Ermenistan 7 Haziran 2026'da sandık başına gittiğinde yalnızca Ermeni siyasi partiler değil, üçüncü taraflar da halkın oylarına tâbi oldu. Önce Moskova elindeki ekonomik kozları kullandı. Rus gümrüğü çeşitli gerekçelerle domates, salatalık ve çilek, ardından kiraz, kayısı ve üzüme gümrük engeli getirerek Ermeni tarım ürünlerinin hem Rusya'ya hem de Avrasya Ekonomik Birliği pazarına girişini durdurdu. Kremlin sözcüsü Peskov ise Ermenistan'ın Avrasya Ekonomik Birliği'nden uzaklaşması halinde bin metreküpü 177,5 dolardan aldığı doğal gazın Avrupa fiyatlarından, yani üç buçuk kat pahalıya satılabileceğini hatırlattı. Diğer bir ifadeyle, Rusya "Batı'ya dönersen bedelini ödersin" mesajını verdi.
Buna karşılık, diğer cephe ikna yöntemini seçti. Türkiye, 2 Haziran'da Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun tam kapasiteyle açıldığı gün, Ermeni iş heyetini Kars'ta ağırlayarak hem Ermenistan'ı bu hatta bağlama hem de hudut kapılarını açma yönünde güçlü bir sinyal verdi. Azerbaycan petrol ürünlerini ve Kazak buğdayını Ermenistan'a sevk etmeye başlayarak barışın yaratabileceği fırsatları hatırlattı. TRIPP projesi ile Zengezur'un işletilmesine soyunan ABD ise 26 Mayıs'ta nadir elementler anlaşmasıyla Güney Kafkaslar'daki kalıcılığını tescil etti. Macron ise Erivan Diyaloğu Forumu'na bizzat katılarak Paşinyan'a açık destek verdi. Kısacası, bu seçimde Ermeni seçmenin yanında üçüncü taraflar da yarıştı.
Sandıktan çıkan sonuç bu yarışın galibini de ilan etti. Paşinyan'ın Sivil Sözleşme Partisi yüzde 49,81 oyla (727 bin oy) açık ara birinci olurken, Rus Oligark Karapetyan'ın Güçlü Ermenistan İttifakı yüzde 23,29'da, eski Cumhurbaşkanı Koçaryan'ın Ermenistan İttifakı yüzde 9,94'te kaldı. Müreffeh Ermenistan yüzde 4'lük barajı kıl payı geçti. 101 sandalyeli parlamentoda bu tablo, Sivil Sözleşme'ye 58, Güçlü Ermenistan'a 27, Ermenistan İttifakı'na 11, Müreffeh Ermenistan'a ise 5 sandalye civarında bir dağılım anlamına geliyor. Katılımın yüzde 59'a yaklaşarak son üç seçimin en yüksek seviyesine çıkması, seçimlerin meşruiyetini pekiştirdi.
AGİT gözlemcilerinin "sonucu etkileyecek ölçekte usulsüzlük tespit edilmedi" yönündeki ön değerlendirmesi de muhalefetin elindeki itiraz kozunu büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Üstelik seçim öncesi anketler iktidar partisine yüzde 25-32 bandında oy öngörürken; sandıktan Paşinyan lehine çıkan yüzde 50'ye yakın oy anketlerin ters teptiğini gösterdi.
Parlamentodaki bu dağılım Paşinyan liderliğindeki istikrarlı bir hükümeti haber veriyor. Diğer bir ifadeyle ne koalisyon pazarlığı ne de erken seçim söylentisi gündemden çıktı. Ancak risklerin farkında olmak gerekiyor. Azerbaycan, barış antlaşmasının imzası için Ermenistan Anayasası'ndan toprak iddiası içeren atıfların çıkarılmasını bekliyor. Anayasa değişikliği referandum gerektiriyor ve parlamentoda üçte bire yakın oy toplamış Rus yanlısı muhalefet, bu süreci zehirlemek için elinden geleni yapacak. Paşinyan'ın sandık zaferi, anayasa tartışmaları cephesindeki kavgayı kolaylaştırmıyor; sadece erteliyor.
Seçimin en büyük kaybedeni ise tartışmasız Rusya ve Rus yanlısı siyasetçiler oldu. Moskova'nın seçim arifesinde devreye soktuğu ekonomik baskı, Ermeni seçmeni korkutmak yerine kızdırdı; Karapetyan ve Koçaryan'ın temsil ettiği eski düzen sandıkta bir kez daha reddedildi. Bu resim içinde Rusya'nın seçim sonuçlarını görüntüde saygı göstermesi, fiiliyatta siyasi ve örtülü müdahalelere başlaması muhtemel. Karabağ Ermenileri için çıkarılması gereken ders aslında açık. Geçmişi siyasi sermayeye dönüştürmek yerine Ermenistan toplumuna entegre olmaları gerekiyor. Diasporanın da uzaktan siyasete diktede bulunmak yerine Paşinyan'a ve onun "Gerçek Ermenistan" vizyonuna saygı göstermeyi öğrenmesi gerekiyor. Nitekim Ermeni Kilisesi'nin diaspora desteğine ve Rus provokasyonuna itibar etmeyi bırakması artık şart oldu. Çünkü Kilise, Paşinyan aleyhine gösteriler düzenlerken Ermeni halkının yarısının desteğini alamadığı ortaya çıktı.
Avrupa Birliği'nin Ermenistan'a desteğinin önümüzdeki dönemde artacağı kesin. Vize serbestisi görüşmeleri, ortaklık çerçevesi ve mali yardımlar daha da derinleşecek. Ancak bir gerçeği görmeden atılan her adım havada kalacak. Türkiye olmadan AB'nin Ermenistan açılımı sonuçsuz kalmaya mahkûm. Denize çıkışı olmayan, iki komşusuyla sınırları on yıllardır kapalı bir ülkenin Avrupa'ya entegrasyonu ancak Türkiye üzerinden mümkün. Dahası, Erivan'da dillendirilmeye başlanan AB üyeliği söylemleri de Türkiye'nin üyelik süreciyle birlikte ele alınmak zorunda.
Paşinyan, Türkiye ile normalleşme beklentisini açıkça dile getiriyor. Diğer bir ifadeyle, Türkiye ve Azerbaycan'a entegre olmadan Ermenistan'ın AB'den medet umması gerçekçi değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Paşinyan'ı tebrik etmesiyle birlikte bu sürecin yeni bir ivme kazanması beklenebilir; ancak normalleşmenin Azerbaycan ile koordinasyon içinde yürütülmesi şart. Ankara'nın bugüne kadar izlediği "Bakü ile eşgüdüm" çizgisi hem bölgesel dengeyi hem de sürecin kalıcılığını garanti etti. Ancak Azerbaycan'ın da fırsatları görmesi ve barışa daha somut bir hale -tedrici de olsa- dönüştürmesi gerekiyor.
Önümüzdeki aylarda hükümetin kurulmasıyla birlikte anayasa değişikliği tartışmalarının alevlenmesi, Azerbaycan ile hudut tespiti sürecinin hızlanması ve Paşinyan'ın daha cesur adımlar atması bekleniyor. Sonuçta Ermenistan'ın bölgeye entegre olması hem Türkiye hem de Azerbaycan için kazanç. Fırsat özellikle ekonomik ve ticari alanda belirgin. Kars'taki iş buluşmasıyla başlayan süreç, Türkiye'nin Doğu Anadolusundan Ermenistan destinasyonuna karşılıklı ticareti hızla büyütebilir. Gıda, inşaat, turizm, bölgesel sanayi, tarım ürünleri ve Barış Kavşağı projesi atıl duran hinterlandı canlandırabilir. Ancak yüzyıllık hafızanın yüklediği toplumsal sorunların siyaseten dikkatle yönetilmesi gerektiği de unutulmamalı.
O halde fırsatların yanında riskleri de görmek gerekiyor. Diasporanın Türkiye ile normalleşmeye karşı tavrı hâlâ belirsiz. Özellikle Fransa, Kanada ve ABD'deki örgütlü diaspora yapıları süreci baltalama gücüne sahip. Öte yandan Rusya'nın seçim yenilgisini sineye çekmeyip örtülü müdahalelere, ekonomik baskıdan dezenformasyona uzanan seçeneklere başvurması kuvvetle muhtemel. İran'ın ise kendisini dışlanmış hissettiği her bölgesel denklemde olduğu gibi burada da menfi bir siyaset yürütme ihtimali var.
Risklere rağmen, seçimler sonrasındaki siyasi tablo aslında umut verici. Ermeni seçmen Paşinyan'a vize vererek değişim istediğini ilan etti. Atılması gereken adımların artık cesurca atılması gerekiyor.