Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Zeytin Dalı Harekâtı sadece 'nin değil tüm bölgenin güvenliğine meydana okuyan Afrin'deki terörün temizlenmesi için halen devam etmektedir. Harekât henüz başladığında Genelkurmay Başkanlığının ilan ettiği gibi amaç Afrin'de hudut güvenliğinin sağlanması, teröristlerin etkisiz hale getirilmesi ve Arap, Türkmen ve Kürtlerin barış içinde yaşayabilecekleri ortamın tesis edilmesidir.
Harekâtın mevcut resmi incelendiğinde 'nın sabırlı bir ruh haliyle ilan edilmiş hedefleri adım adım gerçekleştirmek istediği söylenebilir. Bu çerçevede mevcut harekât resmi halen iki farklı stratejinin uygulandığı izlenimi vermektedir: İlk strateji Afrin'e ulaşan ana yaklaşma istikametlerine hakim kritik arazinin ele geçirilmesidir. İkinci strateji ise zayiattan kaçınma adına yoğun ateş ve koordineli manevra ile teröristlerin etkisiz hale getirilmesine dayanmaktadır. Her iki stratejinin birleşimi hemen değil ancak tedricen elde edilebilecek bir başarıyı getirebilecektir.
Arazinin ele geçirilmesi üzerine kurgulanan ilk strateji, Türkiye'nin hudutları yakınında hilal şeklinde bir bölgenin kontrol altına alınması ve müteakiben Afrin civarının kuşatılmasına olanak tanıyacaktır. Aynı zamanda Türk hududuna yakın ve / kontrolü altındaki köylerde yaşayan insanlar TSK ve tarafından özgürleştirilmiştir. Harekâtın başlamasıyla oluşan "cep"ler zaman içinde birleştirilmiş, PKK/PYD geri bölgesinde kalın betonla güçlendirdiği tüneller ağı şeklindeki direnç hatlarına çekilmeye zorlanmıştır. Böylece TSK birliklerinin koordinasyon ve karşılıklı destek imkanı güçlendirilmiş ve birliklerin birbirlerine ateş desteğinde bulunması sağlanarak derinlikte ilerlemenin önü açılmıştır. Diğer yandan PKK/ PYD'nin Türk ateş gücünden etkilenmemek için araziye "gömülme" tercihi sonuçsuz kalmıştır. Türk milli savunma sanayii tarafından geliştirilen ateş destek vasıtalarımız kalın betonla inşa edilmiş olmasına rağmen terörist mevzilerini çökertmiştir. Türk zırhlı araçları ve topçusu küçük atış mazgallarını dahi tespit ederek direnek noktalarını hassas hedef tespit yoluyla imha edebilmiştir. Diğer bir ifadeye Türk mühimmatı ile askeri bilgi sistemlerinin bileşimi hem geleneksel hem de gayrinizami tarzda tesis edilmiş savunma hatlarını beklenenden daha hızlı bir şekilde yarmıştır.
TSK'nın harekâtın başlangıcından bu yana ilerleme istikametleri TSK ve ÖSO'nun Afrin'e uzanan ana yaklaşma istikametlerindeki kritik araziyi takip ettiklerini göstermektedir. Ancak özellikle Afrin'in batısında TSK ve ÖSO mahkum araziden hakim araziye doğru özellikle zirveleri ele geçirmeye çalışmıştır. Harekâtın halen şahit olunan gidişatı söz konusu hakim arazi kesimlerinin birkaç hafta içinde ele geçirilebileceğini ve müteakiben harekâtın Afrin şehir merkezine kanalize olacağını göstermektedir.
TSK'nın ikinci stratejisi -gelecekte karşılaşılabilecek tehditlerin de önlenmesi adına- tüm PKK/PYD teröristlerinin etkisiz hale getirilmesidir. Bu maksatla TSK, PKK/PYD'yi Afrin şehir merkezinde izole etmek durumundadır. Harekâtın 27. günü itibarıyla 1.538 teröristin etkisiz hale getirilmiş olması, terör örgütünün topyekun imhasına dayanan stratejik önceliğin taktik birlikler tarafından halen başarıyla uygulandığını göstermektedir. Türkiye, Afrin'i terk edebilecek terörist artıklarının başka bir bölgede terör tehdidi olarak karşısına çıkacağının farkındadır. Ayrıca Ankara'nın hedefi 'nin toprağını ele geçirmek veya işgal etmek değil terör tehdidini mağlup etmek ve Suriye halkının meşru temsilcileri olan ÖSO'ya Türkiye'nin yanı başında düzenin tesis edilmesinde yardımcı olmaktır.
Bahse konu iki strateji de harekâtın ilk ayı içinde düşük bir harekât temposu ile uygulanmaktadır. Böyle bir tercihin ilk nedeni PKK/PYD tarafından tesis edilmiş mayın, el yapımı patlayıcı gibi tuzakların TSK, ÖSO ve sivillere verebileceği zarardan kaynaklanan endişedir. TSK söz konusu tuzakları muhtemel zayiatları önlemek için dikkatli bir şekilde temizlemektedir. Ayrıca zayiat riski bağlamında muharip unsurların çatışmalar esnasında, Zeytin Dalı Harekâtı gibi operasyon çeşitlerinde yüksek zayiat oranları ile karşılaşabilmesi muhtemeldir. Ancak TSK ve ÖSO diğer ülkelerin benzer harekâtları ile karşılaştırıldığında düşük zayiat oranını yakalamıştır. Örneğin İsrail Silahlı Kuvvetlerinin 2006'da Lübnan Savaşı olarak bilinen ve 34 gün süren harekâtında, harekâtın başlamasına neden olan iki asker dahil toplamda 121 askerini kaybetmiştir. Bu nedenle TSK ve ÖSO kendi askerlerinin hayatlarına değer vermek uğruna harekâtı yavaş bir tempoyla fakat kararlı bir şekilde icra etmektedir.
Harekâtın düşük temposunun bir diğer nedeni Afrin'deki sivil halkın hayatlarına verilen önemdir. Halen terör örgütünün başka çatışmalarda yaşanan olayları çarpıtarak yaptığı kara propagandanın tersine TSK ve ÖSO harekâtın ilk ayı içinde tek bir sivil zayiata neden olmamıştır. Bu başarı ayrıntılı operasyon planlaması ve yüksek teknolojiye sahip askerî istihbarat vasıtaları ile yapılan bilinçli keşif/gözetleme faaliyetlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Eğer iki farklı vaka incelenirse, Türkiye'nin sivil zayiat konusunda ne kadar dikkatle hareket ettiği rahatlıkla görülebilir. İsrail 2006'daki Lübnan müdahalesinde 34 gün içinde 1.125 sivilin ölümüne neden olmuş, sivillerin hedef gözetilmeksizin bombalanması suçlamasıyla karşılaşmıştır. Diğer bir örnek ise ABD'nin Irak'ı işgali şeklinde verilebilir. Bilinen Iraklı sivil zayiatı ABD müdahalesinin ilk yılında 12.125 olarak tespit edilirken bu rakam 2006'da 29.441'e çıkmıştır. ABD müdahalesindeki gerçekleşen toplam Iraklı sivil zayiat miktarı ise net olarak bilinmemektedir. Her iki vaka Zeytin Dalı Harekâtı ile karşılaştırıldığında Türkiye'nin orantılı ve kendi oto-kontrolünü sağlayarak hareket ettiği, böylece asker veya sivil her türlü zayiatı önlemeye çalıştığına emaredir.
Sonuç olarak Zeytin Dalı Harekâtı, birinci ay içinde planlandığı gibi ve istikrarlı bir şekilde icra edilmektedir. TSK ve ÖSO yancıl etkileri önleyecek şekilde harekâtın hem planlanmasında hem de icrasında tedbiri elden bırakmamaktadır. Müteakip iki ay boyunca Afrin şehir merkezi civarında çatışmaların yoğunluk kazanabileceği beklenmektedir. Her halükarda TSK ve ÖSO ilan edilen siyasi önceliklere bağlı kalacaktır ki bunlar terör tehdidinin tamamen yok edilmesi ve Suriye meşru unsurlarına destek sağlanmasıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN