet Başkanı Mansur Hadi'nin liderliğindeki hükümet faaliyetlerini Aden şehrinden yürütmektedir. Ancak Aden şehri 2015'ten bu yana Husilerin saldırısına uğramış, zaman zaman merkezi hükümet kontrolü Husilere kaptırmıştır. Şubat 2018'den itibaren ise BAE destekli Güney Geçiş Konseyi şehirde kontrolü elinde tutmuştur.

Güney Geçiş Konseyi'nin Yemen'in güneyinde ayrı bir devlet kurma girişiminin gün yüzüne çıkmasıyla Suudi Arabistan destekli merkezi hükümetin ayrılıkçı güçlere karşı tutumu sertleşmiştir. Bunun üzerine geçici başkent Aden'deki çatışmalar alevlenmiş, merkezi hükümet şehrin kontrolünü eline almak için girişimde bulunmuştur. Bu çerçevede 8 Haziran'dan itibaren BAE'nin Yemen'de askeri varlıklarını azaltması ve sözde sahne arkasına çekilmesinden sonra BAE destekli Güney Geçiş Konseyi ve Hadi hükümeti güçleri arasında ciddi çatışmalar meydana gelmektedir.

BAE destekli ayrılıkçılar geçtiğimiz Ağustos'un ilk iki haftasında Hadi hükümetinin geçici başkenti Aden'deki askeri tesisleri ve başkanlık sarayını ele geçirdiklerini duyurdular. Ardından birçok güney vilayetinden Aden'e gelen halk ayrılıkçı isteklerini yinelemek üzere protesto gösterilerinde bulundular. Protesto gösterileri güney bölgelerdeki ayrılıkçı ihtirasları tekrar uyandırarak güçlendirdi. İkinci haftadan sonra Yemen'in petrol bölgelerinden birisi olan Şebve vilayetinde ayrılıkçılar ile Hadi hükümetine bağlı güçler arasında yüksek yoğunlukta çatışmalar meydana geldi. Çatışmalar sonucu Şebve'yi Hadi hükümeti güçleri –istikrarsız bir şekilde olsa da– kısmen kontrol etmeye başladı.

Ayrılıkçı güçler Aden'deki askeri tesisler ve başkanlık sarayını ele geçirdikten sonra Kral Selman'ın "itidal" çağrısına "görünüşte" uyarak diyaloğa açık oldukları çağrısını konsey başkanı düzeyinden yinelediler. Fakat Hizam Emni güçleri Aden ve yakınlarındaki askeri tesislerde kamplarına devam etmektedir. Nitekim Şebve bölgesi Hadi hükümetine bağlı güçler tarafından kısmen kontrol altına alındıktan sonra bir operasyon da Aden'in kontrolünü sağlamak için düzenlenmiştir. 28 Ağustos Çarşamba yapılan operasyon sonucunda Aden'in tekrar Hadi hükümetine bağlı güçler tarafından teslim alındığı belirtilmiştir. Hadi hükümetine bağlı güçler geçici olarak Aden Havalimanı'nı ve başkanlık sarayını kontrol ettiler.

Bir gün sonra ise (29 Ağustos Perşembe) Güney Geçiş Konseyi başkan yardımcısı tarafından Hudeyde bölgesinden gelen destek sonucunda Aden'in kontrolünün tekrar ele geçirildiği açıklanmıştır. Bölgeden gelen haberlere göre Aden'deki stratejik noktaların gün gün el değiştirmesi şehirdeki istikrarsızlığın boyutlarını gözler önüne sermektedir.

Hedefleri Hadi hükümetini istikrarlı bir hale getirip Yemen'in kontrolünü sağlamak olsa da gelişmelerin gösterdiğine göre Suudi Arabistan ve BAE, Aden üzerinde bir güç mücadelesine tutuşmuştur. Aden'in kontrolü için Suud ve BAE'nin dolaylı da olsa askeri çatışmaya girmesi ittifakın iyiden iyiye bir sona yaklaştığını gösteren bir emaredir.

Yemen Cumhurbaşkanı Abdu Rabbu Mansur Hadi son birkaç günde Şebve, Abyan'ın merkezi Zinzibar ve Aden'deki çatışmalarda BAE'nin Yemen hükümetine bağlı güçlere hava saldırılarında bulunduğunu açıklaması kritik bir gelişme olarak değerlendirilmelidir. BAE yetkilileri bölgedeki terörist grupların Aden Havalimanı'na saldırıda bulunmaları sebebiyle hedef alındıklarını belirtse de hedef alınan güçlerin Yemen hükümetine bağlı oldukları kuvvetle muhtemeldir.

Aden'deki otorite boşluğu ve ayrılıkçı güçlerin varlığı Suudi Arabistan ve BAE'nin evdeki hesaplarının Yemen'e uymadığının emarelerinden sadece bir tanesidir. Halihazırda son dönemlerde BAE'nin İran ile yakınlaştığı yorumlarının yapıldığı bir ortamda söz konusu güç mücadelesinin Suud-BAE ittifakını derinden yaralama ihtimali çok yüksektir. Cumhurbaşkanı Hadi'nin son günlerde birçok kez ayrılıkçılara olan BAE desteğinin kesilmesi için Suudi Arabistan'ı göreve çağırması Suud-BAE ittifakının içinde bulunduğu durumu göstermesi açısından yeterli olsa gerektir. Hadi hükümeti BAE'nin sadece ayrılıkçılara olan desteğinin sonlandırılmasını değil koalisyondan da çıkarılmasını talep etmiştir. Bunun dışında Suudi Arabistan Savunma Bakan Yardımcısı Halit bin Selman'ın ABD'de Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile görüşmesinde Washington tarafından bir diyalog teklifi gelmiştir.

Sahada Husilere ya da güneydeki ayrılıkçılara karşı ciddi bir askeri başarı elde edemeyen Suudi Arabistan'ın koalisyon ortağı ve bölgesel müttefiki BAE'nin kendi planlarını hayata geçirme sürecinde etkin bir liderlik ortaya koyamadığı gözlemlenmektedir. Pompeo'nun diyalog teklifinin ise halihazırda güneydeki ayrılıkçılara diyalog teklif etmiş olan Suudi Arabistan liderliğini daha zayıf göstereceği söylenebilir. Suudi Arabistan ne Aden'de ne de Sana'da somut sonuçları olan ciddi bir askeri başarı elde edememiştir. Bu sebepten özellikle Husilere karşı diyalog çağrısında bulunulması fikri Suudi Arabistan için Yemen'de sonun başlangıcı anlamına gelebilecektir.

Sonuç olarak 2019'da Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun 2015'te hedeflediklerinin yakınında olmadığı bir gerçektir. Koalisyon hedeflerine ulaşılması bir yana Aden'deki son dönem gelişmeler Suudi Arabistan ve BAE'nin Arap Baharı sonrası kurdukları bölgesel ittifakı derinden zedelemiştir. BAE'nin ayrılıkçılara desteğini tamamen kesmesi ve koalisyonun gereklerini yapmaya başlaması ne kadar olası değil ise Suudi Arabistan'ın hem Husilere hem de güneydeki ayrılıkçılara karşı ciddi ve somut askeri başarılar elde edip bunu masada kazanca çevirmesinin de son dönem gelişmelerden pek olası olmadığı anlaşılmaktadır. Aden sebebiyle Ortadoğu'nun iki ciddi müttefikinin kendi bireysel planlarının peşlerine düşmeleri sadece Yemen'deki siyasi durum değil bölgesel diğer gelişmeler üzerinde de etki oluşturabilecektir. Riyad ve Abu Dabi arasındaki ayrışmanın derinleşmesi Libya ve Suriye gibi krizlerde, Mısır, Katar ve İran gibi ülkelere yönelik politikalarda da etkisini gösterecektir. İki ülke arasındaki önceliklerin değişmesi, bölgede Suud-BAE eksenli bir düzen kurma girişiminin arkasında olan İsrail ve ABD açısından da bölgeye yönelik yeni bir strateji geliştirme ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN