Türkiye'nin en iyi haber sitesi

M. ERKUT AYVAZ

Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi Seçim Sonuçlarının Anlamı ve Berlin’e Yansımaları

Almanya'nın doğusunda yer alan Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül'de tarihî bir eyalet meclisi seçimi gerçekleşmiştir. Buradaki seçim sonuçları Alman siyasetinin geleceğini şekillendirebilecek önemli değişimlerin de habercisidir. Saksonya-Anhalt'te iç istihbarattan sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından "kesinleşmiş aşırı sağcı yapılanma" olarak sınıflandırılan Almanya için Alternatif (AfD) partisi, geçici resmî sonuçlar doğrultusunda oyların yüzde 43,8'ine ulaşarak seçimi kazanmıştır. Ancak parti, mutlak çoğunluk ile iktidar olma hedefine ulaşamamıştır.

AfD'nin özellikle Almanya'nın doğusundaki seçmen nezdinde, bilhassa toplumsal memnuniyetsizlikler, ekonomik zorluklar ve diğer siyasî partilere yönelik güvensizlik temelinde bir strateji şekillendirdiği gözlenmektedir. Bu yaklaşım, partinin hem federal hem de eyalet düzeyindeki seçim programlarında uç ve realiteden uzak politika vaatleri olarak şekillense de son seçimde de gözlendiği üzere, oylarını iki katına çıkarmasını sağlamıştır. Saksonya-Anhalt eyaletinde görevde bulunan bilhassa eyalet başbakanının partisi CDU ise, 2021'deki eyalet meclisi seçimleriyle kıyaslandığında oylarının yaklaşık yarısını kaybetmiş ve genel olarak CDU açısından da tarihî bir başarısızlık yaşamıştır.

Eyalet Meclisi Sonuçları Ne Anlama Geliyor?

Eyalet meclisindeki 83 sandalyenin 39'una ulaşarak mutlak çoğunluğu (42) yakalayamayan AfD, önümüzdeki süreçte hükûmeti kurup kuramayacağı sorusuyla muhatap olacaktır. Her ne kadar tıpkı CDU gibi eyalet meclisine girmeyi başarmış olan SPD, Yeşiller ve Sol Parti gibi partiler de AfD ile iş birliğini reddetse de ilk kez meclise girmeyi başarmış olan BSW'nin tavrı ise henüz netleşmemiştir. BSW partisi, ne AfD'li ne de bir CDU'lu bir eyalet başbakanına destek vereceğini belirtirken, alternatif olarak partiler üstü bir isme destek çağrısında bulunmaktadır. Bu yaklaşım AfD tarafından kabul görmemekle birlikte, diğer dört partinin tutumu da mesafelidir.

Gelinen aşamada AfD, Saksonya-Anhalt'te tek başına bir iktidar çoğunluğuna sahip değildir. Diğer taraftan eyalet meclisine girmeyi başarabilmiş olan diğer toplam beş partinin farklı politika tercihlerine sahip olmaları sebebiyle –beş partiden oluşan uç noktadaki bir opsiyon olarak– bir koalisyon çoğunluğunun kurulması ihtimali de neredeyse olasılık dışıdır. AfD'nin yalnızca 39 sandalyeye ulaşması yanı sıra partinin eyalet başbakan adayı seçimlerin öncesinde diğer partilerle koalisyon kurmayacağını, mutlak çoğunluk hedefi olduğunu belirtmekteydi. Seçimlerin ardından ise bu söylemiyle çelişen açıklamalar yapan AfD'li aday, bazı isimlerle görüşmeler yapabileceklerini ileri sürmüştür. Ancak diğer partilerin, parti disiplininden uzaklaşarak AfD'li bir başbakan adayını desteklemeleri ise mevcut denklemde düşük bir olasılıktır.

Diğer yandan, beş partinin AfD ile iş birliği yapmama ilkesi söz konusu olsa da özellikle –geçtiğimiz yıllarda Sol Parti'den ayrılarak kurulan– BSW partisinin kilit bir konumda yer aldığının altı çizilmelidir. BSW de genel itibarıyla AfD ile koalisyonu reddettiğini ileri sürse de partinin federal yönetimi ve eyaletteki bazı isimlerin daha nötr görüntü verdiği gözlenmektedir. Ayrıca diğer partilerin aksine son olarak BSW'nin AfD ile görüşme kararı aldığı da belirtilmelidir.

BSW'nin eyalet meclisinde gerçekleştirilebilecek olası bir başbakanlık seçiminin üçüncü turundaki tavrı ise ilk kez AfD'li bir eyalet başbakanının seçilip seçilemeyeceğinde belirleyici olabilir. Tüm bu olasılık ve AfD'nin ilk kez bir eyalette hükûmeti oluşturup oluşturamayacağına ilişkin tartışmaların önümüzdeki gün ve haftalarda sürmesi beklenmektedir. Bu sürecin yalnızca eyaletin siyasî geleceğini değil, federal düzeyi ve özellikle federal hükûmetin geleceğini de etkilemesi beklenmektedir.

Seçim Sonuçlarının Federal Siyasete Olası Etkileri

Şansölye partisi CDU'nun Saksonya-Anhalt eyaletinde 2021'de gerçekleşen bir önceki eyalet meclisi seçimlerine kıyasla oylarının yaklaşık yarısını kaybetmesi (2026: Yüzde 17,2; 2021: Yüzde 37,1), CDU'nun genel tarihindeki en büyük başarısızlıklardan biri olarak da değerlendirilmektedir. Şansölye ve CDU lideri Friedrich Merz'in Berlin'de yaptığı bu yöndeki açıklamalar dikkat çekmiştir. Merz'in "Hepimiz derin bir şok içindeyiz. Böyle bir sonuç beklemiyorduk. ... CDU'nun yıllardır hatta on yıllardır aldığı en ağır seçim yenilgisidir." ifadeleri, partinin somut bir stratejisinin de olmadığı intibaını kuvvetlendirmektedir.

Merz'in bu başarısızlığa rağmen federal düzeyde planlanan kapsamlı reformlara yönelik hükûmetin çalışmalarına devam edeceğini açıklaması da öne çıkan hususlardan olmuştur. Diğer yandan koalisyon ortağı SPD'nin ise bu yönde bazı değişikliklerin olabileceğine işaret etmesi, önümüzdeki günlerde federal hükûmet içerisinde yeni görüş ayrılıklarının da ortaya çıkmasına neden olabilir. Merz'in hükûmetin aldığı karar ve gerekçeleri topluma daha iyi anlatması gerektiğini belirtmesi, dolayısıyla son eyalet seçimlerindeki başarısızlığın da bir iletişim sorununa indirgenmesi anlamı taşımaktadır. Bu, kolaycı ve kapsamlı bir durum analizini içermeyen bir yaklaşımdır. Merz'in yaşanan gerilemeyi ve federal düzeyde yapılan güncel anketlerdeki AfD'nin benzer yükseliş trendini, seçmen ile yaşanan bir iletişim sorunuyla açıklaması, koalisyonun bundan sonraki gelecek hedeflerini de muhtemeldir ki zorlu bir evreye taşıyacaktır.

Saksonya-Anhalt eyaletinin nüfusu Almanya'nın yalnızca yüzde 2,5'ine tekabül etmekte ve ekonomik anlamda da diğer 15 eyaletin gerisinde yer almaktadır. Dolayısıyla söz konusu eyaletin tüm Alman siyasetini kapsayacak şekilde ele alınması çok doğru bir yaklaşım da olmayacaktır. Ancak kuruluşundan bu yana güçlenerek kalıcılığını pekiştiren, son olarak federal düzlemdeki güncel anketlerde de birinci sıraya yerleşen AfD'nin, görevdeki koalisyon hükûmetlerinin yalnızca iletişim sorunları sebebiyle seçmen tarafından tercih edildiği varsayımı, gerçekçi değildir.

Özellikle son yıllarda ekonomik sorunların bilhassa Almanya'nın doğusunda yer alan eyaletlerde belirginleşmesi sebebiyle –gerek somut gerçeklerden gerekse dönemsel algılardan kaynaklansın– toplumsal memnuniyetsizliklerin federal siyaset nezdinde karşılık bulmadığı ileri sürülmektedir. Bu süreçte özellikle doğudaki eyaletlerde oluşan beklentilerin AfD –ve hatta BSW– tarafından uç vaatler ile karşılanmak istendiği gözlenmektedir.

AfD'nin bu süreçte normalleştirilmesinin ise tehlikeli bir boyuta ulaşması, şüphesiz merkezde yer aldığı ileri sürülen diğer siyasî partilerin AfD'nin birçok politika tercihlerine yaklaşmasıyla da irtibatlıdır. Dolayısıyla seçmen nezdinde örneğin partiler arasında göç politikalarına yönelik benzer tercih ve söylemlerin oluşması, AfD'ye yönelik bir seçmen teveccühünü azaltmaktan ziyade artması sonucunu doğurmuştur. Bu süreç, AfD'nin, daha uç tercih, söylem ve talepleri ile kamuoyunda daha fazla normalleştirilmesine ve Alman siyasî denkleminde de öne çıkmasına katkı sağlamıştır. Gelinen aşamada partinin seçmen nezdinde tepkisel bir mahiyetten ziyade, bilhassa artık doğrudan politika vaatleri sebebiyle karşılık bulduğu intibaı kuvvetlenmiştir.

Sonuç itibarıyla Saksonya-Anhalt eyalet meclisi seçimleri, Alman siyaseti açısından önemli bir kırılmayı ve diğer siyasî partilerin temsil sorununu belirginleştirmiştir. Partilerin seçmen mobilizasyon kabiliyetlerinin AfD karşısında ciddi anlamda gerilediği söylenebilir. Bu trendin, yalnızca Almanya'nın doğu eyaletlerinde değil, batıdaki eyaletler ve federal düzeyde de geçerli olduğu yapılan güncel anketlerde gözlenmektedir.

Saksonya-Anhalt eyaletinde AfD mutlak çoğunluğa ulaşamamıştır. Bu sebeple önümüzdeki haftalarda –azınlık da olsa– bir hükûmet kurup kuramayacağı bilhassa BSW'nin tavrı neticesinde netleşebilecektir. AfD'nin bu eyalette bir hükûmet kurmak için aşırı bir ısrarda bulunmayabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Zira partinin seçim programındaki vaatlerinin uygulanabilirliği kamuoyunda sorgulanırken, parti böyle bir sorumluluk altına –üstelik olası bir azınlık hükûmeti denkleminde– girmek istemeyebilir

Böyle bir denklemde ilgili eyalette ortaya çıkabilecek vaatlerin hayata geçirilemediği somut bir başarısızlık, partinin uzun vadedeki federal hükûmet olma hedef ve anlatısına da olumsuz yansıyabilir. Buna rağmen, bu eyaletteki seçim sonuçları, AfD'nin diğer eyaletlerdeki ve en nihayetinde federal düzeydeki iktidar olma hedeflerine yönelik şimdilik kritik bir eşik olarak değerlendirilmektedir. Partinin kapatılmasına yönelik adim atılması çağrıları da yeniden öne çıksa da bilhassa Şansölye bu adıma mesafelidir. 20 Eylül'de Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletlerinde gerçekleştirilecek olan eyalet meclisi seçimlerinin ve buradaki sonuçların da daha somut yansımaları olması beklenebilir. Bilhassa Merz liderliğindeki CDU/CSU-SPD koalisyonunun 2029'daki bir sonraki Federal Meclis seçimlerine kadar sürdürülüp sürdürülemeyeceği de buradaki sonuçların ardından daha yüksek sesli gündeme gelebilir.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA